Afşin-Elbistan bölgesi dört tarafından yüksek dağ­lar ile çevrilen ve Anadolu’nun en geniş ovalarından birisi olan bu dağların doğurduğu Ceyhan, Söğütlü, Hurman ve Köksün başta olmak üzere, irili ufaklı birçok ırmak ve çay­lar ile ve bunların birleşmesi ile büyüyen Cey­han[1] nehri ile sulanan Afşin-Elbistan ovası, eski çağdan kalan kadim şehirlerin yıkıntıları ve höyükler ile doludur. Hititler ile Kumagenlerin devrine ait olan ve Til, Kara-Elbistan[2] Ozan, Kara Höyük, Çavlı­ Han, Tel Afşin, Mehre, Celegi[3], Huni[4] ve Efsus höyükleri[5] gibi, büyük harabeler başta gelmek üzere, birçok küçük höyükleri bağrında saklayan Afşin-Elbistan ovasının eski çağda birçok şehir ve kasaba ile süslenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Fakat eski çağda bu bölgenin en ünlü ve en büyük şehri, bugün Afşin adı ile ilçe yapılan kasabanın merkezi olan Efsus’un bulunduğu yerde yıkıntıları ve eserleri mevcut bulunan Arabisus şehri idi. Diğer höyüklerin üzerinde de birtakım köyler ve kasabacıklar bulunmaktadır. Afşin-Elbistan yöresi Orta Çağ Sür­yani, Arap ve Ermeni eserlerinde Ceyhan böl­gesi olmak üzere adlandırılmıştı. Ortaçağ tarihlerinde bazen Arbsus veya Arabsüs ve bazen Ebsus ve nihayet Efsus şeklinde zikredilen Arabisus ile bizzat Elbistan ve bundan başka Huni beldesi Eski Çağdan Orta Çağa intikal etmiş olan şehirlerarasında bulunuyordu.[6] Bunlardan Efsus, ‘Ashab-ı Kehf’in hikayesi münasebetiyle -bütün eski eserlerde zikredilmekte ve bu şehrin Dekyanus (İmparator Diokletianus)'a ait bulunduğu ve ‘Ashab-ı Kehf’in bu şehrin şarkında[7] bulunan dağdaki mağaraya sığınmış oldukları zikredilmektedir.[8] Burada Üstat Mükrimin Halil Hoca Hıristiyan kaynaklarına dayanarak bu kanaati belirtiyor.

1- Sütun, Sütun Başları ve Mezar Taşları

Arabissos (Afşin) un tarihi içinde, “Kentin en canlı dönemlerinin Roma-Bizans çağları ve Helenistik dönem krallıklarından Seleukos (Suriye Krallığı) lar zamanı olduğu Kahramanmaraş müzesinde ve ilçenin parkında sergilenen heykel ve sütunlardan anlaşılabilir. Yine, İlçemizde Baasetlerin Şükrü’nün bahçesinde,

Resim60.jpg

Afşin’de Baasetlerin Şükrü’nün Bahçesindeki mermer sütun.

Resim68.jpg

Afşin’de Çırağıloğlu Abdullah Beyin bahçesindeki taş sütun,

Resim69.jpg

Afşin’de Hükümet Konağı bahçesinde sergilenen mermer saray sütunu.

Belediye Parkı’nda Bizans eserlerinden kalma birçok düzgün geometrik taş sütunlar, sütun başlıkları, mezar taşları bulunmaktadır.

Afşin Kalesindeki yıkık duvar kalıntısı

Kaledeki Bizans çağına ait olduğu sanılan 5-6 m uzunluğunda 1.5 m yüksekliğinde bir sur kalıntısının Arabissos Kalesinin iç surlarının bir parçası mı yoksa bazı hemşerilerimizin belirttikleri çocukluk yıllarında duvarları kalan Ermenilere ait kilise duvarı mı olduğu netlik kazanamamıştır. Duvarın kalınlığının geniş olması ve yapı malzemesi içimdeki taş ve tuğlaların özensiz görünüşü ikinci ihtimali zayıflatmaktadır. Kilise duvarlarına konulan taşların geometrik ve büyük olduğu genel durumdur.

