Genç Kalemşörler Ahsen Nur Kılınç-1

BIRAKTIĞIN İZLER

Bu sabah sensizliğe uyandım yine
Bir kabus olmasını diledi gözlerim
Değince senin acımasız sözlerine
Eski huzurlu günlerimizi özlerim

Gecelerim günüme karıştı sanki
Her geçen bir ızdırap yüreğimde
Kimsesiz bir çocuk ağlıyor gibi
Tarifsiz bir acı yaşıyor kalbimde

Dolar gözlerim düşürdükçe hatırıma
O herkesten sakladığım anılarımı
Bazı umarsız sorular gelir aklıma
Niçin görmedin sararıp solmalarımı

Bir çift kelamını bekledim aylarca
Dalgalar geldi dile bir sen gelmedin
Saklandığın yerden çıkıp da bakınca
Bıraktığın izler silinmesin istedin

İçimdekileri bir rüzgara fısıldadım
Alıp götürsün benden uzaklara diye
Artık geçmiyor adının yanında adım
Bıraktım bizli günleri ebediyete

Genç Kalemşörler Polat

ADINI TAŞIYAN ŞİİR

Afşin’in sabahında uyandım yine
Dağlar sessiz gökyüzü maviydi
Bir rüzgar esti usulca yüzüme
Adını fısıldadı gizlice sanki

Binboğa’nın eteklerinde gezerken
Her taşta her yolda bir hatıran kaldı
Gözlerin düşer aklıma gün batarken
İçimde büyüyen sevdan yeniden canlandı

Meltem, sen bahar gibi geldin ömrüme
Kuruyan dallara çiçek açtırdın
Bir gülüşün yetiyor bütün kederime
Karanlık gecelerimi sabaha çıkardın

Afşin benim yurdum, çocukluğum özüm
Sen kalbimde sakladığım en güzel sözüm
Biri toprağım olmuş kök saldığım yerde
Biri sevdam olmuş benimle her yerde

Akşam olur ışıklar yanar sokaklarda
Hayalin dolaşır sessiz duraklarda
Ne zaman baksam gökyüzündeki yıldızlara
Adını yazar gönlüm göğün uzaklarına

Belki bir gün aynı yolda yürürüz yeniden
Rüzgar saçlarını savurur Afşin’den esen
Ben gözlerine bakar dünya dursun isterim
Bir ömürlük huzuru bulurum seninle

Şimdi uzak olsan da değişmez duygularım
Ne yıllar silinebilir ne de ayrılıklarım
Çünkü memleketim kadar sevdim seni
Afşin kadar gerçek rüzgar kadar serin…

Genç Kalemşörler Beyza Nur K

DÜNYA

İmtihanlarla dolu bir dünyanın gözbebeğindeyiz.
Kimimizin dilinde isyan, kimimiz şükür ilindeyiz,
Hüzün diyarında köşeye çekilmiş sessizliğin sesindeyiz.
Konuşsak anlayan yok, sussak duyan...

Sevdalarla dolu bir dünyanın pembe günlerindeyiz.
Kimimiz Mecnun, kimimiz Leyla misaliyiz,
Bilemedik ki aşkın bir yerli misafiriyiz,
Baksak gören yok, bakmasak görünen...

Acılarla dolu bir dünyanın üçüncü günündeyiz.
Dünleri heba ettik, merhem peşindeyiz.
Yarınlarımız meçhul, sorsan bir garip cahiliz,
Ağlasak mendil yok, gülsek halimiz...

Bilinmezle dolu bir dünyanın görünmez yerindeyiz.
Saatler şaşmış akrebin canındayız,
Uykuya dalan insanlığın diyarındayız,
Koşsak yetişen yok, dursak koşan.

Genç Kalemşörler Emine Özdemir-1

“Sana Hasret”

Kokun sindi evin her bir tarafına,
Bu evde uyanmak zulümdür sabahlara,
Şimdi kaç şiir yazılsa azdır adına,
Duyabilir miyim sesini ,hangi şarkıda hangi radyoda?

“Yemek ye” diyorlar geçmez ki boğazımdan,
Keşke gitmek mümkün olsaydı ardından,
Kaçamıyor insan işte alnındaki yazısından,
Harfi harfine yaşanıyor orada yazan.

Bir ilkbahar sabahı geldi haberin,
O gün çepeçevre kuşattı beni hüznün,
Şimdi silinmeye başladı hafızamdan yüzün,
Bir resmin kaldı geriye, bir eskimiş kıyafetlerin.

Acını yaşamak da iyi hissettiriyor,
Yanımda değilsin de diğer odadasın gibi geliyor,
Açan çiçek sen kokuyor, yağan yağmur sana yağıyor,
Sen gitsen de adın benimle yaşıyor.


