Aile düzelmeden toplum düzelmez. Eğitim düzelmeden aile düzelmez. Ailenin düzelmesi eğitimin düzgün olması ile alakalı bir durumdur. Eğitim denildiğinde de rastgele yapılan bir eğitim değil doğru eğitimdir.
Eğitim denildiğinde sadece insanın bazı şeyleri öğrenmesi anlaşılmamalıdır. Eğitim-Öğretim şeklinde isimlendiririz. Eğitim-Öğretim birlikte olması gerekir. Öğretim daha ziyade bilgi yüklemeye yönelik olurken eğitim kişi üzerinde olumlu davranışların kazandırılmasına yöneliktir. Öğretim ile çocuklara bazı bilgiler yüklenir, eğitim ile ondaki olumsuzlukların giderilerek olumlu davranışları sergilemesi amaçlanır. Eğitim ve öğretim birlikte yapıldığında bir anlam ifade eder. Eğitim ve öğretim bir kuşun iki kanadı gibidir. Tek kanatlı kuş uçamayacağı gibi eğitim ve öğretimin birlikte yapılmadığında gerekli fayda elde edilemez.
Günümüz eğitim anlayışının en büyük eksikliği bu bütünlüğün sağlanamamasıdır. Eğitim denildiğinde sadece öğretim, çocukların eğitimi denildiğinde de sadece onların akademik başarıları kastedilir oldu. Çocukların öğretimi ön plana çıkarılıp eğitimlerine gereken önem verilmediği için ahlaki noktadan problemli nesiller yetişmeye başladı.
Çocukların Matematik, Fizik, Kimya, ve Edebiyat gibi derslerdeki başarılarına önem verip onların ahlaki noktadaki davranışlarına gereken önemi vermez olduk. Ahlaki ve manevi anlamda hangi noktada oldukları pek dikkatimizi çekmez oldu. Okuldaki aldığı derslerin yetersiz olduğunu gördüğümüzde dışarıdan dershanelere göndererek bu açığını kapatmaya çalıştık. Bu da yetersiz olduğunda özel hocalardan özel dersler aldırarak bir noktaya gelmelerini amaçladık. İlkokulda çocuklara verilen karnelerin sol tarafında derslerin ismi, sağ tarafında da ahlaki davranışları ifade eden satırlar vardı. Çocuk karnesini eve getirdiğinde anne-babanın ilk baktığı yerler sol taraf olurdu. Onun dersteki başarılarına odaklanırken ahlaki davranışlarını ifade eden notlara pek dikkat edilmezdi. Bu dahi bizim çocuklarımızın eğitimine bakış açımızı ortaya koyması açısından önemlidir.
Bu şekildeki bir eğitimin sonucu olarak çocuklarımız akademik olarak başarılı olsalar da ahlaki anlamda normallerin altına düştüler. Öğretmen oldular ama öğretmenlik mesleğinin ahlakını almadıkları için öğrenciye bir değer katamadılar. Doktor oldular ama doktorluk mesleğinin ahlakını alamadıkları için hastalarını birer kazanç kapısı olarak görüp onlardan belli bir miktar para almadan onları tedavi etmediler. Mühendis oldular ama mesleki ahlaktan yoksun oldukları için projelerine ve eserlerine hile kattılar.
Allah’ın ilk emri “oku”dur. İlk vahiy “oku” emri ile başlar. Ama hemen arkasından gelen ayette “yaratan rabbinin adıyla oku” şeklinde devam eder. Yani insan okuyacak ama okurken önce Rabbini tanıyacak. Rabbinin belirlemiş olduğu ilkeler çerçevesinde okuyacak. Hangi okulda okursa okusun, hangi mesleği seçerse seçsin en önemli beklentisi kendisini yaratan Rabbinin rızasını gözetmek olacak. “İnsanların en hayırlısı onlara en hayırlı olandır” hadis-i şerifini esas alarak insanlara faydalı olmayı amaçlayacak. Yaptığı ve yapacağı her işte Rabbinin emir ve yasaklarını gözeterek hareket edecek. Bu ahlakla yetişen bir çocuk hem kendisine hem de çevresine faydalı olacaktır.
Her türlü eğitimi alabiliriz. Durumumuza göre Fizik, Kimya, Matematik, Tarih, Coğrafya ve Edebiyat gibi farklı alanında eğitimimizi sürdürebiliriz. Ne okursak okuyalım ama “Rabbimizin adıyla” okumalıyız. Okuduğumuz her ilim bizi Allah’a ulaştırmalıdır. Bir ilim, sahibini Allah’a ulaştırdığı zaman ilimdir. Bu şekildeki bir ilim Kur’an ve hadislerde methedilen ilim değildir. Hatta insan Tefsir, Hadis Fıkıh gibi dini ilimler öğrense ve bu öğrendikleri bilgiler o kimseyi Allah’a yaklaştırmak yerine onu Allah’tan uzaklaştırsa bu ilim makbul değildir. Kur’an ve hadislerde methedilen ilmin içerisine girmez. Fakat insan Fizik, kimya ve matematik gibi ilimler okusa ve bunlar o kimseyi Allah’a yaklaştırsa bu ilimler Kur’an ve hadislerde methedilen ilimler sınıfına girer. Yani insanın öğrendikleri onu Rabbine yaklaştıracak, O’ndan uzaklaştırmayacak. Akis takdirde ilim sayılmaz.
Sadece akademik başarıların esas alındığı bir anlayışla yetişen çocuklarımız ahlaki anlamda büyük sorunlar yaşayabilmektedirler. Hangi üniversiteyi okurlarsa okusunlar almış oldukları eğitim onları Rabbinden uzaklaştırmıştır. Bu şekilde bir eğitim alan kimsenin hayatında helal ve haramın bir karşılığı olmadığı için sadece para kazanmaya odaklanırken helal yollardan kazanmaya önem vermeyecektir. Ahlaki değerlerden yoksun olarak yetiştiği için büyük ve küçüklere nasıl davranacağını dahi ayarlayamayacaktır.
“Milli Eğitim” diyoruz. Milli Eğitim sadece öğretimden ibaret değildir. Dinî ve millî değerlerimizi içerisinde barındıran bir eğitimdir. Batının veya yabancı milletlerin değerlerine göre değil, kendi değerlerine göre nesiller yetiştiren bir eğitimdir. Millisini unutup sadece Eğitim kısmıyla ilgilendiğimiz için kendi değerlerinden yoksun nesiller yetişmektedir. Bir an önce içerisinde birçok problemler barındıran bu eğitim şekline bir neşter vurulmalıdır. Aksi taktirde mehter marşı çalındığında sırtını dönen, batı Müziği söylendiğinde neşeden yerinde duramayan nesiller meydana gelmeye devam edecektir.