Afşinli Ȃşık Hacı YENER

Hacı Yener, 1928 yılının ekim ayında o yıllarda Elbistan'a bağlı bir köy, bugün ise Afşin'e bağlı Tanır mahallesinde dünyaya gelmiştir. Babası Nuri, annesi ise Fadime Hanım'dır. Soyları Tanır'da meşhur olan Şerefli Beylerine dayanmaktadır. 1930'lu yılların başında Tanır'da açılan köy okulunda ilkokulu okur. İlkokul öğrenimi esnasında babasının köydeki çiftçilik işlerine de yardım eder. Ortaokul öğrenimi için Elbistan'daki bir ortaokula kaydolsa da kısa bir süre sonra Adana Düziçi Köy Enstitüsüne kaydolur. Köy enstitüsünde okuduğu yıllarda normal derslerin dışında demircilik, marangozluk, inşaatçılık, çulhacılık gibi geleneksel el sanatları ile birlikte başka meslek eğitimleri de alır. Okuduğu yıllarda elinin sağlık alanında yatkın olduğunu gören hocaları onu sağlık alanına yönlendirirler. Adana'da sağlık alanı olmadığı için Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsüne gönderilir ve orada üç yıl sağlık eğitimi alır (Kumtepe 2009: 20-21). Eğitimini tamamlayıp köyüne dönen Yener, Nadide Hanım'la evlenir. Bu sırada askerliğini de Artvin'de yedek subay olarak yapar (Kumtepe 2009: 21). Askerlik sonrası memuriyetine devam eden şâir, 1962 yılında siyasi sebeplerden dolayı bir yıl tutuklu kalır. Memuriyetini kaybettiği için ailesi ile birlikte İstanbul'a taşınır. Mahkemeden beraat edince memuriyete dönen Yener, Tekirdağ, Kayseri, İzmit ve İstanbul'da çalışmıştır (Kumtepe 2009: 22).

1994 yılında eşini kaybeden Yener'in ilgili yıllarda beş çocuğu (Mahmut Emin, Mehmet Nedim, Esen Serap, Nevzat Rüştü ve Necla) da kendi hayat yollarına gitmiş; böylece o tek başına kalmıştır. Hayatının son günlerinde sağlık sorunları artan ve bir ayağı kesilen şair, son yıllarını memleketi Tanır'da geçirmiş; rahatsızlığı dolayısıyla gittiği İstanbul'da 13 Ekim 2009 tarihinde vefat etmiştir. Cenazesi İstanbul Büyükçekmece mezarlığına defnedilmiştir.

Âşık Hacı Yener'in halk şiirine ilgi duymasında ilk olarak "dayızade"sinin evinde karşılaştığı üç yüz - dört yüz sayfa hacmindeki bir Karacaoğlan kitabı etkili olmuştur (Kumtepe 2009: 20). Söz konusu kitabı ilgili yıllarda sürekli okuyarak Karacaoğlan'ın birçok şiirini ezberlemiştir. Şiir ile bireysel olarak ilgilenmeye bu yıllarda başlasa da o, zaten şairlik istidadı olan bir aileye / sülaleye mensuptur. Annesi aynı zamanda bir ağıtçı olan ve dayısı da şair olan Hacı Yener, Tanır'lı ünlü türkülü halk hikâyesi kahramanı Yazıcıoğlu Osman Ağa'nın yedinci kuşaktan torunudur. Âşığın ifadelerine göre hem Karacaoğlan hem de Dadaloğlu, büyük büyük dedesi Yazıcıoğlu Osman Ağa'nın köy odasına konuk olmuştur.

Hacı Yener halk şiirinin pek çok nazım şekli ve türünde şiirler üretmiştir. Bunun yanında terkib-i bent, terci-i bent gibi halk şiiri formunun dışındaki şiir türlerinde de eserler vermiştir. Kendi ifadesine göre esas sanat değeri taşıyan kaliteli şiirler üretmeye 1945 yılından sonra başlamıştır (Kumtepe 2009: 28). Köy Enstitülerinin sanatını olgunlaştırdığını düşünmektedir.

