Sevgililer günü, sevgi paylaşımının ve sevgi ifadesinin günü olarak görülüyor. Ancak bu özel günün amacı, sevgiyi sadece bir güne sığdırmak ya da sırf sevgililer günü olduğu için çiçek alarak ve yemeğe çıkarak kutlamak değil. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, sevgililer gününün bir simge olarak ele alındığında, eşler arasındaki buzların erimesine ve ilişkinin nefes almasına alan açabileceğini vurguluyor.
Sevgililer günü, sevginin sembolü olarak kabul ediliyor. Bugünü bir simge olarak düşünmek ve ilişkiyi yeniden değerlendirmek için bir fırsata çevirmek mümkün. Çünkü bir çiftin sevgililer gününü nasıl yaşadığı, aslında ilişkinin bütününe dair önemli ipuçları taşıyor.
İlişki doyurucu, sağlıklı ve keyifliyse, sevgililer gününün tek başına belirleyici bir anlamı olmuyor. Çiftler bugünü, sevgilerini bir kez daha paylaşmak için bir alan olarak değerlendiriyor. Ancak ilişkide tatsızlıklar, çekişmeler ve mutsuzluklar varsa, sevgililer gününden beklentiler farklılaşıyor. Bu noktada çiftler, ilişkiyi iyileştirmek için bir başlangıç arayışına giriyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu süreçte en kıymetli hediyenin maddi değil, duygusal bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor ve sevgililer gününde çiftlerin farkında olması gereken 6 temel noktayı paylaşıyor.
1. Sorunlar her ilişkide vardır ve bu durum doğaldır. Sorunların ve mutsuzlukların daha yoğun olduğu ilişkilerde, ilişkinin gündemini sorunlar kaplar. Her ilişkide sorunlar vardır ve olmalıdır. Önemli olan, bu sorunların ortaya çıktığında nasıl ele alındığı ve nasıl çözüme kavuşturulduğudur.
2. Anlaşılmadığını hissetmek sorunları derinleştirir. Bir ilişkide sorun olduğunda, her iki taraf da olayı kendi bakış açısına göre yorumlar ve kendi düşünce biçimine uygun çözüm önerileri sunar. Bu çözüm önerileri partner tarafından anlaşılmadığında ve onaylanmadığında sorun daha da büyür. Kişi anlaşılmak ister ve karşılık bulamadığında ilişki içinde çıkmaz hissi ortaya çıkar.
3. İlişkilerde herkesin temel ihtiyacı anlaşılmaktır. Çiftler, duygularının anlaşılmasını bekler. Aynı fikirde olunmasa bile düşüncelerinin, beklentilerinin ve olayları yorumlama biçimlerinin anlaşılmasını ister. Bu ihtiyaç, ilişkinin her alanına yayılan temel bir beklenti olarak varlığını sürdürür.
4. Anlamak, aynı fikirde olmak anlamına gelmez. Çözüm için her iki tarafın da eşini can kulağıyla dinlemesi gerekir. Aynı fikirde olunmasa bile, eşin ne demek istediğini anlamak önemlidir. Bu yaklaşım, çiftlerin kendilerini çaresiz ve çözümsüz hissettikleri noktada ilişkiye nefes aldırır.
5. Zihin okuma yerine açık ve net iletişim gerekir. Eşlerin birbirini anlama yöntemi zihin okuma ya da varsayım olmamalıdır. Kişi, kendi bakış açısından eşinin ne düşündüğünü kesin olarak bilemez. Bu nedenle duygu ve düşüncelerin açık bir şekilde paylaşılması, iletişimin netleşmesini sağlar.
6. Ortak bir ilişki dili kurmak bağı güçlendirir. Farklı diller konuşan iki kişinin anlaşması mümkün değildir. İlişkilerde de çiftlerin, sadece kendilerine ait bir iletişim dili oluşturması gerekir. Bu ortak dil sayesinde, farklı düşünceler olsa bile karşılıklı anlama mümkün hale gelir.
Dr. Psk. Sevilay Abudaram’a göre, sevgililer gününde verilebilecek en kıymetli hediye, ilişkide duyguların ve düşüncelerin sarih ve dürüst bir şekilde paylaşılabildiği bir ortam yaratmak. Anlaşılmak ve anlaşılmaya alan açmak, ilişkinin kalitesini yükselten en temel unsurlar arasında yer alıyor.





