İnsanları çoğu zaman dışarıdan gördüğümüz haliyle tanıyoruz. Gülüyorsa mutlu, çalışıyorsa iyi, arkadaşlarıyla sohbet ediyorsa huzurlu sanıyoruz. Oysa insanın yüzünde gördüğümüz, yaşadığı hayatın tamamı değil, zarf başkadır, mazruf bambaşka...

Halk arasında “maskeli depresyon” veya “gülümseyen depresyon” olarak adlandırılan durum, biraz da bu görünmeyen tarafı anlatır. Depresyon yaşayan herkes dışarıdan mutsuz görünmeyebilir. Bazı insanlar günlük hayatına devam ederken iç dünyasında yoğun bir yorgunluk, boşluk veya umutsuzluk yaşayabilir.

Çoğu zaman bu kişilere, “Ama çok mutlusun, senin ne derdin olabilir ki?” denir. Oysa insanın dışarıya gösterdiği yüz ile içinde yaşadığı hayat her zaman aynı değildir. Maske, en çok ihtiyaç duyulduğunda en sıkı şekilde yapışır yüze.

Kimi kendisini sürekli işe verir, kimi hiç durmaz, kimi yalnız kalmaktan kaçınır, kimi de herkesi güldürür. Çünkü bazen insan, kendi içindeki sessizliği duymamak için dışarıdaki gürültüyü çoğaltır.

Psikiyatrist Engin Geçtan’ın da vurguladığı gibi, pek çok insan içsel boşluklarını ve gizli depresyonunu örtmek için adeta “işler yolundaymış gibi” yaşamaya devam eder. Bu tespit, insanı tam da buradan yakalar ve derin derin düşündürür.

Hepimiz zaman zaman güçlü görünmeye çalışıyoruz. Kimseyi üzmemek, kimseye yük olmamak, hayatın karşısında dimdik durmak istiyoruz. Fakat insanın yorulmaya da hakkı var.

Bazen “Ben iyi değilim.” diyebilmek gerekir, bazen yardım istemek gerekir, bazen sadece birinin yanında sessizce oturmak bile yeter.

Bu yüzden çevremizdeki insanlara biraz daha dikkatli bakalım: Her güleni mutlu, her susanı huzurlu, her güçlü görüneni gerçekten güçlü sanmayalım. Belki çok gülen birinin içinde büyük bir hüzün vardır; belki herkese destek olan birinin kendisi desteğe ihtiyaç duyuyordur; belki de “İyiyim.” diyen biri, aslında sadece birinin bunu tekrar sormasını bekliyordur.

O yüzden bazen bir insana sadece “Nasılsın?” demek yetmez. Gözlerinin içine bakıp “Gerçekten nasılsın?” diye sormak gerekir. Çünkü bazı insanlar acılarını gözyaşlarıyla değil, gülümsemeleriyle saklar.

Sonuçta insan, yalnızca başarılarıyla değil, dizlerinin üzerine çöktüğü yorgunluklarıyla da insandır. Bu dünyada bulabileceğimiz en değerli sığınak; maskemizi çıkardığımızda, tüm kırılganlığımızla kabul göreceğimizi bildiğimiz o güvenli alandır. Ve bazen birine verebileceğimiz en güzel hediye, ona yargılanmadan sevileceği bu alanı açabilmektir.