<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yeşil Afşin Gazetesi</title>
    <link>https://www.yesilafsin.com</link>
    <description>Afşin ve Kahramanmaraş'ın Haber Portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yesilafsin.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 26 Jun 2026 21:30:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Tatilde Omurga Sağlığımızı Tehdit Eden 6 Önemli Hata!]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/tatilde-omurga-sagligimizi-tehdit-eden-6-onemli-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/tatilde-omurga-sagligimizi-tehdit-eden-6-onemli-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tatilde Omurga Sağlığımızı Tehdit Eden 6 Önemli Hata!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan açık hava aktiviteleri ve uzun tatil günleri bize yenilenme fırsatı sunarken, omurga sağlığı açısından bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Günlük rutinden uzaklaşılan tatillerde yapılan basit hatalar; bel ve boyun bölgesinde kas spazmına, fıtık oluşumuna veya var olan problemin şiddetlenmesine neden olabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar, tatillerde bel ile boyun sağlığını tehdit eden en önemli hatalı davranışların ise yanlış pozisyonda uzun süre kalmak, ani hareketler yapmak ve uzun süre hareketsiz durmak olduğunu belirterek, “Yıl boyunca alışık olunmayan hareketlerin kısa sürede ve yoğun şekilde yapılması da omurgada beklenmedik yükler oluşturabilmektedir. Yaz tatillerinde önemsenmeyen günlük hatalar omurgada bel ve boyun fıtığı gibi ciddi sorunlara dönüşebilmektedir. Bu nedenle tatilde de omurga sağlığını koruyacak basit önlemlerin ihmal edilmemesi gerekmektedir” diyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar, yaz tatillerinde bel ve boyun sağlığımızı tehdit eden hatalı alışkanlıklarımıza dikkat çekti; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Hata: Şezlongda saatlerce aynı pozisyonda kalmak</p>

<p>Tatilin en masum görünen alışkanlığı, aslında omurga sağlığı açısından önemli risklerden birini oluşturuyor. Şezlongda saatlerce aynı pozisyonda kalmak, boyun ve bel disklerine sürekli ve tek yönlü baskı uyguluyor. Özellikle boynun öne ya da yana eğik kalması, bir süre sonra kas spazmına neden olabiliyor. Bu durum basit bir tutulma gibi başlasa da, sinir köklerine baskı gelişirse bel veya boyun fıtığına bağlı şikayetlerin artmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Doğrusu: Her 20–30 dakikada bir pozisyon değiştirin. Özellikle sırtüstü yatarken belinizi ve boyun bölgenizi mutlaka destekleyin. Kısa yürüyüşler yaparak kaslarınızı hareket ettirin ve boynunuzu mümkün olduğunca nötr pozisyonda tutmaya özen gösterin.</p>

<p></p>

<p>Hata: Sıcak havalarda aniden soğuk suya girmek</p>

<p>Vücudun gevşemiş olduğu sıcak havalarda yapılan ani hareketler de bel ve boyun sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle terliyken soğuk suya hızlı bir şekilde girmek, kasların refleks olarak aniden kasılmasına ve bunun sonucunda bel ile boyun bölgesinde kontrolsüz yüklenmelere yol açabiliyor. Daha önce fark edilmemiş bir disk sorunu varsa, bu ani yüklenmeyle birlikte ağrı gibi sorunlar gelişebiliyor veya var olan tablo şiddetlenebiliyor.</p>

<p>Doğrusu: Vücudunuzu ani ısı değişimine alıştırmak için deniz veya havuza yavaş yavaş girmeye özen gösterin.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hata: Sığ suya balıklama atlamak</p>

<p>Yaz aylarında yapılan en tehlikeli hatalardan biri ise derinliği bilinmeyen sulara balıklama atlamak. Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar, sığ suya balıklama atlayış sırasında baş ve boyun bölgesinin zemine çarpması halinde omuriliğin ciddi şekilde zarar görebileceği uyarısında bulunarak, “Suyun beklenenden daha sığ olması durumunda bu tür atlayışlar boyun ve omurga kırıklarına, kalıcı felce ve hatta ölüme bile yol açabilmektedir” diyor.</p>

<p>Doğrusu: Felce neden olabilecek hasarların oluşmasını önlemek için derinliğini bilmediğiniz denize veya havuza asla balıklama atlamayın.</p>

<p></p>

<p>Hata: Yolculuk sırasında uzun süre hareketsiz kalmak</p>

<p>Uzun araç yolculukları da omurga sağlığını tehdit eden faktörler arasında yer alıyor. Seyahat sırasında 3–5 saat boyunca mola vermeden oturmak bel ve boyun spazmlarına neden olabiliyor. Bunun sonucunda bel ile boyun fıtığı yakınmaları şiddetlenebiliyor.</p>

<p>Doğrusu: Seyahat ederken bel ve boyun bölgenizi destekleyen yastıklar kullanın. Her 15 – 20 dakikada bir kol ve bacaklarınızı hareket ettirip, pozisyon değiştirmeyi ihmal etmeyin. Bunların yanı sıra en azından her 2 saatte bir mola vermeniz; en az 5 dakika yürümeniz ve mümkünse esnetme hareketleri yapmanız fayda sağlayacaktır.</p>

<p></p>

<p>Hata: Ağır valizi hatalı taşımak</p>

<p>Tatil başlangıcında en çok yapılan hatalardan biri, ağır valizi belden eğilerek ve gövdeyi döndürerek kaldırmak oluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar, “Bu hatalı hareketler omurgaya tek noktadan yük bindirmekte ve disklerde ani basınç artışına sebep olabilmektedir. Bunun sonucunda bel ile boyun fıtığı gelişebilmekte veya mevcut şikayetler artabilmektedir” diyor.</p>