Genç Kalemşörler Osman Kurt

NAĞME-İ SAZ

Giryende sazımın evtârı,
Kurtarmam lazım mahdûd dünyamı.
Yaradana değil mütemadi isyanlarım, Kurtarmam lazım senden hayatımı.

Yağmur damlaları camımda,
Seni anar, nağme-i saz eder.
Her zerrem muhtazır o anda,
Hücrelerim ufak ufak inler.

Sen sade, Nermin, hoş kadın;
Beni bu dünyadan nefy et.
Muğber edebileceğimi düşünme sakın,
Sana nasıl duyayım içimde nefret?

Genç Kalemşörler Emir Yusuf Özmen

Okul Öncesi Eğitim Anlayışında Orman Okulu

Orman okulu yaklaşımı çocukların doğayla iç içe olacak bir şekilde öğrenme süreçlerini destekleyen oldukça etkili bir eğitim yaklaşımıdır. Orman okullarının fiziki bir binası yoktur. Bu yaklaşımda çocuklar kendilerini sınıf ortamından dışarı atarak doğal ortamlarda çeşitli etkinlikler yaparlar.

Orman okullarının temel amacı çocuklara doğa - çevre bilinci kazandırmak ve çocukların doğayla bağ kurmasını sağlamaktır. Eğitim süreci öğretmen merkezli değil öğrenci merkezli, bireysel farklılıklar dikkate alınarak planlanır. Öğrenme çoğunlukla keşif ve deneyim yoluyla gerçekleşir. Doğal ortamlar 0-6 yaş grubu çocukların keşfetmesi ve çeşitli tecrübeler edinmesi için biçilmiş kaftandır. Çocuk ormandaki ağaçları, bitkileri, hayvanları ve doğal yaşamı doğrudan gözlemleme şansı elde eder. Bu çocukta doğa ve çevre bilinci oluşturmanın en etkili ve pratik yoludur. Orman okulu yaklaşımının en özgün özelliği ise şüphesiz çocukların risk almalarına izin verilmesidir. Bizim milletimiz içinde bulunduğumuz yüzyılda genellikle çocuklarını riskten ve tehlikeden uzak tabiri caizse el bebek gül bebek yetiştirmektedir. Düşmesine bile müsaade etmeden büyüttüğümüz çocuklarımızı maalesef gerçek hayata hazırlamak noktasında istemeden de olsa kusurlu davranıyoruz. Bu davranış biçimi birçok Avrupa ülkesinde özellikle İskandinav ülkelerinde yavaş yavaş geride bırakılarak yerini çocukların kontrollü bir şekilde risk almalarına izin verildiği orman okulu yaklaşımına bırakmaktadır.

Orman okulunda çocuklar risk almayı ve karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmeyi öğrenirler. Hatta çocuklar bir rehber eşliğinde İsveç çakısı, balta ve bıçak gibi aletleri kullanabilirler. Bu yaklaşımda bu aletler tehlikeli görüldüğü için yasaklanmak yerine bir öğrenme aracı olarak görülerek kontrollü bir şekilde çocukların kullanımına izin verilmiştir. Bu durum bizlere tehlikeli gibi görünebilir. Bunun sebebi de çocuklarımızı alışık olduğumuz el bebek gül bebek yetiştirme tarzımızdır.

Bu aletlerin kullanımında güvenlik tedbirleri oldukça yeterlidir. Motor becerileri istenilen düzeyde gelişmemiş çocukların ellerine bu aletler verilmez. Verilen aletler de boyutsal olarak çocukların kullanımına uygun şekilde tasarlanmıştır. Çocuklara bu aletleri kullandırmadan önce bıçakla çalışırken oturulan mesafe (kan aralığı), bıçağın yönü ve kullanım dışında bulunması gereken konum gibi daha birçok kural çok iyi bir şekilde öğretilir. Çocuklar bu aletlerle ahşap yontması ve budama gibi basit ve temel görevleri yerine getirirler. Bazen de karşılaştıkları bir sorunun çözümünde bu aletleri kullanırlar.

Çocukların gerçek aletler kullanmasına izin vermek yetişkinler tarafından kendilerine güven duyulduğunu çocuğa hissettirerek çocukların sosyal-duygusal gelişimlerini önemli ölçüde destekler.

Doğayla iç içe büyüyen çocuklar doğayla bir arada yaşama konusunda çok daha kolay adaptasyon sağlar. Hayata ve içinde bulunduğu çevreye karşı hazırbulunuşlukları önemli derecede artar.

Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki “Çocuklarımızın daha risksiz bir yaşam sürmelerini istiyorsak küçük yaşlarda risk almalarına izin vermeliyiz.”