ANTALYA (AA) - YİĞİTHAN YILDIZ - Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde geleneksel Türk sanatları, akademik eğitimin yanı sıra öğretim üyeleri ile öğrenciler arasında kurulan usta-çırak ilişkisiyle yaşatılarak gelecek kuşaklara aktarılıyor.
Yüzyıllar boyunca Osmanlı saray nakkaşhanelerinde şekillenen geleneksel Türk sanatları, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde verilen akademik eğitimle yaşatılıyor.
Eğitim, usta-çırak geleneğinin birlikte yürütüldüğü atölyelerde veriliyor.
Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Eroğlu, AA muhabirine, geleneksel sanatların yalnızca geçmişe ait bir miras değil, yaşayan ve aktarılması gereken kültürel değerler olduğunu söyledi.
Sanatın yaşatılmasının paylaşım ve uygulamayla mümkün olduğunu belirten Eroğlu, 'Sanat takdir edilmediği yerde barınmaz. Bir şeyin takdir edilmesi için uygulanması ve paylaşılması gerekir. Sanat paylaştıkça güzelleşir ve zenginleşir.' dedi.
Toplumda sanat denildiğinde çoğunlukla resim ve heykelin akla geldiğini ifade eden Eroğlu, geleneksel sanatların ise daha derin bir anlam dünyası taşıdığına dikkati çekti.
Eroğlu, 'Ebru, tezhip, minyatür gibi sanatlar ile dokuma, halı, heybe gibi ürünler sadece birer el sanatı değil, aynı zamanda topluma mesaj veren unsurlardır. Biz de bu kültürel mirası her yaş grubuna ve farklı coğrafyalara aktarmayı görev olarak görüyoruz.' diye konuştu.
- Akademi ile usta-çırak modeli birlikte yürütülüyor
Geleneksel Türk sanatlarının üniversitelerde bilimsel bir çerçevede ve belirli bir müfredat kapsamında öğretildiğini belirten Eroğlu, bu eğitimin sürdürülebilirlik açısından önemli olduğunu vurguladı.
Sanatın derinlemesine öğrenilmesinde usta-çırak ilişkisinin vazgeçilmez olduğuna işaret eden Eroğlu, 'Bu iş gerçekten detaylı öğrenilmek isteniyorsa usta-çırak ilişkisiyle öğrenilir. Bu öğrenciler bir nevi bizlerin de çıraklarıdır. 1. sınıftan 4. sınıfa kadar onlara milli ve manevi değerlerimizi aktarıyoruz.' ifadelerini kullandı.
Üniversitedeki atölye ortamlarının, geçmişteki nakkaşhane geleneğini andırdığını dile getiren Eroğlu, bu sayede teorik bilgi ile uygulamanın iç içe geçtiğini söyledi.
- Geleneksel sanatlar hayatın içinde yaşatılmalı
Geleneksel sanatların yalnızca sergilenen eserler olarak kalmasının yeterli olmadığına dikkati çeken Eroğlu, bu mirasın aktif şekilde yaşatılması gerektiğini ifade etti.
Osmanlı döneminde saraya bağlı nakkaşhanelerde üretilen eserlerin önemli bir kültürel birikim oluşturduğunu belirten Eroğlu, bu birikimin günümüzde yeniden yorumlanarak geleceğe taşınması gerektiğini kaydetti.
Eroğlu, 'Biz Osmanlı'nın torunlarıyız, Cumhuriyet'in evlatlarıyız. Bu sanatları sadece kataloglarda ya da müzelerde görmek yerine, yaşayarak ve yaşatarak gelecek kuşaklara aktarmalıyız.' dedi.
Geleneksel sanatların hak ettiği ilgiyi görmesi için akademik çalışmaların yanı sıra bireysel çabaların da önemli olduğunu vurgulayan Eroğlu, sanatın birleştirici gücüyle toplumun tüm kesimlerine ulaşmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.