<p>Doğrusu: Bavulu yerden kaldırmanız gerektiğinde dizlerinizi mutlaka bükerek eğilin. Bavulunuzu kavradıktan sonra yavaşça ve kontrollü şekilde kaldırın. Bavulu kaldırırken yön değiştireceğiniz zaman belden dönme hareketi yapmayın; tüm vücudunuzla birlikte, ayaklarınızdan destek alarak dönün. Aslında büyük bir bavul yerine, daha hafif 2-3 küçük valiz tercih etmeniz bel ve boyun sağlığınız açısından daha uygun olacaktır.</p>

<p></p>

<p>Hata: Su kayağı, kum voleyboluna hazırlıksız başlamak</p>

<p>Tatilde sık tercih edilen su kayağı, sörf ve kum voleybolu gibi sporlar, yeterli hazırlık yapılmadan gerçekleştirildiğinde bel ile boyun sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar, özellikle yıl boyunca düzenli egzersiz yapmayan kişilerin tatilde aniden yoğun fiziksel aktiviteye başlamalarının son derece riskli olduğunu vurgulayarak, “Öyle ki bu hata omurga çevresindeki kas ve bağ dokularında zorlanmaya neden olabilmektedir. Ani dönüş hareketleri, dengesiz düşüşler ve tekrarlayan yüklenmeler sonucunda bel ve boyun ağrıları gelişebilmekte; fıtık veya disk problemleri oluşabilmekte veya var olan bu sorunlara bağlı şikâyetler artabilmektedir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Doğrusu: Tatil sporlarına başlamadan önce kısa bir ısınma ve esneme programı uygulayın. Aktivitenin süresini ve yoğunluğunu kademeli olarak artırın. Özellikle boyun ve bel bölgesinde ağrı, tutulma veya hareket kısıtlılığı hissederseniz devam etmeyin ve dinlenmeye zaman ayırın. Omurgaya aşırı yük bindirebilecek ani ve kontrolsüz hareketlerden kaçınmaya özen gösterin.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/tatilde-omurga-sagligimizi-tehdit-eden-6-onemli-hata</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/06/bel-agrisi-3.webp" type="image/jpeg" length="86988"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu riski 4 kata kadar çıkabiliyor]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/kiz-cocuklarinda-idrar-yolu-enfeksiyonu-riski-4-kata-kadar-cikabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/kiz-cocuklarinda-idrar-yolu-enfeksiyonu-riski-4-kata-kadar-cikabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu riski 4 kata kadar çıkabiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağının en yaygın enfeksiyon hastalıkları arasında yer alan idrar yolu enfeksiyonları, zamanında tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilmesi nedeniyle önem taşıyor. Görülme sıklığının yaşa, cinsiyete ve erkek çocuklarda sünnet durumuna göre değişiklik gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu hastalık, ateş şikâyetiyle sağlık kuruluşuna başvuran 2 yaş altındaki çocuklarda yüzde 1 ila 16 oranında tespit ediliyor. Daha büyük çocuklarda ise bu oran yaklaşık yüzde 8’e ulaşıyor. Kız çocuklarının erkek çocuklarına göre 2 ila 4 kat daha fazla risk altında olması, erken tanı ve tedavinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor” dedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonları, erken dönemde fark edilip tedavi edilmediğinde kalıcı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Özellikle böbreklere ulaşan enfeksiyonların kalıcı hasara neden olabileceğini ve ilerleyen yıllarda hipertansiyon ile böbrek yetersizliği riskini artırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “İdrar yolu enfeksiyonları bebeklerde ve küçük çocuklarda her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Ateş, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve idrarın renginde değişiklik gibi şikâyetlerin yanı sıra kusma, iştahsızlık ve karın ağrısı da enfeksiyonun habercisi olabilir. Bu nedenle nedeni açıklanamayan yakınmalarda idrar tahlili ve kültürüyle değerlendirme yapılması büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>Her 10 çocuğun 3’ünde idrar reflüsü görülüyor</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonlarının, mikroorganizmaların idrar yollarına ulaşarak çoğalması sonucu geliştiğini açıklayan Bıyıklı, “Mikroplar genellikle idrar çıkış bölgesinden vücuda girerek mesaneye ve böbreklere kadar ilerleyebiliyor. Genital bölge hijyenine dikkat edilmemesi, yenidoğanlarda bezin uzun süre değiştirilmemesi, pişik, ishal ve parazitler hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Kız çocuklarında idrar kanalının kısa olması riski artırırken, erkek çocuklarda sünnet derisi veya penis ucundaki darlıklar idrar akışını zorlaştırabiliyor. Üriner sistemdeki anatomik ya da nörolojik bozukluklar, taş oluşumu ve vezikoüreteral reflü de önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçması olarak tanımlanan vezikoüreteral reflü, idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların yaklaşık yüzde 30’unda görülüyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>Kız çocuklarında tekrarlama riski yüzde 60’a ulaşabiliyor</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonlarının çocuklarda tekrarlama eğiliminde olduğunu paylaşan Bıyıklı, “İlk enfeksiyonun ardından erkek çocuklarda yüzde 20 ila 30, kız çocuklarında ise yüzde 40 ila 60 oranında tekrar görülebiliyor. Bu nedenle idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocukların altta yatan nedenler açısından mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Bu çocukların yaklaşık yarısında idrar yollarına ilişkin yapısal sorunlar bulunabiliyor. Kaçak, darlık veya taş gibi problemler enfeksiyonların tekrarlamasına yol açarken, mesane ve bağırsak fonksiyon bozuklukları da tedavi başarısını olumsuz etkileyebiliyor. Enfeksiyonun böbreklerde hasar bırakması durumunda ise böbrek gelişiminde sorunlar, yüksek tansiyon ve böbrek yetersizliği gibi ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Ayrıca kız çocuklarında çocukluk çağında geçirilen enfeksiyonlar ilerleyen yıllarda, özellikle adet dönemleri ve gebelikte yeniden görülebiliyor hatta gebelik zehirlenmesi riskini de artırabiliyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>İdrar tahlili tek başına yeterli olmayabilir</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda yalnızca idrar tahlili ve kültürüyle yetinilmemesi gerektiğini vurgulayan Bıyıklı, “Özellikle altta yatan anatomik sorunların ve olası böbrek hasarının araştırılması kritik. Bu amaçla böbrek ve mesane ultrasonografisi temel değerlendirmeler arasında yer alırken, bazı çocuklarda böbrek sintigrafisi yapılabiliyor. Hatta böbrek hasarı riski, aile öyküsü ve klinik bulgulara göre işeme sistografisi gibi ileri görüntüleme yöntemlerine de başvurulabiliyor. Gerektiğinde MR ürografi, bilgisayarlı tomografi, MAG3 ve ürodinami gibi ileri tetkikler de kullanılabiliyor. Tedavide ise uygun antibiyotiğin doğru doz ve sürede kullanılması çok kıymetli. Bazı çocuklarda ağızdan tedavi yeterli olurken, gerekli durumlarda enjeksiyon tedavisi ihtiyacı da doğabilir” dedi.</p>

