Yöremizin tanınmış renkli simalarından Doğan Bozkurt’un vefat haberini öğrenince kendisine rahmetler, ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileyerek yazıma başlıyorum. Hemşeri abimiz, Afşin’in ileri gelen sülalelerinden Köftecilerin Ali Efendi’nin oğlu, Köfteci Hacı Efendinin oğludur.

B18 D8 D A D F178 446 A A A87 614610510 D92

Doğan Bozkurt’un 1950’li yıllarda gençlik fotoğrafı. Kendisinin özel arşivinden alınmıştır.

KSU ‘de çalıştığım yıllarda Kahramanmaraş Ansiklopedisi’nde (sanırım 2. Cildinde) Doğan Bozkurt Maddesini hazırladım.

Gerek Afşin ve Yöresinde Nükteli Anılarla Halk Bilgeliği gerekse Afşin ve Yöresi Tarihi adlı çalışmamız sırasında görüşmelerimizde katkı yapıp da vefat eden hemşerilerime bir vefa borcu olarak basın yoluyla hayırla yad etmeyi mutat hale getirdim. Bu vesileyle Doğan Bozkurt abinin vefatı üzerine de Yeşil Afşin Gazetesinde şahsıma ait köşe açması nedeniyle Sayın Selçuk Kösebalaban Beye teşekkür borçluyum.

Doğan Bozkurt, 1932 yılında Kahramanmaraş/Afşin’de doğar. Afşin Bey İlkokulundan mezun olduktan sonra askere gidecek bir yaşta Afşin Ortaokulun 1949’da açılmasıyla emsalleri olan diğer arkadaşlarıyla Ortaokula kaydolup mezun olur. Bir yönüyle 2 m.ye yaklaşan boyu, gösterişli fiziği, bileğinin gücü ve gözünün pekliğinin sonucu olsa gerek külhanbeyliği ile de öne çıkan bir kişiliktir. Onun söz konusu yetileri ona pek yaramayıp, istenmeyen olaylara karışır Dönemin gençleri arasında külhanbeyliğe eğilim göstermesi bir kaç kez hapis yatmasına neden olur. Daha kötüsü 1967 yılında talihsiz bir olay sonucu dayıları tarafından ayağından vurulup bir ayağını kaybeder.

Diğer yönüyle Doğan Bozkurt, gün görmüşlüğü, etkili hitabeti, nükteli sözleri, sohbetinin tatlılığı ve cömertliği ile de halk meclislerinin aranan insanı olur. Afşin’de sayılı sülalelerden Köftecilere mensup olduğu için yöremizde Köfteci Doğan ismiyle bilinir. Sanırım onun manevi bir görevi de üstlendiği ancak yakın çevresince bilinir. Yeğenlerinden İstanbul’da ikamet eden Zopalilerin Halil Sap’tan 2007 yılında öğrendiğime göre, Amcası Şükrü Efendi (Bozkurt) nin tensibiyle 1956 yılında Kadiri Tarikatının halifelik görevini de üstlenmiştir.

9 A B846 D6 4 B A4 437 B 8407 A4 F93 B F B33 A5

1978-1880 yılları arasında Afşin Belediye Başkanlığı yaptığı dönemdeki fotoğrafı

Doğan Bozkurt abinin ölümünü öğrenince “Her doğan ölecektir” hakikatini hatırlayıp konuya ilişkin düşüncelerimi ve kendisinden duyduğun bir anısını hemşerilerimle paylaşmak istedim. Bu ilahi olgu, insanın doğum, gelişim ve akıbetinin evrensel yasasıdır. Dönemin şartları içinde yöremizde oğlan çocukları için güreşmesi, boğuşması, dövüşmesi, olağan şeylerdir. Onun deyimiyle yöremizde onurlu yaşayabilmek için affedersiniz “boynuzuyun biri kırık olmalıdır”. Kendisinden bizzat dinlemiştim: “1950 yılında 18 yaşındayım, kanım kuvvetli, çoğu Afşinli genç gibi dövüşecek adam arıyorum. Ama ölümden de korkuyorum. Afşin’in meşhur hocalarından Çakıroğlu Hacı Durdu Efendi babamın dostu olduğu için dükkanımıza gelir giderdi. Bir gün dedim ki, “Hoca emmi, dövüşecek adam arıyorum fakat ölümden de korkuyorum, ölümün bir çaresi var mı”? “Var oğul var”, deyince heyecanlanıp “nedir hocam”, dedim. O da “doğmamak, oğul, doğmamak”, deyince bozulmuştum”. Hoca, ilahi yasayı söyleyip, bu akıbetin kaçınılmazlığını hatırlatmıştır.

807524 C7 23 B1 4 F B1 9 D9 F F211 D F D97 E E C

Hemşerimiz Doğan Bozkurt Başbakan İsmet İnönü ile (1962)

21817082 3296 4 C70 B F C9 5 A46 C F6061 A E

Hemşerimiz Doğan Bozkurt, 1978 Mahalli Seçiminde, CHP’li Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Deniz Baykal ile Afşin’de seçim kürsüsünde.

Doğan Bozkurt yetmişli seksenli yıllarda CHP İlçe Başkanlığı, İl Genel Meclis Üyeliği, 1978-1980 arasında da CHP’den Afşin Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuştur. 1991’den itibaren Doğru Yol Partisinde siyaset yapmıştır.

