Yeniden Refah Partisi lideri Dr. Fatih Erbakan, İstanbul’da bir restoranda düzenlediği basın toplantısıyla partisinin iktidar hedeflerini ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Konuşmasına Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) ter döken milyonlarca gence başarı dileyerek başlayan Erbakan, “İstanbul'umuzun 39 ilçesinde MKYK üyelerimizle, Genel Başkan Yardımcılarımızla, Milletvekillerimizle beraber hepimiz sahadayız ve milletimize sadece seçim zamanı değil, geçim zamanı da yanlarında olduğumuzu inşallah bu programımızla ifade etmiş olacağız” dedi.
“YENİDEN REFAH PARTİSİ TÜRKİYE’NİN 3. BÜYÜK PARTİSİDİR”
Necmettin Erbakan’ın 1969 yılında milletin, İslam aleminin ve tüm insanlığın maddi-manevi sıkıntılardan kurtarılması amacıyla yola çıktığını hatırlatan Fatih Erbakan, bugün partisinin ulaştığı gücü şu sözlerle ifade etti: “Bugün Yeniden Refah Partisi oy oranı bakımından da üye sayısı bakımından da Türkiye'nin 3. Büyük Partisi'dir. 670 bine yaklaşan resmi üyesiyle Türkiye'nin üye sayısı bakımından 3. Büyük Partisi, 31 Mart seçimlerinde belediye meclis üyeliği seçiminde almış olduğu %7'lik oyla da yine Türkiye'nin 3. Büyük Partisidir.”
“MİLYONLAR AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA: PAYLAŞIMDA ADALET YOK”
Türkiye’nin mevcut sorunlarının temelinde "paylaşımda adaletsizlik" bulunduğunu savunan Erbakan, iktidara gelmeleri halinde beş temel adım atacaklarını belirterek mevcut ekonomik tabloyu şu verilerle eleştirdi: “Biz paylaşımda adaleti sağlayacağız; Milyonlarca emekli 20 bin liralık bir maaşa mahkum edilmiş. Milyonlarca asgari ücretli 28 bin lira bir maaşa mahkum edilmiş. Açlık sınırı 40 bin liraya yaklaşıyor. Yoksulluk sınırı 110 bin liraya yaklaşıyor. Milyonlarca köylü, çiftçi, tarım ve hayvancılıkla uğraşan insan girdi maliyetlerin altında eziliyor, borca batıyor. Memurlarımız 50-60 bin lira maaşla yoksulluk sınırının yarısı kadar bir maaşla ayakta kalmaya çalışıyor. 4 asgari ücret bir yoksulluk sınırına denk gelir hale gemiş. E niye bu haldeyiz? Çünkü paylaşımda adalet yok.”
“CUMHURİYETİN 80 YILLIK BİRİKİMİ 1 YILLIK FAİZ ÖDEMESİNE ANCAK YETİYOR”
Vatandaşa aktarılması gereken kaynakların faize kurban edildiğini söyleyen Erbakan, hükümetin ekonomi politikasını sert sözlerle eleştirdi: “Bu sene devlet 60 milyar dolar faiz ödeyeceğini açıkladı. 60 milyar dolar sadece hükümetin borç faizi olarak ödeyeceği para. 60 milyar dolarla siz on milyon asgari ücretliye bir maaşı da devletten verebilirsiniz, on iki ay boyunca. Düşünebiliyor musunuz? Yani işverene hiç yük getirmeden asgari ücreti 56 bin lira yaparsınız bu faize verdiğiniz parayla. Bir milyon konut yapıp beş milyon vatandaşımıza, bir milyon aileye bedavadan bu konutları dağıtabbilirsiniz bu faize verdiğiniz parayla. Ve faize verdiğiniz parayla kuracağınız işletmeler bir milyonun üzerinde istihdam sağlayabilir; milyonlarca genç işsizimize iş imkanı sağlayabilirsiniz. AK Parti hükümetlerinin 26 senede yaptıkları bütün özelleştirmelerden elde ettikleri gelir 60 milyar dolar. Bir senede faize verdikleri para da 60 milyar dolar. 170 tane devlet kuruluşu satılmış yok edilmiş, bunlardan alınan bütün paralar, 70-80 senelik Cumhuriyetin birikimlerinin satılmasıyla elde edilen paralar, 1 senelik 12 aylık faiz ödemesine ancak yetiyor.”
Erbakan, iktidarlarında atacakları ikinci adımın ise imtiyazlı holdinglerden, israftan ve faizden kurtarılan imkanları "önce millet" anlayışıyla doğrudan halka aktarmak olacağını ifade etti.
“ADALET BAKANLIĞI SINAVINDA BİRİNCİ OLANLAR MÜLAKATTA ELENİYOR”
Üçüncü temel sorun olarak kamuda liyakat sisteminin çökmesini gösteren Erbakan, torpil ve kayırmacılığa şu çarpıcı örnekle dikkat çekti: “Türkiye'de ehliyet ve liyakat yerine çifte standart, torpil ve adam kayırma geçer akçe haline geldi. Adalet Bakanlığı'nın yükselme sınavında yazılı sınavda Türkiye birincisi olduğu halde 97 puan alan bir kardeşimiz mülakatta eleniyor. Aynı insan 3 sene önce yine bu sınava girmiş, 92 puan almış, yine mülakatta elenmiş. Milli Görüş demek ehliyet, liyakat ve adalet demektir. Bunu mutlaka yerine getireceğiz ki milletimiz saadet ve selamet bulsun; gençlerimiz daha üniversitede hatta lisede iken yurt dışına gitme hayalleri kurmasın.”
