Adamın biri bir çeşme yaptırmış ve üzerine: “lütfen hayvanlar gibi kullanın. Çünkü hayvanlar çevreyi kirletmezler” şeklinde bir ifade yazdırmış.
Çoğu zaman birine hakaret edeceğimiz zaman “hayvan, hayvan oğlu hayvan, eşek, eşek oğlu eşek…” gibi ifadeler kullanırız.
Bazen birileri için bu şekilde bir ifade kullanmak istediğimde hayvanlar gözümün önüne gelir. Ve bu hayvanlardan hiçbir zarar görmediğimi düşünerek vazgeçerim. Bazen de böyle bir ifade kullandığımda hayvanların hakkına tecavüz ettiğimi düşünürüm.
İnsan şöyle çevresine baktığında ve yapılanları gördüğünde, insanların mı yoksa hayvanların mı daha zararlı olduğunu görebilecektir. Bazen bir arazide veya ormanlık gibi yerlerde yürürken birileri “yılan sokar, akrep sokar, böcekler ısırır” gibi sözler söylerler. Onlar bu şekilde dediklerinde ben onlara önce yaşlarını sorarım. Daha sonra “bu yaşına kadar yılan sokması veya akrep sokması sonucu ölen, sakat kalan kaç kişi tanıyorsun?” şeklinde ikinci sorumu sorarım. Bu soruya: “hiç duymadım” veya “filan yerde olmuştu. Bir veya iki tane hatırlıyorum” şeklinde cevap alırım. “Peki! Bugüne kadar insanların öldürdüğü birilerini duydun mu?” dediğim de: “oooo.. yüzlerce, binlerce..” şeklinde cevap alırım. Bunu üzerine: “demek ki hiçbir canlı insanlar kadar tehlikeli değildir” derim.
İçinde yaşadığımız topluma ve çevreye bir göz attığımızda insanların mı verdiği zarar büyük yoksa hayvanların mı?
Hiçbir hayvanın insanlar kadar insanlara zarar verdiği görülmemiş ve duyulmamıştır. Yine çevreyi kirlettikleri de görülmemiştir. Bir kovanda binlerce arı yaşar ama o kovanda ve çevresinde zerre kadar bir kirlilik olmaz. Bir ormanda yüzbinlerce canlı yaşar ama hiçbir ormanda çevre kirliliği yaşanmaz. Bir pınardan binlerce canlı su içer ama o pınarın çevresinde ve suyunda bir kirlenme olmaz. Ama insanlar öyle mi? Üç kişi bir yere pikniğe gider, oradan ayrıldıklarında poşetler bir tarafta, plastik tabak ve çatalar diğer tarafta, yemek artıkları ise saçılmış vaziyettedir. İkinci bir kimselerin gelip, çevre temizliği yapmadan oraya oturmaları imkânsız gibi bir şeydir. İnsanların gelip geçtikleri yol üzerindeki çeşmeye uğradığında her türlü olumsuz manzaralar ile karşılaşmak mümkündür. Normalde suyun kendisi temizleyici olmasına rağmen çeşmenin etrafının köklü bir temizliğe ihtiyacının olduğunu fark edersin.
Arabadan giderken içtikleri suyun şişesini camdan dışarı atanlar, yedikleri yemeklerin artıklarını ortalığa saçanlar, girdiği tuvalette ihtiyacını gördükten sonra üzerine bir kova su dahi dökmeden öyle bırakıp çıkanlar, eline geçen her türlü atık maddeleri rastgele fırlatanlar. Bunların hepsi insanlar tarafından yapmaktadır.
İslami bir terbiye almış ve Müslüman olduğunu söyleyen kimseler bunların hiçbirini yapamazlar, yapmamalıdırlar, yapmamaları gerekir. Hz. Peygamber (sas): “Lâneti gerektirecek iki şeyden sakınınız” buyurdu. “Lâneti gerektirecek iki şey nedir? diye sorduklarında Peygamber (sas): “İnsanların gelip geçtikleri yollara ve gölgelendikleri yerlere abdest bozmaktır” buyurdu. (Müslim, Tahâret:68). Yine: "Sakın sizden biri durgun suya idrar yapmasın” buyurmuştur. (Müslim, Tahâret:95)
Yine şöyle bir hadis-i şerif vardır: “Ümmetimin iyi-kötü bütün amelleri bana gösterildi. İyi işlerinin içinde, gelip geçenlere eziyet veren şeylerin yollardan kaldırılmasını buldum. Kötü amelleri arasında da mescite bırakılmış balgamı gördüm.” (Müslim, Mesâcid 57)
İlgili Hadis-i şerifde mescitlerin kirletilmesi günah olarak kabul edildiği gibi yollardaki insanlara eziyet veren bir şeyin kaldırılıp kenara bırakılması da sadaka olarak kabul edilmiştir.
İbrahim (as) ve İsmail (as) Kâbe’yi bina etmiş ve orasını ibadete açmışlardı. Onlar Kâbe’yi ibadete açtıktan sonra Allah (cc) orayı ibadet edenler için temizlemelerini emretmişti. “İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.”(Bakara: 125) ayeti kerimesinde buyrulduğu gibi insanın ibadet ettiği yeri temiz tutması gerekmektedir.
Bir mümin asla kirli olamaz ve çevresini de kirletemez. Kirletmemesi gerekir. Namaz kılacak bir kimse eğer cünüp ise boy abdesti, abdestsiz ise abdest almak zorundadır. Abdest almak için önce tuvalete gidecek ve temizlenecek. Hatta istibrâ dediğimiz bir şey var. Küçük abdestini yaptıktan sonra içeriden gelen idrar damlalarının dahi kesilmesini sağlayacak ve ondan sonra yıkayacak. Abdest aldı namaz kılabilir mi? Hayır kılamaz? Üzerindeki elbisenin de temiz olması gerekir. Temiz elbiseyi giydikten sonra kılabilir mi? Hayır! Namaz kıldığı yerin de temiz olması gerekir. Yani namaz kılmak isteyen insanın bedeni, elbisesi, namaz kıldığı çevre temiz olmak zorundadır. Aksi takdirde nazmını kılamaz.
Mescidi kirletmeyi günah, suyun içerisine tuvalet yapmayı günah sayan, insanların gölgeledikleri ve gelip geçtikleri yollar üzerine tuvalet yapmayı lanetlik fiil kabul eden bir dinin mensubu, pis olamaz. Çevresini kirletemez.