<p></p>

<p>Genital bölgede ıslak mendil kullanımından kaçınılmalı</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonlarından korunmada günlük alışkanlıkların önemli rol oynadığını belirten Bıyıklı, “Çocukların yeterli miktarda su tüketmesi ve kabızlık sorununun kontrol altına alınması enfeksiyon riskini azaltmada önemli rol oynuyor. Bez kullanan çocuklarda bezlerin sık değiştirilmesi ve mümkün olduğunca uzun süre bez kullanımından kaçınılması gerekiyor. Kız çocuklarında genital bölgenin önden arkaya doğru temizlenmesi, erkek çocuklarda ise penis çevresinin dikkatli şekilde yıkanması önemli. Ayrıca bu bölgelerin temizliğinde yalnızca su kullanılmasının yeterli olduğu bilinmeli. Özel bakım ürünleri ve ıslak mendiller genital bölgenin doğal yapısını bozabilir. Ek olarak uzun süre köpüklü banyolardan kaçınılması, pamuklu iç çamaşırı tercih edilmesi, iç çamaşırların günlük değiştirilmesi ve idrarın uzun süre tutulmaması da dikkat edilmesi gereken noktalar arasında” uyarısında bulundu.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/kiz-cocuklarinda-idrar-yolu-enfeksiyonu-riski-4-kata-kadar-cikabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/06/kiz-cocuklarinda-idrar-yolu-enfeksiyonu.jpg" type="image/jpeg" length="35935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamilelikte Güvenli Yolculuğun 7 Altın Kuralı]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/hamilelikte-guvenli-yolculugun-7-altin-kurali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/hamilelikte-guvenli-yolculugun-7-altin-kurali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamilelikte Güvenli Yolculuğun 7 Altın Kuralı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte uzun saatler süren uçak, otobüs ve otomobil yolculukları, anne adayları için bazı sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle seyahat öncesinde ve yolculuk sırasında alınacak önlemler hem anne adayının hem de bebeğin sağlığının korunmasında büyük önem taşıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ecem Eren hamilelik döneminde yapılan seyahatlerin her zaman gebeliğin haftasına, anne adayının genel sağlık durumuna ve mevcut risk faktörlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Sağlıklı ilerleyen bir hamilelikte, doktor onayıyla planlanan ve gerekli önlemlerin alındığı seyahatler güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor. Ancak özellikle aşırı sıcak ve nemin hakim olduğu yaz döneminde; sıvı kaybı, tansiyon değişiklikleri, halsizlik ve dolaşım problemleri gibi bazı riskleri beraberinde getirebiliyor” diyor. Anne adaylarının alacakları basit ama etkili önlemlerle hem kendi sağlıklarını hem de bebeklerini koruyabileceklerini belirten Dr. Eren, hamilelikte güvenli yolculuğun 7 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Seyahat öncesi doktor kontrolünü ihmal etmeyin</p>

<p></p>

<p>Her hamilelik kendine özgü özellikler taşıyor. Bu nedenle seyahat öncesinde mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışılması gerekiyor. Özellikle erken doğum riski, tansiyon problemleri, çoğul gebelik veya plasentaya ilişkin sorunlar bulunan anne adaylarında yolculuk planı kişiye özel olarak değerlendiriliyor. Hekim kontrolü sayesinde olası riskler önceden belirleniyor ve gerekli önlemler alınabiliyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Bol sıvı tüketmeye özen gösterin</p>

<p></p>

<p>Aşırı yaz sıcaklarında artan sıvı ihtiyacı nedeniyle su tüketimi daha da önem kazanıyor. Hamilelik döneminde oluşabilecek sıvı kaybı; halsizlik, baş dönmesi ve dolaşım problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle yolculuk boyunca düzenli aralıklarla su içilmesi büyük önem taşıyor. Kafeinli ve aşırı şekerli içeceklerden kaçınarak, su, ayran ve mineral desteği sağlayan sağlıklı içecekler tüketilmesi gerekiyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Uzun süre hareketsiz kalmayın</p>

<p></p>

<p>Özellikle otomobil, otobüs ve uçak yolculuklarında uzun süre aynı pozisyonda oturmak bacaklarda şişlik ve pıhtılaşma riskini artırabiliyor. Bu nedenle her 1-2 saatte bir kısa yürüyüşler yapılması, bacakların hareket ettirilmesi ve basit esneme egzersizlerinin uygulanması öneriliyor. Düzenli hareket, kan dolaşımının desteklenmesine yardımcı oluyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Emniyet kemerini doğru şekilde kullanın</p>

