Marmara Denizi’nde gece yarısından sabah saat 08.00’e kadar kaydedilen 36 deprem, bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme taşıdı. AFAD verilerine göre büyüklükleri 1,1 ile 2,9 arasında değişen sarsıntıların önemli bölümü Adalar açıklarında meydana geldi.

En büyük deprem 2,9 büyüklüğünde

AFAD’ın son depremler verilerine göre Marmara Denizi’nde gece yarısından sonra başlayan hareketlilik sabah saatlerine kadar sürdü. Yaklaşık 8 saatlik süreçte 36 sarsıntı kaydedildi.

Bölgede meydana gelen depremler Adalar açıklarının yanı sıra Tuzla ve Çınarcık çevresinde de görüldü. En büyük sarsıntı saat 05.40.35’te Adalar açıklarında meydana geldi. Depremin büyüklüğü 2,9 olarak ölçüldü.

Saat 04.31.39’da yine Adalar açıklarında meydana gelen sarsıntının büyüklüğü ise 2,8 olarak kayıtlara geçti.

Adalar açıklarında peş peşe sarsıntılar

Kısa zaman aralıklarıyla meydana gelen çok sayıdaki küçük deprem, Marmara’daki fay hareketliliğini yeniden tartışmaya açtı. Ancak uzman değerlendirmeleri, bu tür mikrodeprem kümelerinin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağına dikkat çekiyor.

Uzmanlardan farklı değerlendirmeler

Marmara’daki hareketlilikle ilgili Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ve Prof. Dr. Osman Bektaş’tan farklı değerlendirmeler geldi.

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, özellikle Adalar Fayı üzerinden yıllardır gündemde olan 7,4 büyüklüğündeki deprem senaryosuna karşı çıkarken, Marmara’daki fayların geçmişte meydana gelen depremler ve günümüzdeki stres dağılımı üzerinden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Üşümezsoy, Adalar çevresindeki bazı küçük depremlerin doğrudan ana fay üzerindeki büyük deprem riskinin göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Yalova-Çınarcık hattı ve Çınarcık'ın güneyindeki faylarda stres birikiminin daha fazla önem taşıdığını ifade etti.

Osman Bektaş: “Büyük deprem geliyor demek değil”

Prof. Dr. Osman Bektaş ise Adalar Fayı çevresindeki mikrodeprem hareketliliğine dikkat çekti. Bektaş, bölgede yoğun mikrodepremler görülmesinin doğrudan “büyük deprem geliyor” anlamına gelmediğini vurguladı.

Bektaş, 1963 yılında bölgede meydana gelen 6,3-6,4 büyüklüğündeki depremle ilişkilendirilen Adalar Fay Zonu'nun deprem üretme potansiyelinin ise göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Uzman, fayın derin kesimlerinde “creep” olarak adlandırılan yavaş sürünme hareketinin yaşanıyor olabileceğini ve bunun bazı bölgelerde gerilmenin boşalmasına neden olabileceğini ifade etti.

Marmara’daki risk tartışması yeniden gündemde

Marmara Denizi’nde kısa süre içerisinde kaydedilen çok sayıdaki küçük deprem, İstanbul ve çevresindeki deprem riskini bir kez daha gündeme getirdi.

Uzmanlar, mikrodeprem hareketliliğinin tek başına yaklaşan büyük bir depremi öngörmek için yeterli olmadığını belirtirken, Marmara’daki fayların geçmiş depremler, stres dağılımı ve güncel sismik hareketlilik birlikte değerlendirilerek izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Kaynak: Haber Merkezi