O sabah
güneş doğdu ama kimse “günaydın” diyemedi.
Saatler çalıştı,
zaman ilerlemedi.

Bir şehir, adını taşın altında aradı.
Bir çocuk, uykusunu.
Bir anne, sesini.
Ve biz,
birbirimizi.

Duvarlar değil,
hayatlar çöktü önce.
Fotoğraflar yarım kaldı,
çaylar soğudu,
cümleler yetim.

Bir yerde ekmek kızardı,
bir yerde toprak can aldı.
İnsan, hayatta kaldığına eğdi başını,
gökyüzüne sessizce bakarak.

Ellerimizle kazdık umudu,
tırnaklarımızla aradık ihtimali.
Her çıkarılan beden,
kalbimizden eksilen bir parçaydı.

O gün öğrendik:
Bazı acılar anlatılmaz,
insanın içinde yer değiştirir.
Bazı tarihler takvimde durmaz,
yerin hafızasına yazılır.

Ey 6 Şubat…
Sen artık bir gün değilsin,
bir ülkenin omzunda duran sessiz bir ağırlıksın.
Gidenler göğe emanet,
kalanlar birbirine.

Toprağa verdiğimiz canlara sözümüz var:
Adınızı unutuşa değil, yarınlara yazacağız.
Bu acı belki geçmez…
Ama biz,
unutmayı kendimize yakıştırmayacağız.