Ona göre bir sanatçı topluma örnek olmalıdır. İçinden çıktığı toplumun değer yargılarına bağlı, sıkıntılarını sıkıntı eden, özü başka sözü başka olmayan biri olmalıdır. Yine ona göre iyi bir halk şâiri olabilmek için açlık, sefalet, işsizlik, horlanmışlık ve yerilmişlik hislerinin tadılması gerekir. Aşk üzerine söz söyleyebilmek için ise sevmek, sevilmek, bazen sevilmemek ve acı çekmek lazımdır (Kumtepe 2009: 28-29).

Badeli bir âşık değildir. Ona göre bade içme geleneği İran çıkışlıdır ve uydurmadır. Âşıklık geleneğinde bade içme kuralına karşıdır ve bu olguyu hurafe olarak niteler (Kumtepe 2009: 34).

Şiirlerinde soyadını mahlas olarak kullanmaktadır. Herhangi bir ustanın yanında klasik gelenekteki gibi yetişmediği için mahlasını herhangi biri vermemiş; kendisi tercih etmiştir. Şiirlerinde Yener ve Âşık Yener mahlaslarını kullanmaktadır.

Hacı Yener'in sanatına yön veren onu etkileyen isimler başta Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal ve Yunus Emre olmak üzere Köroğlu, enstitü yıllarında yakından tanıma fırsatı bulduğu Âşık Veysel, hemşehrisi Mahzuni Şerif, Dadaloğlu, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni, Develili Seyranî, Ruhsatî ve Dertli şeklinde sıralanabilir.

Şiirlerini büyük çoğunlukla hece ölçüsüyle yazmıştır. En çok 11'li hece ölçüsünü tercih eden sanatçının 8'li, 7'li ve 14'lü şiirleri de mevcuttur. Koşma, semai ve destan en çok kullandığı nazım şekillerindendir. Şiirlerinde sade ve yalın bir dil kullanan Hacı Yener, Afşin yöresine ait kelime ve kelime gruplarını da tercih etmiştir (Kumtepe 2009: 40).

Günlük hayatta gördüğü aksaklıkları, devlet idarecilerinin hatalı uygulamalarını şiirlerinde dile getirmekten çekinmemiştir. Köy Enstitülerinde aldığı eğitim sanatının konu kadrolarını da etkilemiştir. Kendini "demokrat", "ilerici" ve "devrimci" olarak niteleyen âşığın şiirlerinde politik konular da dolayısıyla kendine yer bulmuştur. Siyasi konuların yanında dünyevi aşk da Yener'in şiirlerinin önemli bir malzemesidir. Sevgilinin nazı, edası, vefasızlığı, ayrılık, hasret acısı, sitem lirik şiirlerinde işlenmiştir. Epik şiirleri vatan ve Atatürk ile ilgilidir. Atatürk'ü ele aldığı tek ayaklı iki şiirinde kullandığı ayaklar "Atatürk'ün izindeyiz" ve "Yüce Mustafa Kemal ulu önder Atatürk", Atatürk'e bakış açısını da gözler önüne sermektedir.

3000 civarı şiir üreten, 200'den fazla eseri bestelenen Hacı Yener, bağlama çalmayı bilmesine ve irticalen söyleme yeteneği olmasına rağmen bu özelliği ile ön plana çıkmamıştır. Bestelenen şiirleri arasında Emel Sayın tarafından okunan "Kız Sen İstanbul'un Neresindensin?" ve Musa Eroğlu'nun okuduğu "Yol Ver Dağlar Yol Ver Bana" sanatçının en popüler şiirleridir (Atmaca 2017: 56, Avcı 2008: 87).

Kaynakça

Atmaca, Seher (2017). Binboğa'nın Söz Pınarı-Afşin'li Âşıklar Şâirler Yazarlar. Ankara: Berikan Yayınevi.

Avcı, Ramazan (2008). Kahramanmaraşlı Şâirler Antolojisi. Kahramanmaraş: Fersa Matbaacılık.

http://www.ozanlar.biz/yener.html [erişim tarihi: 24.02.2018].

https://www.turksanatmuzigi.org/sanatcilarimiz/sairlerimiz/asik-yener [erişim tarihi: 22.02.2018].

Kumtepe, Alper Tunga (2009). Tanırlı Âşık Yener Hayatı ve Şiirlerinin Tematik İncelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Manisa: Celal Bayar Üniversitesi.