<p></p>

<p>Araç yolculuklarında emniyet kemeri kullanımını kesinlikle ihmal etmemek gerekiyor. Kemerin alt kısmı karın bölgesinin üzerinden değil, karın altından ve kalça kemiklerinin üzerinden geçiriliyor. Omuz kemeri ise göğüslerin arasından çapraz şekilde yerleştiriliyor. Doğru kemer kullanımı hem anne adayını hem de bebeği olası kazalara karşı koruyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Hafif ve sağlıklı beslenin</p>

<p></p>

<p>Yolculuk sırasında ağır, yağlı ve sindirimi zor yiyecekler mide bulantısı, hazımsızlık ve reflü şikayetlerini artırabiliyor. Bu nedenle taze meyveler, yoğurt, kuruyemiş ve hafif atıştırmalıklar tercih edin. Düzenli ve dengeli beslenme sayesinde enerji seviyesi korunuyor ve yolculuk daha konforlu hale geliyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Yol üzerinde yediklerinize dikkat edin</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yolculuk sırasında verilen molalarda tüketilen yiyecek ve içeceklerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesi gerekiyor. Özellikle yaz aylarında yüksek sıcaklık nedeniyle uygun koşullarda saklanmayan gıdalarda bakteri üreme riski artabiliyor. Bu durum gıda zehirlenmelerine, ishal ve kusma gibi şikayetlere yol açarak anne adayında sıvı kaybına neden olabiliyor. Açıkta satılan yiyecekler yerine taze hazırlanmış ve hijyenik koşullarda sunulan besinlerin tercih edilmesi, çiğ veya iyi pişmemiş ürünlerden kaçınılması önem taşıyor. Ayrıca ambalajlı ürünlerin son kullanma tarihlerini de mutlaka kontrol etmek gerekiyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Acil durumlar için hazırlıklı olun</p>

<p></p>

<p>Seyahat edilen bölgede en yakın sağlık kuruluşunun önceden araştırılması önem taşıyor. Anne adaylarının kullandıkları ilaçları, gebelik takip belgelerini ve gerekli sağlık kayıtlarını mutlaka yanlarında bulundurmaları gerekiyor. Beklenmedik bir sağlık sorunu yaşandığında hızlı hareket edilmesi hem anne hem de bebeğin güvenliği açısından kritik rol oynuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/hamilelikte-guvenli-yolculugun-7-altin-kurali</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/06/hamilelik.jpg" type="image/jpeg" length="64299"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKKA Vakalarında Artış Endişesi: Sivas’ta 5 Kişi Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/kkka-vakalarinda-artis-endisesi-sivasta-5-kisi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/kkka-vakalarinda-artis-endisesi-sivasta-5-kisi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas’ta kene kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle hastaneye kaldırılan 26 kişiden 5’i yaşamını yitirdi. Uzmanlar erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek kene temasında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas’ta kene kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle tedavi altına alınan vakalarda can kayıpları yaşandı. Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi verilerine göre bu yıl hastaneye başvuran 26 kişiden 5’i hayatını kaybetti, 9 hastanın ise tedavisi sürüyor.</p>

<p><strong>YETKİLİLERDEN “ARTIŞ OLABİLİR” UYARISI</strong></p>

<p>Hastane Başhekimi Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan, özellikle bu yıl yaşanan yoğun yağışların kene popülasyonunu artırabileceğine dikkat çekti. Ancak mevcut tabloya göre geçen yıllara kıyasla ciddi bir artış olmadığını belirtti.</p>

<p>Uzmanlar, önümüzdeki dönemde vaka sayılarının seyrinin hava koşullarına bağlı olarak değişebileceğini ifade ediyor.</p>

<p><strong>“GEÇ MÜDAHALE ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRIYOR”</strong></p>

<p>Sağlık yetkilileri, KKKA vakalarında en kritik unsurun erken müdahale olduğunu vurguluyor. Hastaların geç başvurmasının ölüm riskini artırdığı belirtilirken, hastalığın ilerlemesi durumunda destek tedavilerinin de yetersiz kalabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Yetkililerin açıklamasına göre bazı ölümler, hastaların hastaneye geç başvurması nedeniyle gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>KENE TEMASINDA NE YAPILMALI?</strong></p>

<p>Uzmanlar, kenenin vücuda tutunması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna gidilmesi gerektiğini belirtiyor. Kenenin uzun süre vücutta kalmasının virüs bulaştırma riskini artırdığı ifade ediliyor.</p>

<p>Sağlık uzmanlarının uyarıları şöyle:</p>

<p>• Kene fark edildiğinde kesinlikle çıplak elle çıkarılmamalı</p>

<p>• En kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulmalı</p>

<p>• Gecikme, hastalığın ağır seyretme riskini artırıyor</p>

<p><strong>KKKA NEDİR?</strong></p>

<p>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), keneler aracılığıyla bulaşan ve yüksek ateş, kanama ve organ yetmezliğine kadar ilerleyebilen ciddi bir enfeksiyon hastalığı olarak biliniyor. Özellikle kırsal bölgelerde yaz aylarında daha sık görülüyor.</p>

