Ekonomideki göstergelerin olumlu yönde seyrettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2026 sonunda yüzde 20'nin altında bir enflasyon hedefini gerçekçi görüyorum. Bu yönde mutlaka çaba sarf etmemiz lazım" açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kanal 7'de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Terörsüz Türkiye" sürecinde gelinen aşamayla ilgili soru üzerine Yılmaz, şunları söyledi:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın, 'Türkiye Yüzyılı, huzurun ve kardeşliğin yüzyılı olacak' vizyonu bu işin zeminini oluşturuyor. Bu zeminde Sayın Devlet Bahçeli'nin ezber bozan çıkışları, ardından örgütün kurucusunun örgüte, 'kendinizi feshedin' çağrısı ve örgütün bunu kabul etmesi çok önemli adımlar, aşamalardı. Şimdi geldiğimiz noktada Meclis'te bir komisyon var. Bir grup dışında bütün Meclis'te grubu olan partilerin ve grubu olmayan bazı partilerin de dahil olduğu geniş tabanlı bir komisyon. Partiler bir araya geldiler. Ortak akılla tartışarak, konuşarak, ilgili tüm tarafları dinleyerek süreci belli bir aşamaya getirdiler. Yakın bir gelecekte de muhtemelen bir rapor çıkacak. Partilerin raporları çıktı biliyorsunuz. Şimdi o raporlardan bir ortak rapor çıkarılmış olacak. Bir sonraki aşama ise bu ortak rapor çerçevesindeki adımlar. Adımları atarken, tabii burada kritik olan örgüt 'kendimi feshettim' dedi ama bunun sahadaki teyidi önemli. Sahadaki gelişmelerin bir mekanizmayla teyit edilmesi, izlenmesi ve bu çerçevede de yine Meclisimizin yasalarla bu 'Terörsüz Türkiye'yi gerçekliğe dönüştürmesi. Sayın Cumhurbaşkanımız da başından itibaren süreci takip ediyor. DEM Parti heyetleriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Son görüşmeyi de ivmelenmeye işaret eden bir görüşme diye yorumlayabiliriz."

"Türkiye'deki süreç açısından da olumlu bir gelişme"
Cevdet Yılmaz, Suriye'de son dönemde yaşanan gelişmelerin "Terörsüz Türkiye" sürecine etkisine ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye'deki süreci olumlu etkilediğini ifade edebiliriz. Özellikle 'Terörsüz Türkiye' sürecini olumlu etkilendirdiğini, ivmelendirici bir etki yaptığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla önümüzdeki dönem Suriye'de bütün unsurları kapsayan istikrarın güçlenmesiyle Türkiye'de de daha olumlu bir atmosfer oluşacaktır. Dolayısıyla ben bunu olumlu bir gelişme olarak görüyorum. Türkiye'deki süreç açısından da olumlu bir gelişme."

Suriye'nin istikrarının sadece Suriye'yi ve Suriyelileri değil, tüm bölgeyi etkileyeceğini vurgulayan Yılmaz, "Türkiye dahil olmak üzere bütün bölgedeki refahı ve istikrarı pekiştirici bir gelişme olarak görmek gerekir. Türkiye Cumhuriyeti olarak orada yaşayan herkes bizim kardeşimiz. Herkesle eşit mesafedeyiz ve tek arzumuz orada yaşayan tüm Suriyelilerin, 'Suriye, Suriyelilerindir' anlayışıyla hep birlikte daha güçlü bir gelecek inşa etmeleri. Eşit vatandaşları olarak Suriye'nin paydaşları olarak, Suriye'nin bu güçlü geleceğinden hepsinin fayda görmesi. Bizim tek amacımız bu." diye konuştu.

