Genç Kalemşörler Emir Yusuf Özmen

ŞÜKÛFE’YE MEKTUPLAR
Bugün yine Sahra’nın ortasındayım. Etraftaki bütün kum taneleri güneşe çıra ve odun taşıyor sanki. Bazen aklımı yitirip cehennemde olduğumu düşünüyorum. Varsın hâlim böyle olsun. Yine de o kavurucu bakışlarını özledim Şükûfe.
Yıllardır tek damla yağmur düşmedi bu çöle. Ağlamıyor olduğunu bilmek ne güzel. Yoksa hâlâ korkuyor musun karanlıktan? Burada geceler fırtınalı geçiyor.
Küs müsün yoksa bana? Gözlerim mehtabı görmez oldu. Lütfen gel ziyaretime. Sensizlik o kadar zor ki şu Sahra’nın ortasında gündüzleri bile üşür oldum.
Her neyse...
Savurdum oltamı Sahra’nın derinliklerine, bir balık yakalayana kadar beklerim seni.
Kulaklarım bedenime ağır gelmeye başladı Şükûfe. Hatırlamıyorum, kaç zaman oldu sesini duymayalı? İçimden bir ses: “Kes at onları, onu duyamadıktan sonra kulak neye yarar?” diyor. “Kokunu bile alamıyorken sesini kim takar?” diyerek teselli veriyorum kendime.
En çokta kokunu özledim Şükûfe. Senden ricam bir kere gülümsemendir. Eminim ki Sahra’da çiçekler açacak. Ben güllerden, menekşelerden, zambaklardan senin kokunu soracağım.
Beni sorarsan:
Sabrımı, sevgin diri tutuyor ve hâlâ oltamda balık bekliyorum.

Genç Kalemşörler Ulviye Nur Hurmanlı

SESSİZ ÇIĞLIK

Kalbimde kalan yerinde ufuklar süzülüyor,
Her ufukta hislerim izini arıyor.
Delilik, biliyorum;
Ama dünyam bu sevdaya karşı koyamıyor.

Yürek unut derken ben hep bekledim seni,
Duymadın çığlığımı, soldururken kendimi.
Şimdi tüm sözlerimi yutarım,
Çünkü ben en çok yazamadıklarımda bulurum beni.

Çoğu gün saklıyorum cümleleri kendimden,
Çünkü ben en çok anlatamadıklarıma ağlarım, bilmeden.
Eğer bir gün yolun düşerse kendine, hatırla beni;
Emeği sende, senden çok olan beni.


Genç Kalemşörler Emine Özdemir-1

“ŞEHİT DEDİLER”
Kurban olurdum güzel yüzüne, iki çift sözüne,
Bakmalara doyamazdım su gibi temiz gülüşüne,
Yaşayasın diye verirdim canımı ellerinin arasına,
Nasıl bıraktılar seni öylece toprağa?
Annen nasıl dayansın yavrum yokluğuna?

Kapı çaldı, tez geldi kötü haber,
Sabahtan yanıyordu içim anneler hisseder,
Ben seni görmeye açtım o kapıyı annem.
On asker gördüm kalbim titrer,
Ben yavrum derdim onlar sana “şehit” dediler.

Dua ediyorum çıkma diye düşlerimden,
Özlemek değil yanmak bu ta derinden,
Şeref duyuyorum oğlum ben senden,
Helallik aldın Yüce Türk Milletinden.

- Kanı al bayrağa karışmış tüm şehitlerimize, bu vatan için canını hiçe sayıp mücadele veren tüm askerlerimize saygı ve sonsuz minnetle…
Genç Kalemşörler Ahsen Nur Kılınç-1

YAMALI HIRKA

Bir yamalı hırkanın baharındayken ben
Afili yalnızlığım yamandı üstüme
Saklayıverdim gizlice kimse görmeden
En gizemli konuğum oldu yüreğime

Hülyalarla dolu bir dünya verdi önce
İbretlik sona uyandırdı bilahare
İçimdeki baharlar hazana dönünce
Kalmadı özüne dönmekten başka çare

Lüzumsuz teklifler sundum arsız zamana
Sihramiz geleceği geçmişe satmasın
Muhtacım mesut günlerimin varlığına
Sinemdeki canı kavuşmadan almasın

Elde değildir hırkayı onarmak artık
Günler geçmiyor ki sökülmüyor yaması
Mutluluğu vaadettiren günlere yazık
Geriye kalan sadece gönül yarası

Eskilere hasret kalıyor bazen hırkam
Nasipte var mıdır bir kez daha yaşamak
Ömür dediğin zaten bir yamalı hırka
Su misali bitti hep istedi yamanmak