<p><strong>SON DURUM</strong></p>

<p>Sivas’taki hastanede 26 vaka arasında 5 ölüm gerçekleşirken, 9 hastanın tedavisi devam ediyor. Uzmanlar ise en önemli korunma yönteminin kene temasından kaçınmak ve erken müdahale olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/kkka-vakalarinda-artis-endisesi-sivasta-5-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/06/2025-06-25-sivas-kene-aa.webp" type="image/jpeg" length="30589"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu Hastalık Sinsice Görme Kaybına Neden Oluyor!]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/bu-hastalik-sinsice-gorme-kaybina-neden-oluyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/bu-hastalik-sinsice-gorme-kaybina-neden-oluyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu Hastalık Sinsice Görme Kaybına Neden Oluyor!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle ileri yaştaki kişilerde görme kaybının en önemli nedenleri arasında gösterilen sarı nokta hastalığı dünya genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. 2020 yılında yaklaşık 196 milyon kişi sarı nokta hastalığıyla mücadele ederken, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte bu sayının 2040 yılında 288 milyona çıkması bekleniyor. Ülkemizde de benzer şekilde yaşlanan nüfus nedeniyle sarı nokta hastalığının sıklığı giderek artıyor. Tıp literatüründe "Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu" olarak adlandırılan hastalık, gözün retina tabakasında bulunan ve merkezi görmeyi sağlayan makula bölgesinin zamanla hasar görmesi sonucu gelişiyor. Hastalık ilerledikçe okuma, araç kullanma, yüz tanıma ve ayrıntıları seçme gibi durumlarda ciddi zorluklar ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, son yıllarda geliştirilen yeni tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada görme düzeyinin korunabildiğini, hatta bazı tablolarda görme kalitesinde belirli ölçüde iyileşme sağlanabildiğini belirterek, “Erken teşhis, sarı nokta hastalığının ilerlemesini yavaşlatmak ve görmeyi korumak için çok önemlidir. Başlangıç evrelerinde hastalık genellikle belirti vermediği için rutin göz muayeneleriyle erken teşhis edilirse yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekli tedavilerle önlemler alınabilmektedir. Bu nedenle özellikle 50 yaş üzerinde olan ve ailesinde sarı nokta hastalığı bulunan kişilerin, herhangi bir şikâyetleri olmasa bile düzenli göz kontrollerini ihmal etmemeleri son derece önemlidir” diyor.</p>

<p></p>

<p>Günlük yaşamı önemli ölçüde etkiliyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sarı nokta hastalığı, gözün arka kısmında bulunan retina tabakasının merkezindeki makula</p>

<p>bölgesini etkileyen ve özellikle 50 yaş üzerindeki kişilerde görülen ilerleyici bir hastalık. Sarı nokta denmesinin sebebi ise bu bölgede yüksek ışık maruziyetine karşı korunma sağlanması amacıyla bolca lutein ve zeaksantin adlı sarı renkli pigmentler oluşması. Makula; okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve ince ayrıntıları seçme gibi merkezi görme işlevlerinden sorumlu oluyor. Bu bölgenin zarar görmesi sonucunda merkezi görmede bulanıklık, şekillerde bozulma veya görme kaybı ortaya çıkabiliyor. Belirtiler önce tek gözde oluşabilirken hastalık ilerleyip her iki gözü de tuttuğunda günlük yaşam önemli şekilde etkileniyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görme kaybının belirginleşmesi nedeniyle hastalarda önemli sorunlar yaşandığına vurgu yapan Prof. Dr. Özlem Şahin, “Bu tabloda hastalar okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve düz çizgileri görme gibi durumlarda güçlük çekmektedir. Hastalık ileri evrede körlüğe varmasa da güvenli yürüyüşü zorlaştırmakta ve düşme riskini artırmaktadır. Ayrıca görme kaybının yarattığı sosyal izolasyon, depresyon ve bağımsız aktivitelerde azalma (yemek yapma, televizyon izleme vb.) yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilmektedir” diye konuşuyor.</p>

<p>Görme yetisinde hızla azalma yaşanabiliyor</p>

<p>Sarı nokta hastalığı temel olarak kuru tip ve yaş tip olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Hastaların büyük çoğunluğunda kuru tip geliştiğini anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, “Kuru tipte retina altında zamanla biriken ve drusen adı verilen birikintiler ile buna eşlik eden hücre kaybı sonucunda görme yetisi yavaşça azalmaktadır. İleri evrelerinde de coğrafik atrofi olarak adlandırılan ve retina hücrelerinde belirgin kayıp ve bunun sonucunda görme kalitesinde azalmayla seyreden tablo gelişebilmektedir” bilgisini veriyor. “Yaş tip ise daha az görülmesine rağmen görme kaybından en sık sorumlu olan formudur” diyen Prof. Dr. Özlem Şahin, şu bilgileri veriyor: “Bu tipte retina altında anormal ve kırılgan yeni damarlar gelişmektedir. Bu damarlar sıvı veya kan sızdırarak makulanın yapısını bozabilmekte ve görmede haftalar, hatta günler içinde belirgin azalmaya neden olabilmektedir. Erken tanı ve zamanında tedavi, yaş tip sarı nokta hastalığında görmenin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.”</p>

<p></p>

<p>Sigara kullanımı riski yaklaşık 2 kat artırıyor!</p>

<p></p>

<p>İlerleyen yaş sarı nokta hastalığının en önemli risk faktörünü oluşturuyor. Görülme sıklığı özellikle 55 yaşından sonra belirgin olarak artıyor. Bunun yanı sıra sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar sarı nokta hastalığının gelişme riskini anlamlı ölçüde artıran risk faktörleri arasında yer alıyor. Güncel çalışmalar sigara kullanımının riski yaklaşık iki kat artırdığını gösteriyor. Ayrıca aile öyküsü ve bazı genetik varyasyonların da önemli risk faktörleri olarak kabul edildiğini aktaran Prof. Dr. Özlem Şahin, “Obezite, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve düşük antioksidan alımı gibi faktörlerin de katkıda bulunabileceği düşünülmekle birlikte bunların etkileri konusunda literatürde daha değişken sonuçlar bulunmaktadır” diyor.</p>

<p></p>

<p>Bu sorunları göz ardı etmeyin</p>

<p>Sarı nokta hastalığı erken evrede genellikle belirti vermiyor veya belirtiler çok hafif seyrediyor. Bu nedenle hastalar sorunlarının yaşlılığa bağlı olduğunu düşünüyor. Hastalık ilerledikçe merkezi görmede bozulma başladığına işaret eden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, aşağıda yer alan belirtilerden birinin ortaya çıkması halinde zaman kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Düz çizgilerin eğri veya dalgalı görünmesi<br />
Okuma sırasında harflerin bulanıklaşması<br />
Karşıya bakarken silik noktaların oluşması<br />
Gölgelerin veya birbirine yakın renklerin ayırt edilmesinde güçlük<br />
Karanlıkta görmenin belirgin şekilde zorlaşması<br />
Işığa karşı hassasiyet artışı<br />
Görüntülerdeki detayların kaybolma hissi</p>

