Mal sahibi, mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi.
Mal da yalan ,mülk de yalan
Var, biraz da sen oyalan!..
Yunus EMRE
Kahramanmaraş’ın, Elbistan’ın, Göksun’un Afşin’imizin biricik Dayısı, Afşin sevdalısı, gönüllere girerek iz bırakan yiğit insan, Afşin eski Belediye Başkanı Doğan Bozkurt’u kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Doğan Dayı’mızla ilgili birçok hatıramız var. Çocukluğumuz onun yiğitliklerini dinlemekle geçti. Yetişkin olunca elini öptük, kendisiyle yakınlaştık. Yıllarca zevk ile sohbetlerine katıldık, kendisini yakından tanıma fırsatını yakaladık. Sohbet ettik, kafamıza takılan soruları sorduk, birlikte güzel vakit geçirdik. Afşin’de yediden yetmişe herkesin kalbine girmiş bir insandır. Doğan Bozkurt dendi mi bütün Afşinlilerin gülümsemeyle anlatacakları hatıraları ya da onunla ilgili duydukları vardır.
Yazımın başında Doğan Dayı’mıza Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Mekanı cennet olsun inşallah. Ailesine ve Afşin halkına başsağlığı diliyorum.
Doğan Dayı, Afşin’in yerli ve köklü bir ailesine, büyük bir sülaleye mensuptur. Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde 1932’de dünyaya gelmiş, hem yerel siyasette hem de toplum hayatında iz bırakmış bir kişiliktir.
Afşin’in köklü ailelerinden ‘’ Köfteciler’’ kabilesine mensup olduğu için ’’Köfteci Doğan’’ anne tarafından Ağalar sülalesine mensuptur. Ancak 1960’lı yıllarda Afşin merkezde hamam civarında dayıları ile bir anlaşmazlıktan dolayı çıkan silahlı çatışmada Alirıza Ağa tarafında sağ bacağından vurulmuştur. Ayağındaki kurşunla hayatına uzun süre devam etmiş ve bundan dolayı halk arasında ‘’Topal Doğan’’ diye anılmıştır. Bu olay nedeniyle mahkemede verdiği ifadede:’’ Hakim Bey, Alirıza Dayı’m , kurşunu iğne deliğinden geçirecek kadar usta atıcıdır. İsteseydi, beni ayağım yerine anlımdan vurabilirdi. Ben dayımdan şikayetçi değilim.’’ diyerek yüce gönüllüğünü göstermiş ve kin tutmamıştır. Ömrünce de Ağlar sülalesi mensuplarına sevgi saygıda kusur etmemiştir.
Gençlik yıllarında, boksla ve güreşle ilgilenmiştir. Zeytin tüfeği gibi uzun boyu ile-198cm.-güçlü fiziği ve cesaretiyle 1950-1960 ‘yıllarda Çukur ovada, Ege Bölgesinde, İstanbul da kabadayılık, külhanbeylik –kendi diliyle eşkıyalık- yaptı ama fakir fukarayı hep korudu, kolladı. Bundan dolayı ‘’Doğan Baba’’ diye ünlendi. Ege bölgesinde kendine teklif edilen binlerce dönüm araziyi, zeytinlileri kabul etmedi. Afşin’de yaşamayı tercih etti.
Doğan Dayı’nın askerliği de 1953’te başlamış, askeriyede yapılan bazı haksızlıklara karşı geldiği için, askeri ceza evinde yatmış, askerliği yakılmıştır. Askeri cezaevinden çıktıktan sonra, askerliği sil baştan yeniden yapmıştır, ancak inandığı doğrulardan vazgeçmediği için değişik vilayetlerde komutan şoförü olarak Gaziantep’ten tehris olmuştur. Askerden geldikten sonra siyasete atılmıştır. 1960’lı yıllarda CHP İlçe başkanı seçilmiştir. Aktif olarak siyasi hayatı başlamıştır. Bu dönemde siyasi çevresini genişletmiş ve Ankara’da ‘’Pembe Köşk’’ CHP Genel Başkanı İsmet İnönü tarafından kabul edilmiş, İnönü ile günün anısına fotoğraf çektirmiştir. Başarılı bir şekilde ilçe başkanlığını yürütmüş, halkla yakınlaşmayı sağlamıştır. Karşılaştığı herkese selam vermiş; hal hatır sormuş ve dertleriyle ilgilenmiştir.
1977 Mahalli idareler seçimi yaklaşmaktadır. Siyasi partiler aday belirlemeye başlarlar. CHP’de aday çalışmaları başlar. Doğan Dayı ilçe başkanı olarak yakın çevresiyle görüşmelere başlarlar. Bu durumu kendisi şöyle anlatır: ’’Benim yeğenim Dr. Osman’a dedim ki ‘’ Doktor gel seni belediye başkan adayı yapalım. Dedi ki: Dayı ben çocukları okutuyorum. ’’Eczacı Salim Kaynak’a adaylık tekif ettim. O da dedi ki:’’ Benim arkam yok ben yapamam. ’’Eve geldim, aday bulamıyorum. Anama dedim ki ’’Halk beni seviyor, aday bulamadım; bundan dolayı ben reis adayı olacağım. ’’Anam: ’’Vay vay Doğan sana kim oy verir? Kimine tabanca sıktın, kimini öte ettin, sana oy vermezler. ’’Neticede CHP’den belediye başkan adayı oldum. Seçim dönemi sermayem selamımdı. Büyük, küçük herkese selam veriyor, hal hatır soruyordum. Halkın tepkisi olumluydu. Öncelikle fakir fukaradan, ayakkabı boyacılarından ,işçi sınıfından, hizmetlilerden, gündelikle çalışanlardan, çiftçilerden oy istedim. Damlardaki karları kürüme sözü verdim.
