Genç Kalemşörler Emine Özdemir-1

BİLSEYDİM
Bilseydim ki sen gireceksin hayatıma,
Bambaşka yaşardım ömrümü.
Lavinialar ekerdim kapıma,
İyiden başkasına kapardım gözümü.

Bilseydim ki gözlerinde bulacağım aşkı,
Dertlerime ağlamazdım günaşırı,
Bunca yıl zor etmezdim sabahı,
Güzelliklerle doldururdum satırları.

Bilseydim sesin ilaç olacak yaralarıma,
Ve yeniden bağlayacak yaşama,
Dalıp dalıp gitmezdim uzaklara,
Sırtımı dönmezdim el uzatanlara.

Ve bilseydim bakışın içimi ısıtacak,
Her kelimende daha çok seveceğim kendimi,
Varlığın umutsuzluğun kapısını kapatacak,
Daha önce arar bulurdum seni.

Genç Kalemşörler Yusuf Emre Gül

İNCİ MİSALİ

Herkesin kaderi bir midir? Bazı hayatlar var ki o kadar benzer bazıları var ki “ Rabbim kimseyi bu Hayata mahkum etmesin ” diyor. Peki, biz hangisiydik? Kaderi benzer insan mıyız yoksa yaşadığına isyan eden mi? Size bir şey söyleyeyim mi? İnsan kendi geleceğine kendisi şekil verir. Eğer seçimlerini bir başkası yapar ise o zaman onun şekillendirdiği hayatı yaşarız. Bazen de şuna inandım ki insanın doğduğu coğrafya onun kaderinin başlangıcıydı. İnsan doğacağı coğrafyayı seçebilmiş olsaydı belki kaderini değiştirebilirdi. Ama böyle bir şey imkansızdı. İnsan kendi cüzi iradesinin dışına çıkamıyordu. Allah zaten Kuranı Kerimde de demiyor mu? Furkan suresi 20.ayet “ Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerde şüphesiz ki yemek yerler, çarşı pazarlarda gezerlerdi. Bir kısmınızı da deneme ve Sınava vesile kıldık. Sabreder misiniz? Rabbin ise yeterince bilip görendir.” İşte ayette buyrulduğu gibi bazıları daha bu yalan dünyadayken sınavı başlar. Sabretmeleri için de Allah şu ayeti söylemiş. Kuranda geçen Yusuf suresi özetle şöyle diyor;” Her imtihanın sonunda mutlak bir mükafat vardır. “ Tüm mesele sabır ve tahammül. Sadece birazcık sabır lazım bize ama bizler sabretmek yerine isyana başlıyoruz. Bizler bu yalan dünyada birer inci misaliyken göçüp gidecekken neden sabretmiyoruz? Çünkü içimizde ağır basan bir şey var. O ne mi? “Nefis” hani derler ya şeytanı uzakta arama, yakında. İşte o şeytan nefis. Her şey o kadar ağır geliyor ki ona, seni isyana kadar sürüklüyor. Bir yerde okumuştum bir divane ile adam insan nefsi için şöyle konuşuyorlardı;

Adam: Görür müsün şu atı yılkıdan devşirmişler. Ehlileştirmeye çalışırlar. Ama unuttukları bir şey var bu at ehlileşmez muhterem! Dizgine gelmez bu at, sığmaz bu ahıra muhterem. Alışmış o at vahşi bozkırda yaşamaya, ucu görünmeyen yerlere koşmaya, alışmış güneşin doğuşundan batışına şahit olmaya, gürül gürül pınardan su içmeye yeter mi ona şu ahır, yalak? Ehlileşir mi bu at muhterem?

Muhterem: İnsana insan derler dayı insan neden yapar bunu?

Adam: İnsan, içinde vahşi bir at taşır nefis derler bildin mi muhterem?

Muhterem: Ehlileşmez mi bu at? Dolu dizgin gitmek mi ister?

Adam: İşte marifet bu ya. İnsan içindeki o vahşi atı ehlîleştirebilmeli. Ağaç yaşken eğilir diye bir söz var bildin mi? Büyüdükten sonra eğitebilir misin? Önemli olan fidanı küçükten iyi yetiştirmektir.

Genç Kalemşörler Osman Kurt

SEN İLE SEN ARASINDA

Bugün mezarda mutlu aile tabloları.
Külü düşmek üzere parmağındaki sigaranın.
Dikkat et, hayallerin yarım kalmasın;
Gidişin öyle güzeldi ki etkisizdi destanların.

Gitgeller içinden geçen durağından
Geçme, sana giydirilse de altın kaftan.
Sen ile sen arasında kalıyorum arafta;
Benliğim iki cephede, senle savaşta.