<p>Tedaviden başarılı sonuçlar elde ediliyor</p>

<p><br />
Sarı nokta hastalığının tanı sürecinde detaylı göz muayenesinin yanı sıra retina görüntüleme yöntemleri ve optik koherens tomografi gibi gelişmiş teknolojilerden faydalanılıyor. Bu sayede retina tabakasındaki değişiklikler ayrıntılı şekilde incelenebiliyor. Tedavinin temel hedefi ise mevcut görmeyi korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, hastalığın tipi ve evresinin uygulanacak tedaviyi belirlediğini anlatarak, “Kuru tip sarı nokta hastalığında vitamin ve mineral takviyeleri uygun hastalarda hastalığın ilerleme riskini yaklaşık yüzde 25 oranında azaltmaktadır. Ayrıca yeşil yapraklı sebzelerden zengin beslenme, omega-3 yağ asitlerinin tüketimi, düzenli egzersiz, tansiyon ve kolesterol kontrolü ile sigaranın bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri de önem taşımaktadır” diyor. Son yıllarda ileri evre kuru tip hastaları için göz içi iğne tedavisinin de geliştirildiğini belirten Prof. Dr. Özlem Şahin, belirli aralıklarla göze uygulanan bu yöntemin hastalığın retina üzerindeki hasarının ilerleme hızını yavaşlatmaya yardımcı olabildiğini söylüyor.</p>

<p>Görme düzeyleri korunabiliyor, hatta...</p>

<p>Yaş tip sarı nokta hastalığının tedavisinde ise göz içine enjeksiyonla uygulanan ilaçlar önemli bir yer tutuyor. Bu tedaviyle, retina altındaki anormal damar oluşumunun ve sıvı sızıntısının kontrol altına alınması hedefleniyor. Enjeksiyon tedavisi sayesinde hastaların görme düzeyleri korunabiliyor, hatta bazı hastalarda görme yeteneğinde iyileşme sağlanabiliyor. Prof. Dr. Özlem Şahin, “Son zamanlarda bu iğne tedavilerinin sıklığının azalmasında önemli gelişmeler yaşanmakla beraber, yılda 10-12’ye varan iğne sayıları görme keskinliğinin korunmasında önemli rol oynamaktadır” diye konuşuyor.</p>

<p></p>

<p>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları koruyucu rol oynuyor</p>

<p>Genetik kökeni ağır bastığından sarı nokta hastalığını önlemek her zaman mümkün olmasa da riski azaltmaya ve ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olabilecek bazı önlemler bulunuyor. Prof. Dr. Özlem Şahin, bu önlemleri şöyle sıralıyor: “Özellikle sigara kullanmamak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı vücut ağırlığını korumak ve kardiyovasküler risk faktörlerini kontrol altında tutmak önem taşımaktadır. Ayrıca dengeli beslenme (yeşil yapraklı sebzeler, balıkta bulunan omega-3 yağları), kan basıncı/şeker/kolesterol kontrolü gibi sağlıklı yaşam tarzı faktörleri hastalığın gelişimini yavaşlatmaktadır. Uzun süreli güneş ışığına maruziyeti azaltmak için güneş gözlüğü kullanmak da retina sağlığını korumaya yardımcı olmaktadır.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/bu-hastalik-sinsice-gorme-kaybina-neden-oluyor-1</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2025/07/hazir-kahve-gorme-kaybina-neden-oluyor-mu.jpg" type="image/jpeg" length="97336"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda Nöbet Anında 5 Kritik Kural!]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/cocuklarda-nobet-aninda-5-kritik-kural</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/cocuklarda-nobet-aninda-5-kritik-kural" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda Nöbet Anında 5 Kritik Kural!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, ateşle birlikte ortaya çıkan nöbetler oluyor. Genellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülen bu tablo aileleri paniğe sevk edebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, ateşli havalenin çoğu zaman iyi huylu seyretmesine rağmen, doğru müdahale edilmezse risk oluşturabildiğini belirterek “Ebeveynlerin, ateşli havalenin özellikle ilk dakikalarında doğru adımları atması kritik öneme sahiptir” diyor. Doç. Dr. Aslan, ateşli havalede, nöbet anında uyulması gereken 5 kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ateşli havale, çocukluk çağında en sık görülen, belirli yaş aralığıyla sınırlı, genellikle iyi huylu seyreden ve ateşle birlikte ortaya çıkan nörolojik nöbetler arasında yer alıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, “Ateşli havale, 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle viral enfeksiyonların eşlik ettiği ateşli hastalık dönemlerinde görülüyor. Vücut ısısının rektal ölçümde 38.3 derece, koltuk altı ölçümünde 37.8 derece ve üzerinde olduğu durumlarda ortaya çıkan nöbetler, ateşli havale olarak ifade ediliyor” diyor. Çocukların yaklaşık yüzde 2-5’inde görülen ve en sık 18–22 ay arasında ortaya çıkan ateşli havalenin, yüzde 90 gibi büyük bir oranla ilk 3 yaş içinde meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Aslan, nöbetlerin genellikle ateşli hastalığın ilk 24 saatinde geliştiğini söylüyor. Doç. Dr. Aslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Nöbetlerin büyük kısmı 5 dakikadan kısa sürmekte ve kalıcı bir hasar bırakmadan sonlanmaktadır. Ancak yaklaşık yüzde 5’lik grupta “uzamış nöbet” gelişebilmekte ve bu durum 30 dakikayı aşarak yoğun bakım ihtiyacı gerektirebilmektedir. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı ve zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır. Özellikle 39 derece ve üstü hızlı yükselen ateşlerde çok daha dikkatli olunmalıdır.”</p>