Seçim günü geldi, iyi bir ekibim vardı, canla başla çalışıyorlardı. Seçimin CHP İle MHP arasına geçeceği söyleniyordu. MHP’nin adayı, Adalet Partisi’nden MHP’ye geçen Mehmet Bardız dı. Bu durum benim için bir avantajdı. Neticede Allah’ın takdiri, vatandaşın desteği ile az bir oy farkıyla Afşin Belediye Başkanlığını kazanmıştım.
Belediye başkanlığı dönemimde birçok garibanın TEK’e ve TKİ’ye işe girmelerinde yardımcı oldum. Afşin’de askerlik şubesi yoktu. Elbistan’da Paşayı ziyaret ederek Afşin’e Askerlik Şubesi’nin gelmesini sağladım.
Bir hatıramı daha anlatmak isterim. Belediye başkanı olduktan sonra personele sıkı bir disiplin uyguluyordum. İçme suyu ile ilgili şikayetler gelince görevli personeli Höççetli Veli’yi çağırdım. Biraz kızdıktan sonra, onu dinlemeden su şebekesi görevinden aldım. Yerine başka birini görevlendirdim. Birkaç gün sonra şikayet gelmeyen mahallelerden de şikayetler gelmeye başladı. Yetkilileri toplayıp su meselesini konuştuk. Su şebekesi projesini bilen yok. Dediler ki: ’Başkanım, Höççetli Veli’den başkası bu problemi çözemez çünkü su projesi onun kafasında hangi vana açılacak, hangi vana kapatılacak, hangi vana hangi mahalleye ait anca Veli bilir. Höççetli Veli bana küsmüş, minnet rica ile evden belediyeye getirdik. Kendisinden özür diledim. Aman Veli Usta, kurbanın olurum, kadanı alırım beni bu dertten kurtar. ’’diye yalvardım. Anladım ki her personel çok önemlidir. Veli’nin yanına, mahallelere ait su vanalarını öğrenmeleri için iki personel görevlendirdim. Belediye başkanlığını tarafsız bir şekilde yaparken üçüncü yıl dolmadan 1980 ihtilali ile görevden alındım. Kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest kaldım.
Yasaklar kalktıktan sonra Doğru Yol Partisi’nden il genel meclis üyeliğine seçildim. Bu arada Yaşar Kemalle ilgili bir hatıramı anlatmak isterim. DYP’den il meclis üyesi seçildim. Açık sözlü bir insandı, geçmişte birçok hatıramız vardı. Bana dedi ki: ’’Doğan Bey, bilirsin ben seni sever ve sayrım. Senin hayatını ‘’İnce Mehmet’’ romanı gibi yazacaktım ama sen DYP’ye geçerek faşist olmuşsun, bundan dolayı hayatını roman olarak yazmaktan vazgeçtim. ’’dedi. Ben de canın sağ olsun üstat!.. dedim.
Kahramanmaraş Valisi’nin görev süresi dolar. Başka bir ile Vali olarak atanır. Kahramanmaraşlılar Valiye bir veda töreni hazırlarlar. Bütün ilçelerin il genel meclisi üyelerinin bir araya geldikleri bir tören olur. Yemekler yenir. Konuşma faslı başlar Vali Bey’e teşekkürler edilir. Samimi bir ortam vardır. İlçe temsilcileri Vali Bey’e hediyelerini sunmaya başlarlar. Elbistan, Göksun, Andırın, Türkoğlu… hediyelerini sunarken Afşin heyetini bir sıkıntı basar, çünkü Afşin heyeti hediye hazırlamamıştır. Afşin heyeti mahcuptur, ne diyeceklerini, ne söyleyeceklerini düşünmektedirler. Afşin dışındaki bütün ilçeler hediyelerini sunmuştur. Gözler Afşin heyetine çevrilir. Vali Bey de hoş sohbet şakalaşmayı seven bir Vali’dir. Afşin heyetine bakarak: ’’Doğan Bey, bütün ilçeler hediyelerini sundular, siz Afşinliler olarak bana ne vereceksiniz.’’ der. Herkesin gözü Afşin heyeti üzerindedir, Doğan Bey, yavaşça ayağa kalkar, herkesin gözü üzerindedir. Fotel şapkasını eline alır, salondakileri selamladıktan sonra: ’’Sayın Vali’m, biz Afşinliler olarak size kalbimizi hediye ediyoruz!..’’ der. Salonda Vali başta olmak üzere bir kahkaha kopar, arkasından alkış tufanı kopar.
Doğan Dayı’mızı 2025 yılının Eylül’ünde eşimle birlikte evinde ziyaret ettik. Kolunda kırık vardı. Bizi görünce çok sevindi. Saygısından dolayı oturmak istiyordu ama oturacak durumda değildi. Eşim Ağaların kızı olduğu için: ’’Dayımın kızı hoş geldin.’’ dedi. Eskilerden sohbet ettiler. Aklı başındaydı, her şeyi hatırlıyordu. Allah’tan şifalar dileyerek ayrıldık.
Doğan Dayı’mız rahmeti Rahmana yürüyerek aramızda ayrılmıştır. Doğan Dayı’mız Afşinlilerin kalbinde yaşayacaktır. Doğan Dayımız, hepimizin kalbinde güzel bir iz bırakmıştır.
BAKİ KALAN KUBBEDE HOŞ SEDA İMİŞ.
ALLAH RAHMAET EYLESİN, MEKANI CENNET OLSUN!.. EL FATİHA….