1660 F642 8 B F2 40 F3 A53 F B4074 D6 A9 F1 B

Hemşerimiz Doğan Bozkurt, Başbakanlıkta Süleyman Demirel ile.

F118 F535 913 B 43 F0 A045 D E3 E F2 A F6 C53

Köftecizade Doğan Bozkurt. Bir asra dayanan uzun bir ömür, dolu dolu maceralarla, iniş ve çıkışlarla geçirilen bir hayatın elbette böyle zengin başarı ve takdir çıktıları olacaktır. Dileyelim ki bu dünyadaki itibari zenginlik ruz-u mahşerdeki sualde nafi olsun.

Afşin’in Yakın Tarihine Işık Tutan Bir belge: Belge 3: Köftecizade Şükrü Efendinin Ankara’da Heyet-i Temsiliyye Riyasetine Çektiği Telgraf

Belgelere dayalı araştırmada ikinci belge de Gn. Kur. ATASE Başkanlığı, Atatürk Özel Arşivinden temin edilmiştir. 1920 yılında Maraş’ın Kurtuluşu sırasında Afşin ve Binboğa Yöresindeki insanımızın, yurt savunmasına kayıtsız (bigane) davranmayıp kendilerinden beklenen cesaret ve gayreti göstermekten uzak kalmamışlardır. Kurtuluş Savaşı yıllarında, Maraş’ın kurtuluşunda Afşin ve Yöresinin milli duyarlılığına örnek teşkil edecek bu önemli bir belgeyi burada sunmak gerekir.

“Yarpuz ve mülhakatı (çevresi) Kuvâyı milliye Kumandanı Köftecizâde Şükrü imzası ile Ankara’da Heyet-i Temsiliyye Riyasetine şu telgraf çekiliyordu:

‘Binboğa’nın cesur sükenâsından (sakinlerinden) ikiyüzelli kadar efradımıza Elbistanca silah yetiştirilemediğinden yalnız elli silah alınabilmiştir. Silah vürûdunda (bulunması halinde) ba’det-teslim (daha sonra verilmek için) arkamızdan yetişmek üzere, ellibeş silahlı ve altmış neferle müstainenbillah (Allah’ın yardımıyla) elyevm (aynı gün) Maraş’a müteveccihen (doğru) hareket olunduğu bera-ı malumat (bilgileriniz için) arz olunur. 10.02.1336” (Gnkur. ATASE Başkanlığı, Atatürk Özel Arşivi, No: 24, Dos. 1336/13-3, F. 40, Kahramanmaraş 1. kurtuluş Sempozyumu, 10-11 Şubat 1986, Em. Kur. Alb. Ferhat Başdoğan (Genel Kurmay ATASE Başkanlığı Araştırmacısı) Kahramanmaraş’ın Kurtuluş Savaşı, A.Ü. Basımevi, Ankara, 1987, s. 68).

Bu belgeyi teyit eden hemşerilerimizden alan araştırması sırasında aldığım Kamil Güven’in ifadesi, tarihi konuyu soyut olmaktan çıkarıp aşikâr etmektedir. “Rahmetli babam Ümmetoğlu Durdu (Güven) Maraş’ın Kurtuluşuna katılmak için hemşerimiz Köfteci Şükrü Efendi’nin Çetesine girer. Afşinli Çeteler Maraş’a yardım için Kılavuzlu köprüsüne vardıklarında geri dönen iki çeteye Şükrü Efendi, niçin savaşmıyorsunuz da geri çekiliyorsunuz deyince, ekmek yok, ayakkabı yok neyle savaşa gidek, deyince; Şükrü Efendi bizde istedikleriniz her şey var, katılın bize demiş ve Maraş’a yürümüşler.[1]

Yanlış anlaşılma yüzünden özellikle Maraşlı bazı hemşeriler, Elbistanlı hemşerilerin Maraş’ın Kurtuluşu sırasında yardıma gelmediklerini söz konusu etmektedirler. Yine bu bağlamda bu ithamın bir yanlış anlaşılmadan olduğunu gösterir başka bir kaynak da Sıddık Demir’in Dirgen Ali’ adlı eserinde görülmektedir. Maraş Müdafa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti tarafından alınan kararlar Elbistan’a ulaşır. Elbistan Jandarma Bölük Komutanı Yüzbaşı Muhtar Bey ve Nakipzade Mehmet Ağa emrinde 300 kişi ellerindeki ağır silahlarla Maraş’ın batısına Cancık’a mevzilenir. 2. kol Elbistanlı Eczacı Ömer Lütfi (Köker) başkanlığında gönüllü kişilerden oluşan birlikler Maraş’ı kuzeyden görebilecek şekilde emniyete almak için mevzilenir. Dirgen Ali, Binbaşı Aslan Beyin bölgeye geldiği günün ertesi, oğlu İnce Fakı’nın sorumluluğunda yirmibeş gönüllü ve silahlı birlikle Eczacı Ömer Lütfü’ye (Köker) katılma talimatı verir. Kendisinin katılma isteğine rağmen yaşlılığı nedeniyle uygun görülmez. (Sıdık Demir, Dirgen Ali, Berikan Yayınevi, Ankara, 2006, s. 84).