<p>Ateşli havale her çocukta aynı şekilde görülmüyor</p>

<p>Ateşli havalenin her çocukta farklı klinik görünümlerle ortaya çıkabildiğini belirten Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan şöyle konuşuyor: “Bazı çocuklarda tüm vücutta kasılma şeklinde belirgin bir nöbet tablosu izlenirken, bazı çocuklarda ise çok daha silik belirtiler olabiliyor. Bu durum sadece kısa süreli boş bakma, gözlerde kayma ya da birkaç saniyelik dalma şeklinde kendini gösterebiliyor. Nöbetler de her zaman aynı şiddette ya da aynı şekilde ilerlemiyor. Özellikle uzun süren, tekrarlayan ya da vücudun yalnızca bir tarafını etkileyen nöbetlerin daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor. Bu tür durumlarda ileri inceleme ve nörolojik değerlendirme önem taşıyor.”</p>

<p>Nöbetler tek taraflı oluyorsa!</p>

<p>Nöbetlerin ikiye ayrıldığını belirten Doç. Dr. Aslan sözlerine şöyle devam ediyor: “Nöbetlerin tüm vücutta olduğu, 24 saatte bir kez olan ve 15 dakikadan az süren gruba ‘basit ateşli nöbetler’ diyoruz. Basit nöbet grupları için genellikle beyin MR ve EEG gibi tetkikler gerekmemektedir. ‘Komplike ateşli nöbet grubunu’ yani; 24 saatte birden fazla olan veya 15 dakikadan uzun süren ya da tek taraflı kasılma şeklinde gerçekleşen nöbetleriyse daha dikkatli incelemek gereklidir. Özellikle tek taraflı kasılmalarda beyin MRG ve EEG çekimi yapmak gerekmektedir.”</p>

<p>Ateşli havalade, nöbet anında aileler ne yapmalı!</p>

<p>Doç. Dr. Zeynep Selen Aslan, “Basit ateşli havaleler iyi huylu nöbetlerdir. Çocuğun gelişimde bir sorun yaratmayacaktır. Risk faktörleri ile hastayı ve ailesini birlikte değerlendirmek gerekir” derken, nöbet anında 5 kritik kuralı şöyle sıralıyor;</p>

<p>Çocuk yan yatırılmalı.<br />
Çocuğu sarsma, sallama ya da nöbet esnasında suyun altına sokmaktan kaçınılmalı.<br />
Dişi kenetlenirse el sokularak açma gibi davranışlarda bulunulmamalı (Hasta yan yatırıldığı zaman dil yana düşmekte olup hava yolu açılacaktır.)<br />
Üzerine su dökülmemeli, yüzüne kolonya sürülmemeli.<br />
Nöbet bitinceye kadar yanında durulmalı. Nöbet bitince ve tam kendine geldikten sonra, ağızdan bol sıvı ve ateş düşürücü verilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/cocuklarda-nobet-aninda-5-kritik-kural</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/06/cocuklarda-nobet-aninda-5-kritik-kural.jpg" type="image/jpeg" length="13842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola alarmı: Sağlık Bakanlığı acil toplantı yaptı, yayılma riski değerlendiriliyor]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/ebola-alarmi-saglik-bakanligi-acil-toplanti-yapti-yayilma-riski-degerlendiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/ebola-alarmi-saglik-bakanligi-acil-toplanti-yapti-yayilma-riski-degerlendiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da yeniden tırmanan Ebola salgını sonrası, Vietnam Sağlık Bakanlığı acil toplantı düzenleyerek ülkeye olası giriş riskine karşı önlemleri masaya yatırdı. DSÖ, bölgesel riskin yüksek, küresel riskin ise düşük olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da Ebola vakalarının artması üzerine sağlık otoriteleri alarma geçti. Artan vakalar ve sınır ötesi yayılım ihtimali, bölge ülkelerinde yeni önlemleri gündeme getirdi.</p>

<p>Vietnam Sağlık Bakanlığı, 22 Mayıs’ta uzman birimlerle acil toplantı yaparak hastalığın ülkeye giriş riskini değerlendirdi ve olası senaryoları ele aldı.</p>

<p>Salgın “karmaşık seyrediyor”</p>

<p>Toplantıda, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Vietnam temsilcisi, Kongo ve Uganda’daki salgının “karmaşık bir şekilde ilerlediğini” ve ülkelerin rehavete kapılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>DSÖ’nün genel risk değerlendirmesine göre:</p>

<p>Afrika bölgesinde risk: yüksek</p>

<p>Küresel risk: düşük</p>

<p>Yeni vaka kümeleri endişe yaratıyor</p>

<p>Sağlık yetkilileri, özellikle:</p>

<p>Sağlık çalışanları arasında enfeksiyon vakaları</p>

<p>Hastanelerde bulaş riski</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Enfeksiyon kontrol zafiyetleri gibi faktörlerin salgını zorlaştırdığını belirtti.</p>

<p>Ebola vakalarının ateş, halsizlik, kas ağrısı, kusma ve bazı durumlarda kanama gibi belirtilerle seyrettiği hatırlatıldı.</p>

<p>Afrika’da durum ağırlaşıyor</p>

<p>18 Mayıs itibarıyla: Kongo’da 500’den fazla şüpheli vaka 100’ün üzerinde ölüm bildirildi.</p>

<p>Uganda’da ise Kongo kaynaklı ithal vakalar tespit edildi ve bazı ölümler yaşandı.</p>

<p>“Bundibugyo suşu” dikkat çekiyor</p>

<p>Uzmanlar, mevcut salgının Bundibugyo Ebola virüsü suşu ile uyumlu olduğunu belirtiyor. Bu suş için mevcut aşı ve tedavi seçeneklerinin sınırlı olması, sağlık otoritelerinde endişe yaratıyor.</p>

