Bir yerde okudum: ABD’de yapay zekâya yatırım yapan şirketler 2026’da neredeyse 800 milyar dolar altyapı harcaması yapmış. Gigabaytlık merkezler, şebekeler, lisanslar… Yani bizim 80’lerde “moda” diye şaklabanlık yaptığımız yapay zekâ, aslında epey pahalı bir oyuncakmış.
Çin bu işe 10–15 milyar, Rusya ise 4–5 milyar dolar ayırmış. Rusya’yı bir kenara koyun; Çin ise “number one” olma iddiasıyla aradan dereden teknoloji kapma planları kuruyor. Şimdiye kadar yaptıklarını düşününce, bu hiç de uzak ihtimal değil.
Kısacası: Bu oyunda “ben de varım” diyebilmek bile devasa yatırımlar gerektiriyor.
Avrupa’nın Uykusu
Peki Avrupa? Sanayi devriminin sahibi kıta, derin uykular içinde bekliyor.
Bizim Coğrafya
Biz mi? Oyun kurucular arasında yokuz. Ama birkaç inatçı yazılımcı şirket oyunun bir köşesinden tutunmaya çalışıyor. Bu iyi mi? Çok iyi.
Dalga Geçme Pandemisi
Yapay zekayı hala “bir eğlence” olarak gören geri zekalılar çok. Birçok müptezel yapay zekâ ile dalga geçtiklerini zannediyor. Bu dalga geçme hastalığı bütün ülkelerde yaygın bir hastalığa dönüştü. Bir nevi pandemi. Beyimiz ya da ablamız yıllar önce telefonundaki siri ile güya kafayı buluyordu. Ama o aptal ve saz arkadaşları kafa bulurken birileri sirileri geliştirdi, hayatımızın tam ortasına koydu.
Suskun Entelektüeller
Nerede o Alman, İngiliz, Fransız entelektüeller? Fransız Devrimi’ne, Sanayi Devrimi’ne yorum yapanlar… Yapay zekâ devrimine gelince sus pus. Çünkü bu devrim, alıştığımız özgürlük, eşitlik, adalet sloganlarına sığmıyor.
O devrimler ne basit ne rahattı. Şimdi başka bir şey var. Çin Polit Bürosu bile halka yönelik bir argüman üretemiyor; işine gelen tek tarafı, halkı daha da kontrol edecek bir sistem olması.
Bizim Kafa Bulma Hali
Farkındayım, derin konulara girdik. Oysa elimizdeki telefonla, tabletle, bilgisayarla Gemini veya ChatGPT gibi programlarla kendi çapımızda “oynuyor”, kafayı buluyorduk. Ama işte, bir bakmışız eğlencelik diye başladığımız şey, çağın en büyük dönüşümüne dönüşmüş.
Şimdi bu çağın normal ve olması gereken değişim ve gelişiminin geleceği tartışılıyor.
YALANI DOLANI İLE, FAKE, BOT VE TROL İLE SOSYAL MEDYA
Bugün sosyal medya, sadece insanların insanlarla konuştuğu bir dijital meydan değil; arkasında milyarlarca satır kodun, yapay zekâ ajanlarının ve ekonomik/politik çıkarların çarpıştığı otomatize bir alan haline geldi. Bu yüzden gördüğümüz her etkileşimin, trendin veya yorumun arkasında gerçek bir insan iradesi olmayabileceğini bilmek dijital okuryazarlığın en önemli parçasıdır.
Sosyal medya platformlarında sıklıkla karşımıza çıkan sahte (fake) hesaplar, bot hesaplar ve troller dijital ekosistemin en büyük arka plan dinamiklerinden biri. Gelin sıkça duyduğumuz ve de konuştuğumuz bu kavramları yakından tanıyalım.
Fake (Sahte) Hesap: Arkasında gerçek bir insan kimliği bulunmayan, genellikle çalınmış veya yapay zekâ ile üretilmiş profil fotoğrafları, sahte isimler ve hayali biyografilerle oluşturulmuş hesaplardır. Bu hesaplar bazen manuel olarak bir kişi tarafından (örneğin trol orduları veya oltalama, dolandırıcılık amaçlı) yönetilir.
Bot Hesap: Tamamen veya kısmen otomasyon yazılımları, algoritmalar ve yapay zeka tarafından yönetilen hesaplardır. İnsan müdahalesi olmadan belirlenen anahtar kelimelere yanıt verebilir, otomatik paylaşım yapabilir, seri şekilde beğeni, takip veya retweet/paylaşım gerçekleştirebilirler.
Sosyal medya platformlarında bu hesapların varlığı masum eğlence amaçlı (örneğin hava durumu veya haber bülteni çeken yararlı botlar) olabildiği gibi, büyük çoğunlukla stratejik, ekonomik ve politik amaçlarla üretilir ve şu amaçlar için kullanılır:
● Algoritma Manipülasyonu ve Trend (Gündem) Oluşturma
● Algı Yönetimi ve Siyasi Propaganda
● Ticari Kazanç ve İnanç İstismarı (Influencer Ekonomisi)
● Dolandırıcılık, Oltalama ve Zararlı Yazılım
● Veri Kazıma ve Casusluk
Genel İnternet Trafiği
Küresel siber güvenlik raporlarına göre, internet trafiğinin yüzde 53'ü botlar tarafından üretiliyor. Bunun yaklaşık yüzde 40'ı ise kötü amaçlı botlardan oluşmakta.
