Her gün yanı başımızda düşenleri görüyoruz. Yakınlarımızdan birini veriyoruz toprağa. Ya da tanıdıklarımızın ölümle yüzleştiklerine şahitlik ediyoruz. Bir başka günde birileri bizim ölümümüze şahitlik edecek. Bir günde ölüm bizi bulacak. Ölüm bize, biz ölüme doğru yol alıyoruz. Ölüme mutlaka kavuşacağız. Ölüm bizden korkmaz. Bizde ölümden kaçamayız. Herkes bir defa ölecek ama mutlaka ölecek. Hz. Peygamber (sav.) “ölmeden evvel ölünüz” buyuruyor. Ölümü düşünmeyi ve durumumuzu gözden geçirmeyi öğütlüyor bize. Biz ise ölümü hayatımızdan kovmaya çalışıyoruz. Bizim olan ölümü bir başkası için istiyoruz. Başkaları da ölümü bizim için çağırıyor. Gaflet ki ne gaflet! Birçok şeyin bizim elimizde olmadığı gibi, ölüm gerçeğinin de bizim elimizde olmadığına ne kadar az inanıyoruz. Günlük yaşantımızı ölümü yok sayarak şekillendiriyoruz.
 
Biri çıkıyor “ben varken ölüm yok, ölüm varken de ben yokum” diyor. Ölümden korkmadığını beyan ediyor ama ölüm korkusu cümlelerine bile sinmiş duruyor. Aslolan ölümden korkup korkmadığını haykırmak değil. Ölümü anladığımızı fark etmek gerçek olan. Ölümün bize verdiği dersi iyi öğrenmek. Yanı başımızdakilerin aramızdan ayrılıp gidişini iyi okuyabilmek bize düşen. Ölümün bize sunduğu mesajı doğru anlamak. “ölüm ve ötesi” gerçeğini önce inanışımızla sonra davranışımızla tasdik etmektir.
 
Ölümden önceki yol çok kısa, sonrasındaki yol ise çok uzun. Bu uzun yolculuğun azığı elbette ki ölümden önce hazırlanmak olmalıdır. Bu uzun yolculuk için insan, ne hazırladı ise sofrasına o gelecek. “ölmeden evvel ölmek” her faniyi azık hazırlamaya davet içindir. Yanı başımızdaki son ölümler, bizi bu davete uymaya yetmelidir. Hep bir başkasının ölümünü bekleye durmak bir gaflet örneğidir.
 
Ölüm bir yok oluş değildir. Fani alemden baki yurduna geçiştir. Bir mekan değişikliğidir. Misafirhaneden ayrılıştır. Elbette misafir yurdundaki davranışlarımız bize orada yardımcı olacaktır. Şairin ifadesiyle ; ölümü içimize sindirerek hayatı ikame etmeliyiz.
Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm.
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm.
İki elinizin arasına başınızı alarak “ölmeden evvel ölmeyi” sahiden hiç denediniz mi? Denemeye değer.
Vesselam…