ANTALYA (AA) - YİĞİTHAN YILDIZ - Şef Ömür Akkor, son dönemde yöresel yemeklere ilginin arttığını belirterek, bu yönelimin temelinde 'geçmişe özlem' ve 'sağlık arayışı' olduğunu söyledi.

Bir etkinlik için geldiği Antalya'da AA muhabirine açıklamalarda bulunan Akkor, 32 yıldır Anadolu'nun geleneksel gıda ürünleri ve tarifleri üzerine çalıştığını aktardı.

Unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerin yeniden popülerleştiğini belirten Akkor, geleneksel mutfağa yönelik artan ilginin tesadüf olmadığını dile getirdi.

Akkor, küreselleşmeyle yaygınlaşan tek tip beslenme anlayışının insanları kendi köklerine yönelttiğini kaydetti.

Hafızanın lezzetle güçlü bir bağ kurduğunu vurgulayan Akkor, 'Her ne kadar dünya bize yeni şeyler sunsa da biz yine babaannenin yaptığı pilavı, dedenin dışarıdan aldığı pideyi, baklavayı hatırlıyoruz.' dedi.

Kovid-19 salgını sürecinde pek çok ürünün aslında sağlığı olumsuz etkilediğinin anlaşıldığını dile getiren Akkor, 'Buna karşılık geleneksel malzeme, tohum ve lezzetlerin hem insan ömrünü uzattığı hem daha sağlıklı bir yaşam sunduğu, hem de insanı elden ayaktan düşürmediği birçok testin sonucunda çıktı. O yüzden geleneksel tariflere ilginin artmasında bence birinci neden özlem, ikincisi de sağlık.' bilgisini paylaştı.

Sosyal medyada geleneksel yemeklerin daha görünür hale gelmesinin kalıcı bir etki oluşturduğuna dikkati çeken Akkor, bunun yüzeysel bir akım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

- Yerel üreticiye katkı

Geleneksel tariflerin yeniden öne çıkmasının yerel ekonomiye doğrudan katkı sağladığını dile getiren Akkor, dünyada tek tip ürün tüketiminin yaygınlaştığını, buna karşılık Anadolu'nun sahip olduğu ürün çeşitliliğinin büyük bir zenginlik sunduğunu anlattı.

Akkor, bu çeşitliliğin üretildiği yerden temin edilmesinin hem kalite hem de yerel ekonomi açısından önemli olduğunu hatırlattı.

Türkiye'nin zeytin, zeytinyağı ve buğday açısından köklü bir geçmişe sahip olduğuna işaret eden Akkor, 'Anadolu'ya yönelik düşünürsek, zeytinin de zeytinyağının da buğdayın da anavatanıyız. Buradaki geleneksel malzemelerle yaptığımız yemekler ise dünyanın hiçbir yeriyle kıyaslanamayacak kadar iyi ve sağlıklı.' ifadesini kullandı.

- Bakır kazanda ve odun ateşinde yemekler daha lezzetli

Geleneksel pişirme tekniklerine dönüşün de dikkat çekici olduğunu aktaran Akkor, bakır kazan ve odun ateşinin, lezzeti doğrudan etkilediğini belirtti.

Anadolu'nun binlerce yıllık kesintisiz yaşam pratiğinin mutfak kültürünü şekillendirdiğini kaydeden Akkor, şöyle devam etti:

'Anadolu neredeyse 12 bin yıldır kesintisiz bir yaşam pratiği üzerine kurulmuş, dünyada en yakın rakibi ise medeniyete 7 bin 500 yıl sonra başlamış. Yani binlerce yıl boyunca ev yapmışsın, eve mutfak oyuğu açmışsın, kap kacak üretmişsin, orada pişirme yapmışsın, kili işlemişsin, bakırı işlemişsin, çatal bıçak yapmışsın... Bütün bu geleneksel malzeme, yine o geleneksel gıda ürünleriyle buluştuğunda ortaya gerçekten müthiş bir sonuç çıkıyor. O yüzden Anadolu hem malzemenin hem de kullandığımız ekipmanın ana kaynağı.'

Geleneksel mutfağa gösterilen ilgiden memnuniyet duyduğunu belirten Akkor, 'Bizim bütün dünyaya öğretmemiz gereken bir şey var, biz kültürel etki olarak yemeğin ana sahibiyiz, anavatanıyız. Ekmek de buğday da yemekler de birçok yayımlanan uluslararası makalede 'Anadolu kökenlidir' yazıyor. Mutfağa sahip çıkalım.' değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA