Göz merceğinin saydamlığını kaybetmesiyle ortaya çıkan katarakt, dünya genelinde tedavi edilebilir görme kaybının en önemli nedeni olarak birinci sırada yer almaktadır. Aynı şekilde Türkiye'de de özellikle ileri yaş grubunda az görmenin en sık sebebi olan katarakt, erken tanı ve uygun zamanda gerçekleştirilen cerrahi tedavi sayesinde başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor.
Türk Oftalmoloji Derneği Katarakt ve Refraksiyon Cerrahisi Birim Başkanı Prof. Dr. Akif Özdamar, düzenli göz muayenelerinin hastalığın doğru şekilde teşhis edilmesini sağlayarak yapılacak katarakt cerrahisi ile kişinin yaşam kalitesinin artırılabileceğini vurguladı.
Katarakt, dünya genelinde tedavi edilebilir görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Hastalığın görülme sıklığı yaşlanmayla birlikte artıyor. Tanı ve doğru zamanda yapılan cerrahi tedaviyle görme büyük ölçüde yeniden kazanılabiliyor. Türkiye'de de ileri yaş grubunda en sık görülen göz hastalığı olan katarakt nedeniyle her yıl binlerce kişiye başarılı katarakt cerrahileri tedavi uygulanıyor. Uzmanlar, düzenli göz muayenelerinin hastalığın zamanında saptanması ve yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Türk Oftalmoloji Derneği Katarakt ve Refraksiyon Cerrahisi Birim Başkanı Prof. Dr. Akif Özdamar, yaşam süresinin uzamasıyla birlikte kataraktın geçmiş yıllarda da olduğu üzere, önümüzdeki yıllarda da göz hekimlerinin en sık karşılaştığı göz hastalığı olmaya devam edeceğini belirterek şunları söyledi: “Günümüzde bireylerin yaşam süresi artıyor. Hastalar iyi bir görüşe sahip olmak ve yaşam kalitelerini artırarak hayatın içinde kalmak istiyorlar. Katarakt, genellikle yaşa bağlı olarak gelişse de travma, diyabet, uzun süreli kortizon kullanımı veya aşırı güneş ışığına maruz kalma gibi faktörler sonucu da oluşabiliyor. Hastalık, görmenin kademeli olarak bulanıklaşması, renklerin soluklaşması, ışığa hassasiyet ve gece görüşünde azalma gibi belirtilerle ilerliyor. Günümüzde tek tedavinin cerrahi olduğu katarakt vakalarında, gelişen teknoloji ile birlikte iyi sonuçlar elde ediliyor. Katarakt ameliyatı, sıklıkla fakoemülsifikasyon adı verilen gözün saydam tabakasından yapılan küçük kesilerden gözün içine ulaşıldığı ve ultrasonik enerji kullanılarak saydamlığını yitirmiş olan merceğin parçalanıp emildiği bir işlemdir. Fakoemülsifikasyon işlemi küçük kesilerden gerçekleştirildiği için çoğunlukla dikiş gerektirmemekte, bu da cerrahi süreyi kısaltmakta ve hastanın iyileşmesini hızlandırmaktadır. Cerrahi sırasında göz içinden temizlemiş kataraktlı mercek yerine, vücudumuzun en iyi protezi olma özelliğini taşıyan ve doğal merceğimizin kırma gücünü taklit eden yapay göz içi merceği yerleştirilmektedir. Bu sayede hasta ameliyat sonrası katarakt gelişmeden önceki görmesine kavuşmaktadır. Ancak kataraktın çok ileri olduğu ve ek göz problemleri olan hastalarda büyük kesilerden katarakt ameliyatları gerçekleştirilmek zorunda kalınabilmektedir. Bu durumda ameliyat süreleri ve hastanın iyileşme sürecini uzatmaktadır.”
Prof. Dr. Akif Özdamar kataraktın genellikle ilerleyen yaş ile yavaş ilerleyen bir hastalık olduğu için hastaların uzun süre görme azalmasını fark etmeyebileceğini söyleyerek düzenli göz muayeneleri ve zamanında tanının konulmasının önemli olduğunu belirtti. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerin yılda bir kez göz muayenesi yaptırmasının önem taşıdığının altını önemle çizdi.