"AB çok önemli meydan okumalarla karşı karşıya"
Bir süre önce Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos ile yaptığı görüşmenin anımsatılıp, AB ile vize serbestisi süreci ve Gümrük Birliği konularındaki gelişmelerin sorulması üzerine Yılmaz, şu bilgileri verdi:

"Ben bu görüşmeyi önemli buldum doğrusu. Yani bu sıradan bir görüşme değildi. Yeni döneme dair bir yaklaşım hissettiğimi ifade edebilirim. Avrupa Birliği, içinden geçtiğimiz süreçte çok önemli meydan okumalarla karşı karşıya. Bir taraftan Ukrayna-Rusya Savaşı ve bunun getirdiği güvenlik endişeleri var. Avrupa, geçmişte olduğu gibi Amerika'nın sağladığı güvenlik şemsiyesiyle gidemeyeceğinin farkında. Burada da Türkiye'nin önemi, Türkiye'nin değeri yeniden keşfediliyor. Sadece güvenlik değil, bir taraftan ekonomik bir baskı altında Avrupa. Bir taraftan Amerika, bir taraftan da Çin'in rekabet baskısı altında. Avrupa güvenlik açısından da ekonomik rekabet gücünü tekrar kazanmak anlamında da bir çıkış arıyor. Enerjiden göç meselelerine kadar birçok başlık var. Hangisine bakarsanız bakın Türkiye ile Avrupa'nın ortak birtakım menfaatleri söz konusu. Birlikte hareket ettiklerinde iki tarafın da kazançlı çıktığını görüyorsunuz. Dolayısıyla bu anlayışın Avrupa'da giderek güçlendiğini ifade edebilirim. Bunun getirdiği bir sonuç olarak da Türkiye ile yeni bir gündem oluşturma çabası var. Biz de aynı perspektifle bakıyoruz."

"Enflasyon düşmeye devam edecek"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, reel sektörün krediye ulaşmada sıkıntı yaşadığı ve bu konuda nelerin yapılacağına yönelik bir soru üzerine, şunları kaydetti:

"2026'da finansal perspektif çok daha olumlu. Enflasyon düşmeye devam edecek. Dezenflasyon süreci devam edecek. Faiz indirim döngüsüne zaten girdi Türkiye. Dolayısıyla oradaki eğilimin devam ettiğini göreceğiz. Aylık bazda konuşmuyorum, genel istikametten bahsediyorum. Daha düşük enflasyon, daha düşük faize doğru bir istikamet. Dolayısıyla genel finansal koşullar iyileşecek. Bir taraftan da genel iyileşme süreci devam ederken selektif politikalarla da hassas gördüğümüz kesimleri veya işte sıkıntılar yaşadığını gördüğümüz sektörleri destekliyoruz."

Reel sektörü rahatlatacak adımlardan bahseden Yılmaz, "Genel finansal koşullar iyileşecek. Bizim bu selektif desteklerimiz de güçlü bir şekilde devam edecek. Dolayısıyla önümüzdeki perspektif finansal açıdan daha olumlu bir perspektif diye ifade edebilirim." açıklamasında bulundu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının enflasyon hedefini güncellemesine ilişkin soru üzerine Yılmaz, bölgesel ve küresel iyi bir ortamda olunmadığını, buna rağmen Türkiye'nin genel makro göstergelerde iyi bir performans sergilediğini söyledi.

Enflasyonda, tahmin edilen rakamların biraz gerisinde olunduğunu, bazen beklentilerden daha yüksek rakamların çıkabildiğini ifade eden Yılmaz, uygulanan programın, jeopolitik gelişmeler, kuraklık, don gibi dışsal faktörlerden etkilenebildiğini dile getirdi.

Programlarının istikametinin çok açık ve net olduğunun altını çizen Yılmaz, "Daha düşük enflasyona doğru gidiyoruz. Bazen olumsuzluklar nedeniyle sapmalar, gecikmeler, beklentinin bir miktar üstünde gelişmeler olabiliyor. Ocakta da bunu gördük. Özellikle sebze fiyatları ve gıdadan kaynaklı enflasyon, beklentilerin üstünde geldi. Üstünde geldi dediğimiz rakam da geçen yılın ocak ayına göre yine daha düşük. Dolayısıyla yıllık bazda dezenflasyon devam etti. Bundan sonra daha olumlu yönde bir seyir bekliyoruz. Eski seviyeler, sert ataklar olmayacak. Tam aksine daha aşağıya doğru bir gidişat göreceğiz." diye konuştu.