kalede sur.jpg

Elbistanlı hemşerimiz Tahsin Özgüç de 1943 yılında yöremizde arkeolojik yüzey araştırması yapan bilim adamlarımızdan biridir. Ona göre, Anadolu'nun bu bölgesindeki Roma ve Bizans yolları, şehirleri bahis ko­nusu olunca, üstünde sık sık durulan Arabissos (Afşin) u da incelemiş ve bugün burada yeryüzünde anmaya değer asarın kalmadığı tespit edilmiştir. Yalnız şehrin içindeki bahçelerde yapılan derince kazılarda Anadolu’daki en güzel Roma mozayikleriyle eşleşebilecek asarın çıkarıldığını, fakat sonradan kapatıldığını görenlerden dinledik. Şehrin bu günkü yıkık stadeli, Bizans çağının tipik bir yapısıdır. Tarihteki (İlk ve Orta Çağ) ünlü Arabissos Kalesi’nden yalnızca sur kalıntısı olduğu belirtilen 1X1 ebadındaki mermer taşlardan başka bir şey kalmamıştır.

Arabissos’un kalesine ait olduğu düşünülen taşlar

kale tasları.JPG

2008 yılında Pınarönü Camisinin kuzeyinde fotoğrafladığım taşlar.

2.Selevkoslardan Kalma Taban Mozaiği

Afşin’in tarihteki antik Anadolu uygarlıklarının (Luviler, Hattiler, Hititler, Hithit şehir devletleri, Grekler, Persler, Selevkoslar, Romalılar, Bizanslılar, Müslüman Araplar, Selçuklular, Osmanlılar) yaşadığı bölge olması haliyle çok zengin bir geçmişe sahiptir. İlçemizde temel atmak için açılan toprağın 3-5 metre derinliğinde mutlaka bir yapı malzemesi olan mermer sütun ve sütun başları ile Bizanslılardan ve Ermenilerden kalma mezar taşlarının çıkması, eski uygarlık kalıntılarına rastlanması şaşırtıcı bir durum değildir. Bunların bir kısmı Belediye Parkında Açık Hava Müzesinde sergilendiği görülür. Toprak altından çıkan bunlardan ibaret değildir. Yeraltından çıkan asarı atikalardan biri de aşağıda fotoğrafı görülen Afşin Bey İlköğretim Okulunun odunluğunun altında üzeri kapatılan geç-Roma ya da Seleukoslar döneminin bir taban süsleme örneği olan Zeugma mozaiğidir. Yeşil Afşin Gazetesi Sorumlu Müdürü Ömer Kösebalaban’ın özel arşivinden aldığım bu mozaiğin çekilmiş hayvan figürlü fotoğrafını Cumhuriyet Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Öğretim Üyeleri olan Atilla Engin ve Erdal Eser Beylere gösterdiğimde bu tip mozaiklerin Geç-Roma ve Selevkoslar (Hellenlerin Suriye’de kurdukları krallığa) a ait olabileceğini belirttiler.

“Yalnız şehrin içindeki bahçelerde yapılan derince kazılarda Anadolu’daki en güzel Roma mozaikleriy1e eşleştirilebilecek asarın gün yüzüne çıkarıldığını, fakat sonradan kapatıldığını bunları görenlerden dinledik”[10]. Afşinbey İlköğretim Okulunun odunluğunun altında geç Roma çağı ya da Hellenistik krallıklarından Seleukos (Suriye Krallığı) lar zamanına ait bir taban mozaiği bulunup fotoğrafı çekildikten sonra üzeri kapatılmıştır.[11]

Yine Afşin’de Beyceğiz Mahallesinde bahçelerini kazan hemşeriler tabanda mozayikler bulduklarını belirtmektedirler.[12] İlçede bina temelleri için açılan iki-üç metre tabana inildiğinde çok düzgün saray ve kilise sütun taşları ve haç kabartmalı geometrik mermerler çıktığı, bunların bir kısmı Belediye Parkı’nda, Hükumet Konağı’nın bahçesinde, bir kısmı da sokak başlarında ve yurttaşların avlu ve bahçelerinde görülmektedir. Bu bağlamda Arkeolog İ. Kılıç Kökten’in Anadolu Maraş Vilayetinde Tarihten Dip Tarihine Giriş araştırmaları çerçevesinde Afşin içinde de arkeolojik yüzey araştırması yaptığı ve Afşinlilerle görüştüğü görülmektedir. “Afşin’de Vaiz Durdu’nun (Çakır Hocası) bahçesinde büyücek bir saha işgal eden çok renkli taşlardan yapılmış, üzerinde hayvan resimleri görülen, daha sonra üzeri tekrar toprakla örtülmüş bulunan mozaikli bir döşemenin varlığı da haber verilmişti (1958). Bahçe suları altında bozulmaya terk edilen bu sanat eseri mütehassıslarını bekleyip durmaktadır”[13]. Vaiz Durdu Efendi’nin yakın komşusu Hasan Kılıç da bu bilgiyi şöyle doğrulamaktadır: “Bizim eski evin altı bir kilise kalıntısıdır. Temel yarım metre deşildiğinde parça parça mozaik kalıntıları çıkmaktadır”[14].

