
Yokluğunda
Bir öğle vakti düşüyorsun aklıma,
Güneş tam tepede, insanlar sokakta.
Kimi çağırsam gelmiyor yardıma,
Bir çözüm bulamıyorum bu karmaşaya.
Denize yansıyor bazen gözlerin,
Bana bir oyunu olsa gerek kaderin.
Gözlerine ışığı vururken güneşin,
Kulağımda yankılanıyor sesin.
Gidişinden yazıyorum sensizliği,
İkna edemiyorum ama kelimeleri,
Onlar bile kabul etmiyorlar gittiğini,
Beni sensizliğe terk ettiğini.
Geri dön istemiyorum, merak etme,
Anlamışsındır zaten kelimelerimden de,
Beni düşürdüğün bu çaresizliğe,
Dilerim bir gün düşersin sen de.

YOKLUĞUN TEBESSÜMÜ
Gözlerinde ne saklı acaba?
Onu benden öyle sakınıyorsun.
O gözlerin bir lütufdu dünyama,
Şimdiyse hayali bile dönüşüyor azaba.
Ellerinde hangi yıldızın ateşi var?
Dokunduğu her yeri öyle yakıyor.
Ahir zamanda sarardı yaralarımı,
Şimdiyse değdikçe kanatıyor.
Ve tebessümün hangi kanattan koptu?
Öyle bir güzellik destanlarda yoktur.
Her defasında cennetten bir yer olurdu,
Şimdi ise temsilidir yokluğun.

Dinmeyen Özlem
İçim içimden kaçıyor
Acım büyük yara açıyor
Hasret artık vuslat arıyor
Çok özlüyorum özledim seni...
Tebessümler kayboluyor bende
Hasret dizili ömür ipliğimde
Yok yazılma artık sevda hânemde
Çok özlüyorum özledim seni...
Görün gözüme çarşı pazar fark etmez
Seyretmeye seni vakit ömür yetmez
Sevilende merhamet olsa bekletmez
Çok özlüyorum özledim seni...
Hasretinden taştı gönülde seller dereler
Yüreğimde saklı iflah olmaz kederler
Hasretinden divaneyim, bilmez eller
Çok özlüyorum özledim seni...
Ansızın akar durur gözümün yaşı
Hiç oyalamıyor ki dünya telaşı
Duy feryadımı yüreğimin yoldaşı
Çok özlüyorum özledim seni
Gözlerime bayram ettir incitme beni...

Şükûfe 3
Bugün bir orman kuytusunda dolaşıyorum.
Gökyüzü masmavi, kuşlar bulut aralarını mesken tutmuş.
Sedirler sanki arşa uzanıyor.
Güneş yakmaktan vazgeçmiş,
Sadece serinlik saçıyor.
Fakat benim gözüm hep toprakta Şükûfe.
Hissediyorum ve eminim.
Geçmiş olmalısın muhakkak.
Ayakların değmiş olmalı buralara.
Yoksa ölüm vaktim mi yaklaştı?
Toprak ne diye şehvetle çağırsın beni?
Hayır!
Hayır Şükûfe.
Toprak bile ar eder beni çağırmaya.
Henüz kavuşamamışken sana...
Anladım ki uğramışsın bu ormana.
İlerliyorum.
İlerliyorum ormanın en derinliklerine.
İlerledikçe gözlerini anımsıyorum Şükûfe.
Derinliklerinde kaybolmaktan korkmadığım tek yeri...
Gözlerini...
Hakikaten o gözlerin neydi öyle Şükûfe!
Uzun uzun baktığımda içine, kaybolur giderdim.
Kimse bulmasın beni isterdim.
Sen ağladığın zaman Şükûfe...
Gözlerinden seller boşalır.
Ben akıntıya kapılıp giderdim.
Üstelik yüzme bilmem ben, ölümden de çok korkarım
Ama içinde boğulayım isterdim.
Ormanın içinden bir nehir geçiyor Şükûfe.
Gidip bakıyorum hemen.
Gördüğüm en berrak su...
Birkaç yudum alıyorum.
İçtiğim en tatlı su...
Eğilip içine bakıyorum.
Balıklar çok mutlu.
Anladım!
Anladım ki bu nehirde yıkanmışsın Şükûfe.
Biraz daha ilerledikçe çiçeklerden tanıdık bir koku almaya başladım.
Diz çöküp kokladım.
Menekşeler sana imrenmiş Şükûfe.
Sonra bütün menekşeleri tek tek kopardım.
Başkası bilmesin kokunu diye .
Yine senden, sen hariç bir şeyler buldum Şükûfe.
Arayışım sürüyor.
Belki de seni bulmaktan çok aramayı istiyorumdur.
Asaf gibi..
Belki de sen bulunmaktan çok aranmayı istiyorsundur.
Başım gözüm üstüne Şükûfe.
FUZUL AŞK
Beyaz gökler yüzüne, serdik kara çarşafı,
Yıldızı siyaha boyayıp karanlıktan kaçan aşık değil miydi?
*
Binbir elvanı süsleyip dizdi gönül dağına,
Siyahı kirletip sevdanın karasını yücelten aşık değil miydi?
*
Dalganın köpüğüne haykırdı sevdasını,
Bulutu ağlatıp denizi boğan aşık değil miydi?
*
Ağacın heybetine nakşetti yarasını,
Dalları kökünden koparıp nâra atan aşık değil miydi?
*
Gül'i sevdaya bezeyip tüm cihanı,
Şâh-ı gülistâna yüz çeviren aşık değil miydi?
*
Sevdanın gölgesine sığındı, yakan hasret sıcağından,
Kavuşmak uğruna güneşi tutan aşık değil miydi?
*
Çölü aştı, dağı deldi, destan oldu dillerde,
Yâri toprağa verirken başkasına mestan olan aşık değil miydi?
*
Göğün kursağına dizip sevda illetini,
Zehri şifa diye satan aşık değil miydi?
*
Nice şiirler dizdirip nevi şahsına,
Cihanı yerle , gönlünü yarla yeksan eden aşık değil miydi?

BİR İHTİMAL
Seni ilk gördüğüm an durdu sanki zaman
Kalabalığın içinde değişti bütün anlam
Ne adını biliyordum ne hikayeni
Bir gözlerin vardı sessizliğime dokunan
Bir anlıktı belki, birkaç saniye kadar
Kolay silinmiyor bıraktığın iz o kadar
Sen çekip gittin ben o anda kaldım
Bilmediğim bir hissin peşine takıldım
Seni tanımadan düşünüyorum bazen
Neye gülersin hangi şarkıyı seversin
Garip bir duygu bu açıklaması zor
Bir yabancının tanıdık gelmesi gibi
Belki kalırsın yalnızca güzel bir ihtimal
Belki de bir gün tekrar kesişir yollarımız
Ama şunu bil ki seni gördüğüm o ilk an
Kalbim ilk kez adını bilmediğim birini sevdi