İSTANBUL (AA) - Medicana Kadıköy Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Güney Şenol, Parkinson hastalığında erken belirtilerin çoğu zaman göz ardı edilebildiğini, hastalığın motor bulgularının ortaya çıkmadan yıllar önce koku kaybı, kabızlık ve uyku bozuklukları gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini aktardı.
Hastaneden yapılan açıklamaya göre, dünya genelinde birçok insanı etkileyen ve sıklığı giderek artan nörolojik hastalıklar arasında yer alan Parkinson, toplumda çoğunlukla titremeyle ilişkilendirilse de erken dönemde koku kaybı, kabızlık ve uyku bozuklukları gibi farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor.
Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte görülme sıklığı artan bu hastalık, yalnızca hareket sistemiyle sınırlı kalmayan, çok yönlü etkileri olan bir tablo olarak öne çıkıyor.
Parkinson hastalığının erken belirtileri çoğu zaman farklı sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiğinden hastalar uzun süre farklı şikayetlerle çeşitli branşlara başvurabiliyor.
Koku alma duyusundaki azalma genellikle yaşa bağlı bir durum olarak değerlendirilirken, kabızlık ise beslenme alışkanlıklarına bağlanabiliyor. Uyku sırasında bağırma, ani hareketler veya rüya görme davranışlarının artması da çoğu zaman önemsenmiyor.
Parkinson hastalığının yönetiminde yalnızca medikal tedaviler değil, yaşam tarzı düzenlemeleri de önemli bir yer tutarken, düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve sosyal yaşamın sürdürülmesi hastalığın etkilerini azaltmada destekleyici rol oynuyor.
Erken belirtilerin bilinmesi, tanı sürecinin hızlanmasına ve hastalığın daha etkin yönetilmesine katkı sağlarken, özellikle koku kaybı, kabızlık ve uyku bozuklukları gibi yaygın ancak göz ardı edilen bulguların dikkate alınması, erken dönemde uzman değerlendirmesine yönlendirilmesi açısından önem taşıyor.
- 'Yalnızca ilaç tedavisiyle sınırlı olmayan çok yönlü bir süreç'
Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Mehmet Güney Şenol, Parkinson hastalığında en çok bilinen bulguların titreme, hareketlerde yavaşlama ve kaslarda sertlik olduğunu, ancak hastalık sürecinin çoğu zaman bu belirtilerden çok daha önce başladığını vurguladı.
Şenol, hastalığın erken dönemine dikkati çekerek, 'Parkinson yalnızca hareket sistemiyle ilgili bir hastalık değildir. Beyinde dopamin üreten hücrelerin kaybıyla ortaya çıkan bu tablo, motor bulgular oluşmadan yıllar önce bazı ipuçları verebilir. Özellikle koku alma duyusunda azalma, kronik kabızlık ve uyku sırasında görülen hareket bozuklukları erken dönemin önemli habercileri arasında yer alır.' ifadelerini kullandı.
Koku kaybı, kabızlık ve uyku bozuklukları gibi belirtilerin birlikte değerlendirilmesinin önemine değinen Şenol, 'Bu tür bulgular tek başına Parkinson tanısı koydurmaz ancak bir araya geldiğinde önemli bir risk göstergesi olabilir. Özellikle bu şikayetlere zamanla hareketlerde yavaşlama veya titreme eklendiğinde, mutlaka nörolojik değerlendirme yapılması gerekir.' değerlendirmesini yaptı.
Şenol, Parkinson hastalığında titreme ve hareket kısıtlılığı gibi belirtiler ortaya çıktığında, hastalığın belirli bir aşamaya ulaşmış olabileceğini aktararak, bu nedenle erken dönemde farkındalık oluşturulmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
Hastalığın ilerleyici bir seyir izlediğini vurgulayan Şenol, şunları kaydetti:
'Motor bulgular ortaya çıktığında beyindeki dopamin üreten hücrelerin önemli bir kısmı kaybedilmiş olabilir. Bu nedenle erken belirtilerin fark edilmesi, hastalığın seyrini yönetmek açısından kritik bir rol oynar. Günümüzde Parkinson'u tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yöntemi bulunmasa da erken tanı ile semptomların kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin korunması mümkün olabilmektedir. Fiziksel aktivite, kas sertliğini azaltmada ve hareket kabiliyetini korumada önemli katkı sağlar. Bunun yanı sıra psikolojik destek ve sosyal etkileşim de hastaların genel iyilik halini olumlu yönde etkiler. Parkinson yönetimi, yalnızca ilaç tedavisiyle sınırlı olmayan çok yönlü bir süreçtir.'





