
PLEVNE KAHRAMANI GAZİLER ŞAHI OSMAN PAŞA
(93 Harbi)
rusların kabusu olan,
Türk ordusunun şanlı Osman’ı,
145 gün boyunca Plevne’den çıkmayan,
Türk ordusunun şanlı Osman’ı.
ruslar Tuna’yı atlayıp geldi,
Osman paşa tek tek yerlere serdi,
Tuna Nehri, Osmansız akmam dedi.
Adınla yaşa şanlı Osman’ım.
Osman Paşa’nın kolunda patlasa da bombalar,
Yurda ayak basamadı alçak ruslar
Kılıcıyla, atıyla, şerefiyle, savaştı
rusları Tuna’ya döktü şanlı kahramanlar.
Şanın Plevne’ye sığmaz Osman Paşa’m
Plevne Kahramanı Osman Paşa’m
Türk ordusunun komutanı Osman Paşa’m
Nice Tunalar sana feda olsun.

YOK OLUŞ
Uzaktan koku geliyor ama acı
Bir ses geliyor masumca duyuyor musun?
Etrafa baktıkça yankılanan
Hasret kokusu etrafımı sarıyor…
Sana gitme demiştim
Dinlemedin gittin…
Şimdi sana hasretim
Ey melek evladım neredesin?
Elimi uzatsam tutup kendime çeksem
Aramızdaki hasret çizgisini silsem
Kavuşamadığım evladıma kavuşsam
Sadece sana hasretim ey evlad…
Daha küçücüktün kefen bile giyemezdin
Bir kurşun sonun oldu
Giyemez dediğim kefeni giydin
Şimdi neredesin ey evladım?

ÜMİT VERİYOR YAŞAMAK
Ve yeniden ümit veriyor yaşamak,
Asfalt bekleyen bir köy yolunda yürürken.
Önemli değil köyün dar sokaklarında kaybolmak,
Süt dişleri dökülmüş bir çocuk sana gülümserken.
Ya da bir mahalle arasında,
Şükür ki kesilmemiş bir ağaç altında.
Bağrışmalar, belki küfürler, çay kaşığı sesleri arasında,
Gazete okumaya çalışmak daha bir bağlar hayata.
Belki de kocaman bir metropolde,
İnsanlar topluca gelse de üstüne,
Hatta yanlışlıkla seni düşürse,
“Kusura bakmayın, iyi misiniz?” Seni tutar hayatın içinde.
Ve yeniden ümit veriyor yaşamak,
Tanıdıklar arasında “ sade” bir kahve içerken,
Hiçbir faydası olmayacağını bile bile memleketin durumunu konuşmak,
Sanki hep o huzurlu anda kalacağını düşünürken.

HAKİKAT
İstemem
Mor sümbüller, amber kokusu
Ne güzel bir sevgili
Sabah doğan güneş, gece yıldızlar
Ne de gürül gürül pınar sesi
Aramam
Başıma bir omuz
Sırtıma bir duvar
Sıcak bir örtü istersen
Gül gibi kara toprak var
Ört üstüne kara toprağı
Uzan boylu boyunca tabuta
Kimsecikler rahatsız etmez seni
Geç kalmışlar ve pişman olmuşlar istisna
Çıkar gözetmez orada hiç kimse
Ne bir husumet çıkar ne de anlaşmazlık
Zaten canını da alamazlar ya
En keyifli olandır mezar yurdunda
Dirilerden bu kadar uzaklık
Belki yerin biraz dardır
Olsun, ne çıkar
Bedenin çürüyüşü, çıyan ve akreplerin üzerinde kol gezişi
Dünya hayatından daha mı fenadır?
Ne bir kaygın var
Ne de süregelen umutların
Sessizlik var, dinlemek ve dinlenmek var
Söyle o zaman bana genç adam
Hâlâ nefes almanın ne lüzumu var?

BARAKA
ŞEMSİYESİZ KALDI ŞİİRİM
SIRILSIKLAM ŞİMDİ KUCAĞINDA
BULUTUN HÜZNÜNÜ İZLEDİM
BENİM GÖZYAŞIM YADİGAR SANA
ÜSTÜ AÇIK KALDI ÜŞÜDÜ
SARDI BİN TÜRLÜ HASTALIK
ŞİİRİM SANA ÖMÜRLÜK KÜSTÜ
ETRAF MAHZUN HER YER KARANLIK
YER EDEMEDİ SENİN CÜZDANDA
NİCE BANKNOTTAN KIYMETLİ OYSA Kİ
ŞİİRİM GARİP TENHA MEKÂNDA
HASTA OLDU YAĞMUR YEDİ İYİLEŞMEDİ
DERMANI ŞİFASI SENDE İDİ BUNUN
BİR CAN VERSEYDİN SESİNLE KEŞKE
BULAŞSAYDI GÜZELLİĞİN UĞURUN
DOLANIR DURURDU DİLDEN DİLE
BIRAK GÖRME DUYMA ANLAMA SEN
EHLİNE DENK GELİR BİR GÜN MUTLAKA
KAPALI KALSIN SEVDA ŞEMSİYEN
VİCDANIN KAYIP OLMUŞ KALBİN TAŞTAN BARAKA...
AŞKA ÂŞIK
Umutsuzlukta umut arar oldum,
Seni sensizlikte bulur oldum.
Şart değilmiş sana kavuşmak;
Ben aşka âşık oldum.
Gözlerini aramaz oldum,
Sensizliğe alışır oldum.
Kişi kabul etmezmiş aşkı,
Ben aşka âşık oldum.
Neden yazıyorum bu mısraları bilmiyorum,
Belki yavaş yavaş bitiyorum.
Tekrar rükû edince aşk,
Ben aşka âşık oluyorum.
Yanlış anlama, bitmedi aşkım,
Sadece kavuşmayalım.
Tertemiz bir aşk bu, kar gibi ak;
İşte ben aşka âşık oluyorum.

YALIN YÜREK
Necm-i sâhir bakarken bana gökler yüzünde,
Katre derman kalmadı gözlerimde.
Gönlüm boş bir heybedir şu âlem-i cihanda,
Bilmezsin sen zordur girye, zalâmın kucağında.
Gönül dağında girye ile taşmış enhar
Eflâk içinde tarumar olmuş ezhâr.
Sevdayı harab ettik zifir ezvak uğruna,
Derkeyleyemedik meğer hepsi lâyezâl mâşuk namına.
Müstahile ebsem olduk, bilmedik nedir gufran,
Hüdâ'dan korkmayıp hünkâra kulluk eden de insan.