Özel okulların ve vakıf üniversitelerinin, manşet enflasyonu yukarı çektiğine dikkati çeken Yılmaz, "Burada da bir düzenleme yaptık. Artık eskisi kadar serbest, aşırı artışlar olmayacak. Bu da enflasyon perspektifimizi olumlu etkileyecek. 2026 sonunda yüzde 20'nin altında bir enflasyon hedefini gerçekçi görüyorum. Bu yönde mutlaka çaba sarf etmemiz lazım." ifadesini kullandı.

"Ekonomiyi insan odaklı görüyoruz"
Yılmaz, son dönemde EYT düzenlemesi ve deprem yüküyle karşı karşıya kaldıklarını, ancak bütün bu süreçleri iyi yönettiklerini düşündüklerini aktardı.

Yapılan bu büyük harcamalara rağmen, bütçe geliri açığının milli gelire oranını yüzde 3'ün bir miktar altında beklediklerini dile getiren Yılmaz, şunları paylaştı:

"Kim ne derse desin bu büyük bir başarı. Bu, bütçe disiplininin çok somut göstergesi. Geçici harcamalar, özellikle deprem harcamalarının yükü azaldıkça, bir mali alanımız oluşacak. Özellikle sıkıntı yaşayan emeklilerimizi hedefleyen bir yaklaşım içinde olacağız. Ekonomiyi insan odaklı görüyoruz. Bütün bunları insanın, toplumun refahı için yapıyoruz ama aldatarak, vatandaşın gözünü boyayarak değil. Gerçekçi politikalarla, planını, programını ortaya koyarak, somut adımları atarak vatandaşımızın refahını kalıcı bir şekilde artırmaya çalışıyoruz. Enflasyonu düşürdüğümüz bir ortamda inşallah bu adımlarımızı da atacağız ve vatandaşımızın refahını artıracağız."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, güçlü liderlik ve siyasi istikrarın, Türkiye için büyük bir şans olduğunu vurguladı.

Çevrede yaşanan savaşlara ve istikrarsızlığa dikkati çeken Yılmaz, "Bu ortamda güçlü liderlik, güçlü bir hükümet sistemi olmasa, AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın sağladığı siyasi istikrar olmasa, bugün ne durumda olurduk milletimizin takdirine bırakıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye'ye sermaye akışı sağlandığını görüyoruz"
"Türkiye'ye yabancı yatırımcının gelip gelmediği" sorusu üzerine Yılmaz, geçen sene Türkiye'de doğrudan uluslararası yatırımların yüzde 12'nin üzerinde arttığını, son dönemde borsaya ciddi bir ilginin olduğunu gördüklerini belirtti.

Cevdet Yılmaz, şöyle devam etti:

"Yabancılar şu analizi yapıyor, 'Türkiye iyi yolda. Bugün bazı sıkıntılar olsa da şirketlerin karlılık düzeyi yeterli değil ama gelecekte bu şirketler büyüyecek, çok daha karlı olacaklar, güçlenecekler. Çünkü Türkiye ekonomisi güçlenecek. Dolayısıyla şimdiden 'pozisyon alalım' demeye başladılar. Bu önemli. Geleceği daha olumlu okuyup, bunun üzerinden Türkiye'ye sermaye akışı sağlandığını görüyoruz. Bu eğilimin güçlenerek devam edeceğini bekliyorum. Bir taraftan da Türkiye sermayeyi daha fazla cezbetmeye başladı. Daha uzun vadeli sermaye bir anda olmuyor. Önce daha kısa vadeli oluyor, sonra uzun vadeliye ve doğrudan sermaye yatırımlarına dönüşüyor. Bu bir süreç ve bu süreçte mesafe aldığımızı geçen yılın rakamlarından ve son dönemdeki gelişmelerden görüyoruz."

Yılmaz, daha fazla demokrasi, daha güçlü bir adalet ve hukuk düzeni hedefiyle Türkiye'nin istikametinin belli olduğunu, bundan hiç kimsenin şüphesinin olmaması gerektiğini vurguladı.

