Osmanlı toprakları parçalandıktan sonra, bu parçalardan bir de Suriye çıkarıldı. Parçaları oluşturanlar, Suriye’de bırakılacak olan Müslüman halkı bir yandan Araplaştırmaya çalışırken diğer yandan Osmanlı (Türk) düşmanlığı aşılamaya devam ettiler. Dolayısıyla hedeflediklerinde başarılı da oldular. Suriyeli Müslümanlar, Çanakkale’de can siperane bizimle beraber mücadele verdiler. Çok şehit düşen oldu Çanakkale savunmasında.
 
Başta İngiliz oyunu olmak üzere, bizi onlara, onları bize yabancı ve düşman görebilecek duruma getirdiler. Suriye’nin idaresine neidüğü belirsiz ( Nusayri) bir kabile getirdiler. O gün bugün, bu baas rejimi hem halkına zulmediyor, hem de Türkiye ile dost olmamak için emir aldıkları yerlerin tavsiyesine göre hareket ediyor. Yıllardan beri baba Esed kendi halkına zulmetti. Şehirleri yerle bir etti. Hama ve Humus’u Müslüman kanı ile göle çevirdi. Birkaç günde 40 binden fazla Müslümanı şehit etti. Zalimlikte bir numara oldu. Kara leke olarak tarihe geçti. Bu kanlı olaylardan 30 yıl sonra oğul Esed babasının yaptıklarının kat kat fazlasını kendi halkına reva görmekten çekinmedi. Pazar yerlerini bombalıyor, ekmek kuyruklarını bombalatıyor. Keskin nişancılar merdivene sarılı cenazeye bile ateş ediyor. Suriye’de iki yılda ölenlerin sayısı 100 bini aşmış durumda. Tarihi ibadethaneler, Cuma namazı çıkışında yerle bir ediliyor. Öbür tarafta muhalifler, Esed güçlerine bir benzerini yapıyorlar.
 
Suriye’nin iç karışıklığından kendilerine pay çıkaran süper güçlerin çıkar savaşına dönüştü. Birileri Esed’in yanında yer alıyor, birileri muhaliflere destek veriyor. Savaşın devam etmesi isteniyor.
 
Çok az bir süre barışık olduğumuzu zannettiğimiz Suriye rejimi ile ipler tamamen koparıldı. Sınırımızda patlayan top mermilerine tanık olundu. Daha sonra sınır ilçelerinde yaralanmalar ve can kayıpları yaşandı. Türkiye misillemelerde bulundu. NATO’nun gönderdiği ve değişik illerde konuşlandırılan füzeler bizi tedirgin eden durumlar.
 
En son Cilvegözü sınır kapsında meydana gelen patlamalar sonucu çok sayıda can kaybına neden oldu. Tedirginliğimiz iyice artıyor. Acaba buraya kadar olanlar planın parçaları mı? Adım adım Suriye ile savaşa mı sürükleniyoruz? Bu da planın içinde mi? Bu planları fark eden, ona göre strateji geliştiren ve istilacıların planını bozan bir yapıya ne zaman ulaşacağız? Güney Afrika ülkesi Mali’deki Fransız işgaline dünya neden kör ve sağır? Bu oyunu bozmak bizim görev ve sorumluluğumuz.
 
Selam ve dua ile