“İKTİDAR YARGIYI KONTROL ALTINA ALMIŞ: ZENGİNE AYRI, GARİBANA AYRI HUKUK”
Dördüncü sırada yargı bağımsızlığına vurgu yapan Erbakan, mevcut hukuk sistemini şu sözlerle eleştirdi: “Dördüncü sağlamamız gereken yargıda adalettir. Yargıda adalet olmadan bir ülkede saadet, selamet, huzur, barış olmaz. Bugün iktidar maalesef yargıyı kontrol altına almış. İktidara ayrı hukuk, muhalefete ayrı hukuk uygulanıyor. Parası olana, iktidara yakın olana ayrı hukuk; iktidara yakın olmayana, muhalefette olana, parası olmayana, gariban olana ayrı hukuk uygulanıyor. Bu bizim inancımıza taban tabana zıt bir durum. Yargı önünde herkesin eşit olduğu, kuvvetliyi değil hakkı üstün tutan bir adalet mekanizmasının kurulması gerekir.”
Maddi kalkınmanın yanı sıra manevi kalkınmanın da öncelikli hedefleri olduğunu belirten Erbakan; uyuşturucu kullanım yaşının düştüğünü, ciddi bir ahlaki ve manevi erozyon yaşandığını öne sürdü. Bu durumun önüne geçmek için eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması ve medyanın milli-manevi değerlere uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.
“CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ GENEL BAŞKAN OLARAK BİZ OLACAĞIZ”
Seçimlere yönelik mahalle teşkilatlanmalarından sandık başmüşahitlerine ve üye kayıtlarına kadar çok ciddi bir hazırlık içinde olduklarını söyleyen Erbakan, erken veya zamanında yapılacak bir seçim için startı verdiklerini belirterek şu ilanla konuşmasını sürdürdü: "Yeniden Refah Partimizin seçimlerde, cumhurbaşkanı seçimlerinde kendi adayını göstereceğini ifade ederek, bunun da genel başkan olarak biz olacağımızı ifade ederek bu startı aslında vermiş durumdayız. Ve hep söylediğimiz gibi bu pazar günü seçim olacakmış gibi çalışmaya devam ediyoruz. Bugün İstanbul'da ve aynı zamanda İstanbul dışında da Türkiye'nin her yerinde 'mahallede refah var' programlarıyla, Anadolu buluşmaları programlarıyla, stand programlarıyla, esnaf ziyaretleriyle mahalle mahalle, köy köy bu çalışmaları devam ettiriyoruz. Dolayısıyla biz aslında Yeniden Refah Partisi olarak uzun bir zamandan beri seçim startını vermiş durumdayız.”
"SAADET PARTİSİ İLE SEÇİM İTTİFAKI MÜMKÜNDÜR"
Gazetecilerin ittifak senaryolarına ilişkin sorularını da yanıtlayan Fatih Erbakan, Saadet Partisi ile bir ortaklık kurulabileceğinin yeşil ışığını yaktı: “Saadet Partisi'yle ilgili de bir seçim ittifakının söz konusu olması mümkündür. Burada Milli Görüş söylemlerine sahip çıkan, Erbakan Hocamızın yolunda yürüdüğünü ifade eden bu partilerin, seçimlerde bir ittifak halinde olması faydalı olabilecektir. Bununla ilgili de çeşitli görüşmeleri Saadet Partisi ile yapıyoruz.”
DIŞ POLİTİKADA "D-8 VE D-60" VURGUSU
Dış politikada gücün değil hakkın üstün tutulduğu adil bir dünya düzeninin Türkiye öncülüğünde kurulması gerektiğini savunan Erbakan, İslam coğrafyasındaki dramlara dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Gazze var, Doğu Türkistan var, Keşmir var, Arakan var. İran'a yapılan haksız saldırılar var. Dolayısıyla dünyada da bir adım atılması, kuvvetin değil hakkın üstün tutulduğu adil bir dünyanın Türkiye'nin öncülüğünde kurulması lazım. Biz kendi ülkemizde mutlu, mesut, müreffeh bir şekilde yaşarken Gazze'yi gördüğümüz zaman; Doğu Türkistan'ı, Arakan'ı, Keşmir'i gördüğümüz zaman bütün huzurumuz, bütün mutluluğumuz gidiyor. Ne yapılması lazım? D-8 organizasyonunun canlandırılması lazım. Bunun ikinci adımı olan D-60'ın yani 57 Müslüman ülkenin bir araya gelmesinin sağlanması ve bu Müslüman ülkelerin sahip olduğu stratejik kaynakların, zenginliklerin, zulme karşı bir yaptırım gücü olarak kullanılmasının sağlanması lazım. Bunun olması da Türkiye'nin Milli Görüş duruşuyla yönetilmesine bağlı.”