taban döşemesi.jpg

3.Aramice Kitabeler

İngilizce ve Fransızca kaynaklardan elde ettiğimiz bu veriler yöremizin tarihi açısından oldukça önemlidir. MS: II. Yüzyılda Arabissos’un kale girişine yazılan ama akıbetinin ne olduğu bilinmeyen eski Aramice bir kitabenin olduğunu öğreniyoruz. “Batıdaki Aramice en eski anıtlar bize çok az sayıda ulaşan özlü kitabelerdir. En önemlisi Kuzey Suriye’den gelir; bunlar: otuz dört satır olup sekizinci yüzyıla ait olan Panamu[15]’nun Hadat[16]’ın, ve Barakub[17]’un yirmişer satır olan kitabesidir. MÖ: Dördüncü ve beşinci yüzyıla ait olan kitabeler, MS: Kilikya ve Suriye’de bulundular. Kapadokya’daki kitabeler içinde sadece Arabissos’unkiler ikinci yüzyıla aittir. Louvre Müzesinin büyük yıldızı Arabistan’da Teima’da bulundu, beşinci yüzyıla ait olup kitabenin satırları 23’tür…”

En önemli kitabeler bize Kuzey Suriye’den geliyor: Bunlar MÖ: VIII. Yüzyıldaki (34 satır) Hadad kayıtlarıdır; (23 satır) Panamu ve (20 satır) Bar-Rekoub kayıtlarıdır; Asur Kralı Teglatphalasar III.’ün çağdaşı Sam’al Kralınınkidir. Zendjerli’ye ait bu anıtlar Berlin Müzesi’ndedir. M. Pognon‘ın keşfettiği ve yayınladığı VIII. yy.da İsrail Kralı Joas’ın çağdaşı Hamat krallarından biri olan Zakir’in 311 satırlık kitabesinden parçalandığı için yalnızca 35 satırı kamıştır, diğer 2 dikili taş, 1891de Nerab’da bulundu. Lycie ve Cliciede’da IV. yy. kayıtları bulundu. Cappadoce’nın Arabissos’unda yerel bir kült (inanç) ten bahseden birçok Arami kitabeleri bulundu; onlar, İsa’dan sonra 2. asrın ortalarından sonrakiler değildir. L’Arabie onun içeriğini ortaya çıkardı: 1880’de Huber tarafından Teima’da keşfedilen Louvr’un büyük anıtı, V. yy. ait yirmi üç satırlık kitabeyi ihtiva ediyor. Diğer kitabelerin biri 482 tarihinde Sakkara’da; biri 458 tarihinde Assouan’da bulunmuş, bunların en ünlü kitabesi Carpentras Müzesinde bulunanların çoğunluğu Mısır’dan gelme, British Müzede bulunanlar çok yeni değildir. İlave etmek gerekir ki, bir seri küçük anıtları oluşturan bu eserler, silindir, ağır terazi taşı, kaşe gibi ki, onların çoğu en eski kitabelerle yaşıttır. Bütün bunlar, eski Aramice araştırmaları için bize materyal sunar ve çok çeşitli çalışma fırsatı sağlar. Söz konusu Arabissos Kitabesi’nin nerede olduğuna ilişkin bir bilgi ve veri elde edilemedi.

Günümüzde Maraş’ın güneyinde önemli bir ilkçağ kenti olan Zincirli’de kurulmuş olan Geç Hitit Beyliklerinden Sam’al Beyliğinin Asur kralı III. Tiglatpilaser (MÖ: 746-727) döneminde yaşayan Beyi.
Asurluların Fırtına Tanrısı.
Geç Hitit Beyliklerinden Sam’al Beyliğinin Asur kralı III. Tiglatpilaser (MÖ: 746-727) döneminde II. Panawmua’nın oğlu Bar-Rekub’tur.