“Reklamın iyisi kötüsü olmaz” diye bir söz var. Bazen bir şeyi ön plana çıkarmak için reklamını yaparız. Bazen da onu kötülemek için eleştiririz. Fakat bir şeyi överken ve eleştirirken ölçülü ve dikkatli olmalıyız. Ölçüyü kaçırdığımızda tamamen farklı sonuçlarla karşılaşabiliriz.

Kur’an bizlere nelerin kötü olduğunu söyler ama onların teferruatına girmez. Mesela zina için “Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o hayâsızlıktır, çok kötü bir yoldur.” (İsra: 32) buyurur ve teferruatına girmez. Hadis-i şerifte de zinayı tarif ederken Gözlerin zinası (yabancı bir kadına) bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası yürümektir.” (Buhârî, Kader: 9) şeklinde ifadeler kullanılır. Bu ayet-i kerime ve hadis-i şerif kötülükleri tarif ettikten sonra onların teferruatına girmez.

Bu ayet-i kerime ve hadis-i şerif bizlere bir metot ta öğretmektedir. Bir kötülüğü anlatırken veya ondan haber verirken detaylara girmeden anlatmamızı veya haber vermemizi öğretir. Bir ahlaksızlığı en ince ayrıntılarına kadar tasvir etmek, onun hakkında detaylı bilgi vermek doğru değildir. Bazen o bilgileri verirken farkında olmadan o günahın reklamını yapmış olabiliriz.

“Hırsızın aklına taş düşürmek” diye bir atasözü var. Maalesef günümüzde habercilik adına yapılan şeylerin çoğu bu türden şeylerdir. Televizyonlarda veya sosyal medyada kanallarında bu konuda çok büyük yanlışlar yapılmaktadır. Gündüz kuşağı dediğimiz evlilik programlarında ne kadar ahlaksız ilişkiler var ise yer almaktadır. Kocasını aldatan kadın, hanımını aldatan erkek, evli olduğu halde başka birisiyle kaçıp ve onunla evlenen tipler, uyuşturucu kullanıp fuhşa bulaşmış olan sanatçılar ve sporcular, küçük kız çocuklarını kaçırarak onlar üzerinden fuhuş çetesi oluşturan örgütler vb… bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bu tür olayların haberlerinin yapılması ne kadar doğru? Belki iyi niyetle yapılıyor olabilir ama bunlar iyi sonuçlar getirmiyor. Kadına şiddet veya kadın cinayetlerinin haberleri yapıldıkça kadın cinayetleri arttı. Aile içi ahlaksızlıkların haberleri yapılmaya başladıktan sonra bu ahlaksızlıklar daha da arttı. Cinayete karışan, arkadaşını bıçaklayarak öldüren çocukların haberleri yapıldıktan sonra bu tür cinayetler çoğalmaya başladı.

Bu tür haberlerin yapılması doğru değil. Bu haberleri dinleyen bir kimse zamanla kendisini onun içerisinde bulabiliyor. Önce izlediği şeylerin etkisiyle aklından dahi geçirmediği şeyleri düşünmeye başlar. Sonra eleştirerek izlemiş olduğu sahnelere karşı gittikçe tepkisi azalır. İleriki aşamada tepkisi kalmadığı gibi o yöne doğru bir yönelme de başlar. Bir de bakar ki kendisi de o işin bir parçası olmuş. Düne kadar eleştirdiği şeyleri kendisi yapmaya başlamış.

Habercilik adına yapılan bu tür programlar, kötülükleri ortadan kaldırmadığı gibi yaygınlaşmasına da sebep olabilmektedir. Dolaylı yoldan kötülüğün yayılmasına destek sağlamaktadır. Bu tür programları yapanlar doğrudan veya dolaylı yoldan şu ayetin muhatabı olmaktadırlar: “İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardır.”(Nur: 19)” .

Yapılması gereken bu tür ahlaksızlıkların devlet eliyle ortadan kaldırılmasıdır. Bu fiilleri işleyen kimseleri haberlere çıkararak hem kişileri hem de günahları meşhur etmek yerine onlara gereken cezaların verilmesidir. Cezalandırmada da caydırıcı cezalar verilmelidir. Yapılan ahlaksızlıkların en ince ayrıntısına kadar anlatılmasına müsaade edilmemelidir. Bu tür televizyon programlarına asla izin verilmemelidir. Hatta dizi filmlerde veya sosyal medya kanallarında bu tür ayrıntılar asla yer bulamamalıdır. Akis takdirde kötülüğü engellemek için yaptığımız çalışmalar kötülüğün artmasından başka bir işe yaramayacaktır.