Sosyal Medya Platformlarındaki Oranlar
Küresel güvenlik ve teknoloji raporlarına göre, dünya genelindeki büyük sosyal ağlarda aktif hesapların yüzde 5 ila yüzde 15'inin sahte veya bot olduğu tahmin edilmektedir. .
Yerel ve Gündem Odaklı Araştırmalar
Kriz dönemlerinde veya belirli hashtag (etiket) çalışmalarında bu oran dramatik şekilde fırlar. Örneğin, ülkemizdeki resmi yetkililer ve bağımsız araştırmacılar tarafından yapılan bazı dönem analizlerinde, belirli yoğun paylaşımların yapıldığı akışlarda paylaşım yapan hesapların yüzde 20 ila yüzde 26'sının bilgisayarlar tarafından yönetilen botlar (trol ağları) olduğu tespit edilmiştir.
Trol Nedir? Dijital Dünyadaki Karşılığı
Sosyal medyadaki sahte hesap ve bot ekosisteminin en insanlı ve belki de en tehlikeli boyutu trollerdir. Botlar teknolojinin aracıysa, troller o aracın direksiyonundaki insan iradesidir—bazen botlarla kol kola, bazen de tek başına çalışan organize aktörlerdir.
Geleneksel anlamda "trol", internetin ilk yıllarında insanları trollemek (şaka yapmak, sinirlendirmek, laf atmak) için internet forumlarında takılan bireysel şakacıları ifade ederdi. Ancak günümüzde bu tanım evrilerek "koordineli bir amaca hizmet eden, kışkırtıcı, manipülatif ve algı yönlendirici dijital aktör" haline gelmiştir.
Troller genel olarak ikiye ayrılır:
Bireysel/Amatör Troller: Sadece dikkat çekmek, kaos yaratmak veya kişisel tatmin (trollemekten zevk almak) için platformlarda gerginlik çıkaranlar.
Profesyonel/Organize Troller: Siyasi partiler, şirketler, devletler veya çıkar grupları tarafından finanse edilen, belirli bir ideolojiyi savunmak, rakip görüşleri bastırmak veya kriz anlarında gündemi saptırmakla görevlendirilen yapılar.
Trollerin Başlıca Silahları ve Taktikleri
Organize troller sadece hakaret etmekle kalmaz; çok ince ve psikolojik olarak etkili sosyal mühendislik taktikleri kullanırlar:
Kutuplaştırma ve "Biz vs. Onlar" Dili: Tartışmaları asla gri alanlarda bırakmazlar. Her konuyu siyah-beyaz hale getirerek insanları taraflaşmaya zorlarlar.
İtibar Suikastı (Karakter Sınırlandırması): Bir fikri eleştirmek yerine, o fikri savunan kişinin geçmişini, kişiliğini, kıyafetini ya da özel hayatını hedef alarak itibarsızlaştırırlar.
Yalan Haber ve Çarpıtma: Gerçek bir olayı cımbızlayarak, bağlamından koparıp kitleleri galeyana getirecek bir öfke nesnesine dönüştürürler.
Sürü Psikolojisi ve Baskı (Aymazlık/Linç): Kalabalık görünerek (bazen bot desteğiyle) farklı düşünen sesleri susturur, otosansür uygulatırlar. Amaçları tartışmak değil, karşı tarafı yormak ve dijital alandan kaçırmaktır.
Trollerin ve tartışma kültürünün yarattığı öfke, kutuplaşma ve kavgalar, platformlardaki etkileşimi tavan yaptırır. İnsanlar sinirlendikçe daha çok ekran başında kalır, daha çok tartışır ve daha çok reklam görürler.
Eğer bir platform trolleri tamamen temizlese, etkileşim oranları ciddi şekilde düşer. Şirketler güvenlikten yanadır ama kârlılıklarını kaybetmek istemezler. Bu yüzden dengeyi "platformu tamamen kaçırtmayacak kadar" kurarlar.
Bu bir teknoloji savaşıdır. Platformlar trolleri yakalamak için yeni yapay zekâ modelleri geliştirdikçe, trol ağları da yöntem değiştirir. Artık yapay zekâ destekli metin üreten sistemler kullanıyorlar, insan gibi davranan uyuyan (sleeper) hesaplar açıp aylarca normal paylaşımlar yaptıktan sonra kriz anında trol devreye sokabiliyorlar. Yani suçlular her zaman güvenlik duvarlarının bir adım önünde gitmeye çalışıyor.
Kısaca şöyle toplayalım. Sistemler trollerin bir kısmını (özellikle beceriksiz ve ucuz olanlarını) her gün milyonlarca adet temizliyor. Ancak hem ifade özgürlüğü sınırlarının ihlal edilme korkusu hem de şirketlerin etkileşimden beslenen ticari çıkarları bu sorunun kökten çözülmesini engelliyor. İnternet meydanı kalabalık kaldığı sürece, o kalabalığın içindeki gürültücülerin varlığına bir şekilde göz yumuluyor.