Bekleyenler gitti, ey beklenenler.
Zamansız açılan yaralar zamanla mı geçer?
Seni düşündürür bana ıssız geceler;
Senden bir parça var her hecemde.

Bilirsin, en sevdiklerin bırakır seni.
Ben de öğrendim, sen bırakınca beni.
Kurt bir cephede savaşı kaybetti;
Öyle güzel öldürdü ki ölüm bile güzelleşti.

Genç Kalemşörler Ulviye Nur Hurmanlı

AFŞİN’DEN

Sen gidişin Afşin’den:

Tarhana zamanı gatıksız galdım,
Ekin zamanı bidersiz galdım,
Sen gidişin Afşin öksüz galdı.

Güz geldi göçmen zobasız galdım,
Maravuz kömbesiz, hurman kalesiz galdım,
Benim ağıdımı duymayınca Çağlayanceritsiz galdım.

Uykum geldi döşeksiz galdım,
Gış ekmeği zamanı yakacaksız galdım,
Sen gidişin Afşin bir kimsesiz galdı.

Çitil zamanı topraksız galdım,
Ahıra gidicim saan tassız galdım,
Gamine goyunla yaliyiz galdım.

Aşkı Sineklili Kara Hüseyin’den buldum.
Mertliği Hurmanlı Yunus’tan gördüm,
Gene de tarhana zamanı gatıksız galdım.

Sevine vardım büdeysiz galdım,
Tabura gittim susuz kaldım,
Arıstıla gittim hasım kaldım…

Guşgayasında esir galdım,
Emirli’de Ashab-ı Kehf’siz galdım,
Şu ahir zamanda bir Afşin bir Hurmanlı galdı.

Genç Kalemşörler Emir Yusuf Özmen

ŞÜKÛFE’YE HİTAPLAR
Gözlerin gönlümde bir çiçek bahçesi Şükûfe.
Aman! Esmesin rüzgârlar sakın.
O güzel yaprakların savrulup başka illere...
Aman başka topraklara saçılmasın.

Yağmur da yağmasın olur mu?
Emin ol, sen diğerleri gibi solmazsın.
Mey misali o büyülü kokunu...
Aman benden başkası almasın.

Koparabilir miyim acaba biraz yaprağından?
Korkma, canın hiç acımaz.
Sonbahar gelip gönlüme düştüğünde hicran...
Bilirim, bu can sensizliğe katlanamaz.

Olur da vuslata ermeden göçersem bu diyardan...
Dalarsam ölümün ebedi uykusuna...
Bazenleri toprağımda yeşer olur mu?
Çünkü ben her daim alırım senin o güzel kokunu.

Genç Kalemşörler Halil İbrahim Batman

BAŞKA DERT
Sana nasıl küseyim ki gül-i ruhsar
Samimi olmayan kelimelerin var
Bir kelimenle günlerce avunmaya çalışan gönlüm var
Umursamaz bir halin var
Yok sayamayacak kadar derin hasretin var
Seni yaşamayı bekleyen bir kaderim var
Senin ruhunda başka yaraların var

Senin yalnızca bir ruhun var
Benim için senli bir dünya var
Senin bir zülf-i âlâ var
Bende ise derinde bir kalp var
Sende bir zülf-i misk var
İçime dolmasını beklediğim bir misk var

Sarılmayı bekleyen derdin var
Hasretle sarılmayı bekleyen kollarım var
Geçmeyi bekleyen bir ömrüm var
Yaşanmasını beklediğim hayır dualarım var
Gönlümde ince bir hasret var
Sende ise başka bir dert var

Genç Kalemşörler Hatice Özdemir

UZAKTAN SEVGİ

Sen çıkar beni hayatından
Anma adımı hiçbir zaman
Esse de bana fırtınan
Uzaktan seviyorum seni

Çıktığında aniden karşıma
Düşman kal istersen barışma
Gelsem de kırk elli yaşıma
Uzaktan seviyorum seni

Sesin şifa, bakışların bana derman
Yeterdi bir kez olsun selam salman
Ruhuma sensin sağanak olup yağan
Uzaktan seviyorum seni

Yapamıyorum seni düşünmeden
Hayalini karşıma getirmeden
Bak ne güzel hiç incitmeden
Uzaktan seviyorum seni

Saçıma ak düşsün bükülsün belim
Artık tutmasa da yorgun dizlerim
Seni hatırlamadan geçmez saatim
Uzaktan seviyorum seni

Biliyorum yâdında degilim gayri
Bir kuş misaliyim kanadı yaralı
Geçecek böyle ömrümün yılları
Uzaktan severek seni...