Folklor, bir toplumun hayat felsefesinin, yani doğaya ve hayata bakışının tezahürü (dışlaşma) dür. Giyim kuşam, saç-sakal biçimleri, kullanılan araç-gereçler, yaptıkları evler, kurdukları köyler, şehirler, düğün, doğum, bayram, cenazelerde gösterdikleri, sergiledikleri anlayış, davranış ve tutum biçimleri bu folklor teriminin içinde değerlendirildiği için bu terimi Türkçe’de halkbilim sözcüğü karşılamaktadır. “Folklor ürünleri, ait olduğu halkın birçok karakteristik ve sürekli özelliklerini içinde barındırıyor. Dünyanın tüm filozof ve sanatkârlarının, halkın oluşturmuş olduğu maddi-manevi kültür hazinelerine başvurması ve bunlardan faydalanması tesadüf değildir. Folklor ürünleri, en başta onu teşkil eden ve yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktaran milli gelenek ve göreneklerinin, milli törenlerinin, hayata ve dünyaya bakış sisteminin ifade şekilleridir… Folklor ürünleri, halk felsefesinin, ruhunun yansıması bakımından eşsiz ve bulunmaz birer kaynaktır. Özellikle folklor ürünlerinin dili, sadece söz dağarcığının değil, aynı zamanda duygu ve düşünce hafızasının manevi abideleridir… Folklorun bir başka önemli yanı da, onun ürünlerinin okuyuculara tarihî-millî benlik şuurun oluşmasında ve gelişmesinde önemli bir dayanak noktası olmasıdır.
1932 yılında kurulan “Halkevleri”, 1955 yılında “Folklor Araştırmaları Kurumu”, 1964 yılında “Türk Folklor Kurumu”, 1966 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Kurulan Milli Folklor Araştırma Dairesi” halkbilimine ilişkin ilk köklü çalışmaları başlatmışlardı. Nasreddin Hoca ve Hacivat ile Karagöz folklorumuzun ulus çapında yaygınlaşmış örnekleridir. Afşin ve yöresinde de folklor etkinlikleri bağlamında çeşitli çabalar içinde ben de Afşin ve Yöresi Tarihi ve Kültürü adlı çalışmamdan unutulmaya yüz tutan zengin yemek kültürümüzle ilgili iki sayfalık kısmını değerli hemşerilerimizle paylaşayım istedim.
Afşin ve Yöresinde Yemek Kültürü (Gastronomi) ve Damak Zevki
Afşin ve Yöresinin uzun geçmişinde Gastronomi Kavramı bağlamında yemek kültürü ve damak zevki bölgenin iklim, tarım, hayvancılık ve meyveciliğe dayalı olduğundan oldukça zengin bir repertuarı (çeşni) vardı. Yöremizde bu zenginliğin adı ‘Hazımdamı’ adıyla ifade edilmiştir. Özellikle hali vakti yerinde olan ailelerin hazımdamı oldukça zengindir. Yörenin kendine özgü yemek çeşitlerini ve damak zevkini; a- Tahıla Dayalı, b- Havancılığa Dayalı, c- Meyve ve Bağcılığa Dayalı ürünler olarak sınıflandırmakta yarar var:
a- Tahıla Dayalı Yemek Türleri: Tarhana Çorbası, Malhıda Çorbası, Düğürcük Çorbası, Köftelaş, Pakla Kıyması, Tereyağlı Bulgur Pilavı, Cııklama, Dibine Yakma Aşı, İçli Köfte, Su böreği, Omaç, Yağlı ve Taanni Kömbe, Çerkez Kömbesi, Tandır külünde ya da Göçmen Sobalarında pişmiş Patates ve Pancar, Envai Çeşit Turşular ve Sumak Ekşisi çeşniler, unutulma şöyle dursun yeniden ihya edilmesi gereken bir zenginliktir.
b- Havancılığa Dayalı Yemek Türleri: Yöremizin gerek Binboğa, gerekse Berit Dağının yaylalarında otlayan koyun, keçi ve sığırlar, doğal ortamda beslendikleri için hormonsuz ve yağsız etlerden yapılan çok lezzetli Kuzu Kızartma, Afşin Tava, Kelle Paça, Mumbar Dolması, Batlıcan, Kabak, Biber ve Salatalık Dolması, Etli Ekmek, Kavurma, Asma Yaprağı ve Lahana Sarmasına doyum olmazdı. Ayrıca yöremiz tavuk, hindi, ördek ve özellikle alabalık yemek kültürümüze ve damak zevkimize büyük zenginlik oluşturmaktaydı.
c- Meyve ve Bağcılığa Dayalı Yiyecekler: Afşin ve Yöresi meyve ve sebzecilik yönünden eşine az rastlanan bir üretim bölgesiydi. Afşin daha 70’li yıllara kadar sanki bir kentin Bahçelievler Semti gibiydi. Neredeyse her evin önünde, bahçesi ve bostanı vardı. Bu bahçe ve bostanlarda çoğu meyve ve sebzeyi bulmak mümkündü. Öğrencilik ve askerlik nedeniyle ilçeden uzak kalan her Afşin’li Gedik yokuşunu çıkıp Afşin’in bu yeşilliğini görmek için otobüste heyecan içinde sabırsızlanırdı. Afşin’in Uzunyayla’da dört gözle beklenen kabarcık, kara ve linlin kara üzüm, kirkit, horuz yüreği, parmak ve sergi üzümlerinin ne güzelliği ne de lezzeti unutulacak gibi değildi. Sergi üzümünün şırasından yapılan Afşin pestilleri (bastık) ile Afşin cevizlerinden yapılan cevizli üzüm ve köpük sucukları ile samsa denilen içi cevizli sarmaların tadına doyum olmazdı. Hele yarmalı (döğme) üzüm kırmasını yumurtayla pişirilmesi tam bir lezzet örneği ve bir kalori deposuydu. Bahçelerden toplanan elma, ayva, şeftali, kayısı, ırmalı erik ve çekirdeği, kiraz, vişne yaş ve kuru dut, ceviz, yer fıstığı günümüz çerez ve kuru yemişlerini aratmazdı. Bostanlardan gelen patates, domates, biber, patlıcan, bamya, bakla, fasulye, culban (bezelye), havuç, turp, pancar, kabak, lahana gibi sebzeler yetiştirilir, bunlar pazarda satılmadığı için sonunda ihtiyaç fazlası bahçesi ve bostanı olmayan konu komşuya verilirdi.
Değerli hemşerilerim, benim hatırlayabildiklerim bunlar, eğer yemek kültürümüze ilişkin bunlardan başka yiyecek türü, damak zevki varsa bana bir vesileyle ulaştırarak yaptığımız ilmi çalışmaya katkı yapmış olursunuz. Selam ve sevgilerimle…