Genç Kalemşörler Osman KurtHESAPLAŞMA
Issız bir kuyuda ölüme maruz bırakılan
Yusuf ne yaptı?
Peki cansız bir adada
Hay bin Yakzan ne yaptı?
Aslında ben ne Hay’ım ne Yusuf,
Ne kuyuya atıldım ne de adaya.
Yalnız kaldım, doğru ama
İsyan etmedim Yaradan’a.
Ne Karun kadar zengin oldum
Ne de Süleyman gibi bir hüküm sürdüm.
Aslında ben hiç ben olmadım,
Kalıplara sığdırılan insanlara aldanıp
Eğriyi de doğruyu da ondan sanıp
Yaralandım anlaşılan.
Ölümmüş hak olan;
Kana susamış cellatların arasında
Osman mıyım o genç baharında,
İlmeği boynunda Pir Sultan mıyım?
Ne olduğumu bilmemem
Hiçbir şey olmayacağım anlamına mı gelir?
Yoksa çehresinde gizem olan bir şehir miyim,
Kim bilir neyin ne olduğunu,
İnsanın ne için insan olduğunu?
Belirli hecelere sığdırılan şiirleri
Okuyamamış, beğenmemiş olduğumu
Nasıl anlatırım?
Kaybedilen tek şeyin
Zaman olduğunu…

Genç Kalemşörler Tunahan Karagüzel

SONSUZLUĞA SAVRULALIM
Zaman, keşke seni gördüğüm ilk ana dönse
Sana olan aşkımı, hiç susmadan söylese

En imkansız ve en ihtişamlı hayalimsin
Ölüm beni ansa bile her an kalbimdesin

Hastalanır bu kalbim gözlerime bakmazsan
Zulüm bana, seni göremediğim her zaman

Rastlanmaz senin gibi nadide güzelliğe
Umarım layık olurum tek senin sevgine

Anla artık canım, nefesinle hayattayım
Uzat ellerini, sonsuzluğa savrulalım

Genç Kalemşörler Efe Mert Öztürk

SAAT
Günlerden…
Bir vakit uyandım pencereye baktığımda gökyüzünün turunculuğu gözümü almıştı, aklım vakti algılamakta zorlanıyordu. Kol saatime baktım saat 17.45’i gösteriyordu. Yataktan doğruldum çevreme atıştıracak bir şeyler bulmak amacıyla baktım. Çalışma masamda duran ne zaman aldığımı hatırlamadığım bir elma duruyordu. Elmayı almak için yatağımdan doğruldum. Etrafıma tekrar bakındım derin bir nefes alıp kalktım. Uzanıp tozlanmış elmayı üstüme sildim, odamda dolanmaya başladım. Zihnimin içini dolduran elmayı her ısırdığımda dilimin ucuna gelen sulu, ekşi, tatlı tadın ağzımda dengesiz dağılışının verdiği hoşnutsuzluk… Elma çoktan bitmişti. Beynimin her ısırığıma karşın verdiği tepkiler başımı ağrıtmıştı. Üstüme bir mont alıp biraz hava almak için dışarı çıktım. Hava saatin 17.45 olmasına rağmen… Bir dakika saatim durmuştu, saatimin duruşunu anlamamla gelen dönme ve boğulma hissi bedenimi ele geçiriyordu. Sakinleşmeye çalıştıkça yediğim elmanın tadı aklıma geliyor saat diyorum beynime bana olan cevabı elma… Elma? Ne elması, saat? Ne saati… Derin bir nefes… Bir vakit uyanmıştım…

Genç Kalemşörler Yusuf Emir Yavan

ELLERİNİ TUTUNCA

Fısıltın aydınlatır en karanlık günümü,
Yanımda ol yeter.
Ellerini tutunca anladım her şeyimsin
Uzakta değil hep benlesin ..
Yıldızları kıskandırır o güzel gözlerin
Sonsuz evrende seninim.
Zaman durur yanında, sen benim nefesimsin
Uğrunda erircesine...
Aşkınla mühürledim kalbimi, en derinlerdesin
Fikrim, ruhum, Zührem.

Genç Kalemşörler Firuze

AĞLAMALAR

Baksam bile gökyüzüne
Kara gelir artık gözüme
Sarınıp sarmalansam pamuklara
Sertleşir değdiğinde tenime
Hunharca da atılsa kahkahalar
Karşılar içimdeki çığlıklar
Sustukça yok olan yüreğime
Armağan oldu bu ağlamalar