"İç cephesini tahkim edemeyenler zararlı çıkacak"
Türkiye'nin son 10-15 yılda büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, bir taraftan PKK, bir taraftan FETÖ, diğer taraftan DEAŞ ile mücadele ediyor. Türkiye, tek başına her biri bir ülkeyi istikrarsızlaştıracak 3-4 terör örgütüyle eş zamanlı bir şekilde mücadele etti ve başardı. Büyük oranda bunları marjinalize etti ve huzur, güven ortamını pekiştirdi. Şu anda Türkiye, güvenlik defterini büyük oranda başarıyla tamamlamış bir ülke olarak ekonomik kalkınmaya ve refaha çok daha yoğunlaşabilecek durumda. Bu ortam aynı zamanda kalkınma ve demokrasimizin standartlarını yükseltme bakımından çok daha uygundur. Daha fazla özgürlüğü, daha fazla refahı, daha güçlü bir ülkeyi insanımız hak ettiği için bunu başaracağız. Nitekim birtakım reform programlarımız var. Meclisimizin gündemine getiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu yönde adımlar atmaya devam edeceğiz. 'Terörsüz Türkiye'nin başarılması yepyeni bir atmosfer oluşturacak. Bu işler bir atmosfer meselesi, ben öyle görüyorum. Bir uygun atmosfer oluştuğu zaman, demokrasinizin niteliği ve seviyesi artıyor. Türkiye bu demokratik atmosferin çok daha güçlendiği bir yöne doğru ilerliyor."

Dünyada belirsizlik çağının yaşandığı bir dönem olduğunu anımsatan Yılmaz, "En riskli dönemler olan bu dönemlerde kendi iç istikrarını, güçlü liderlik yapısını koruyanlar, bu süreçlerden karlı çıkacaklar. İç cephesini tahkim edemeyenler zararlı çıkacak. Çok daha ihtiyatlı gitmemiz gereken bir dönem." görüşünü paylaştı.

"Yeşil ve dijital dönüşümü hızla başarmamız lazım"
Türkiye olarak gelişmeleri iyi okuduklarının altını çizen Yılmaz, şunları kaydetti:

"Bir taraftan dünyada uluslararası kurumlar ve kurallar zayıflamış durumda. Gerçekleri görmeden gidersek, kusura bakmayın, başımızı toslarız. Dolayısıyla bizim gerçekleri, tehditleri çok iyi analiz etmemiz, görmemiz gerekiyor ve nitekim biz de bunları görerek hareket ediyoruz. Ben bu durumu Sayın Trump ile ilgili değil, yapısal bir gidişat olarak görüyorum. Kişilerden bağımsız, daha genel bir küresel gidişat var. Kim gelirse gelsin, dünya muhtemelen bu yönde gitmeye devam edecek. Bizim bunu iyi okumamız gerekiyor. Bir taraftan küresel diğer tehditler var, diğer yandan da dünyada yapay zeka, dijitalleşme, jeopolitik gelişmeler gibi teknolojik bir dönüşüm var. Böyle bir dünyanın ortasındayız. Bu dünyada hem iç istikrarımızı güçlendirmemiz hem de bu yeni teknolojilere, yeni gelişmelere hızla adapte olmamız, ayak uydurmamız gerekiyor. Yeşil dönüşüm ve dijital dönüşümü hızla başarmamız lazım. Türkiye bu konuda da gerçekten öncü adımlar atmış durumda."

Yılmaz, risklerin arttığı bir dünya düzeninde, Türkiye'nin bölgesel ve ikili ilişkilerinin ön plana çıktığına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliği ile kurduğu bağların Türkiye'ye büyük bir avantaj sağladığına dikkati çekti.

Türkiye'nin Kuzey Afrika, Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri, İslam Dünyası, Avrupa Birliği, ABD ile birçok ikili ve bölgesel işbirlikleri geliştirdiğini hatırlatan Yılmaz, küresel sistemin zayıfladığı bu dönemde pek çok ülkeyle ikili ilişkilerin güçlü tutulmasının önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu kapsamda yarın Etiyopya'ya ziyaret gerçekleştireceğini, iki ülke ilişkilerinin ekonomik ve güvenlik konularında çok önemli olduğunu belirten Yılmaz, "Türkiye, diplomasiyi, barışı önceleyen, bütün taraflarla açık iletişim kanalları tutabilen ve çözüm üreten, çözüme katkıda bulunan bir aktör olarak yükseliş içinde. Bunu korumamız çok önemli." diye konuştu.

Kaynak: AA