<p>Vietnam’dan sıkı önlem planı</p>

<p>Vietnam Sağlık Bakanlığı şu adımları gündeme aldı:</p>

<p>Sınır kapılarında gözetimin artırılması</p>

<p>Riskli ülkelerden gelen yolcuların sağlık taraması</p>

<p>Şüpheli vakaların hızlı izolasyonu</p>

<p>Hastanelerde acil müdahale planlarının hazırlanması</p>

<p>DSÖ ile bilgi paylaşımının güçlendirilmesi</p>

<p>DSÖ uyarısı: “Takip gevşetilmemeli”</p>

<p>DSÖ, virüsün sınır ötesi yayılım potansiyeline dikkat çekerek, özellikle Afrika içinde hareketliliğin artmasının yeni salgın dalgalarını tetikleyebileceği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/ebola-alarmi-saglik-bakanligi-acil-toplanti-yapti-yayilma-riski-degerlendiriliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/06/download-352.jpg" type="image/jpeg" length="48812"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pankreas kanserinde umut veren gelişme]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/pankreas-kanserinde-umut-veren-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/pankreas-kanserinde-umut-veren-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pankreas kanserinde umut veren gelişme]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pankreas kanseri, en zor tedavi edilen kanser türleri arasında yer alıyor. Bu nedenle bilim dünyası uzun yıllardır daha etkili tedavi seçenekleri geliştirmek için çalışıyor. Son dönemde açıklanan araştırma sonuçlarının önemli bir gelişmeye işaret ettiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Yapılan güncel bir araştırmada hedefe yönelik yeni bir tedavinin standart kemoterapiye kıyasla yaşam süresini yaklaşık iki kat artırdığı ve ölüm riskini yüzde 60 oranında azalttığı görüldü” açıklamasında bulundu.</p>

<p></p>

<p>29 Mayıs-2 Haziran 2026 tarihleri arasında Chicago'da düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) Yıllık Kongresi'nde paylaşılan çalışmada, KRAS ve benzeri RAS mutasyonlarını hedefleyen daraxonrasib adlı yeni ilaç standart kemoterapi ile karşılaştırıldı. Araştırmaya daha önce en az bir tedavi almış yaklaşık 500 metastatik pankreas kanseri hastasının dahil edildiğini aktaran Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, “Daraxonrasib kullanan hastalarda ortalama yaşam süresi 13,2 aya ulaşırken, kemoterapi alanlarda bu süre 6,7 ay olarak ölçüldü. Ayrıca yeni tedavinin ölüm riskini yaklaşık yüzde 60 azalttığı görüldü” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>KRAS mutasyonuna karşı ilk güçlü sonuçlar elde edildi</p>

<p>Bu çalışmayı önemli kılan noktanın, pankreas kanserinin temel nedenlerinden biri olarak kabul edilen KRAS mutasyonuna karşı ilk kez bu kadar güçlü sonuçlar elde edilmesi olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Pankreas kanserlerinin yüzde 90’ından fazlasında görülen RAS mutasyonları, yıllardır bilim insanlarının hedefinde olmasına rağmen etkili şekilde kontrol altına alınamıyordu. Çünkü bu mutasyonların yapısı nedeniyle uzun yıllar boyunca ‘hedeflenemez’ olduğu düşünülüyordu. RASolute 302 çalışmasında değerlendirilen daraxonrasib ise tüm RAS mutasyonlarını hedefleyebilen ilk ilaçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu yeni ilaç, kanser hücrelerinin büyüme sinyallerini baskılamayı amaçlıyor” dedi.</p>

<p>Yıldırım sözlerine, “Metastatik pankreas kanserinde ilk kez bir RAS inhibitörünün faz 3 çalışmada sağkalım avantajı göstermesi nedeniyle elde edilen sonuçlar, pankreas kanseri tedavisinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor” şeklinde devam etti.</p>

<p></p>

<p>Tedavi planlamasında genetik testlerin rolü artıyor</p>

<p>Bu gelişmenin tüm hastalar için kesin bir çözüm anlamına gelmediğini de sözlerine ekleyen Yıldırım, “Ancak özellikle belirli genetik özelliklere sahip pankreas kanseri hastaları için daha etkili ve kişiselleştirilmiş tedavilerin önünü açabileceğini düşünüyoruz. Ayrıca bu bulgular, kanser tedavisinde genetik testlerin önemini de bir kez daha ortaya koyuyor” bilgisini verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/pankreas-kanserinde-umut-veren-gelisme</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2023/11/pankreas-kanseri-nedir-pankreas-kanseri-turleri-pankreas-kanseri-risk-faktorleri-pankreas-kanseri-belirtileri-pankreas-kanseri-tany-buyuk-anadolu-hastaneleri.png" type="image/jpeg" length="39262"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne Karşı 7 Kritik Önlem!]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/kirim-kongo-kanamali-atesine-karsi-7-kritik-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/kirim-kongo-kanamali-atesine-karsi-7-kritik-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne Karşı 7 Kritik Önlem!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte piknik, kamp, tarım ve doğa aktiviteleri yoğunlaşırken, açık alanlarda kene tutunmasına bağlı olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riski de artıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilara Akman, özellikle kırsal, çayırlık ve ormanlık alanlarda daha sık görülen kene tutunmasının erken fark edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğini belirterek “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, enfekte kenelerin insan vücuduna tutunmasıyla bulaşsa da, yine kenelerin enfekte ettiği hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas ya da hastaların kan ve vücut sıvılarıyla korunmasız temas sonucu da bulaşabilmektedir. Özellikle bahar ve yaz aylarında doğayla temas arttığından bu konuda doğru bilgilenme hayati önem taşımaktadır” diyor.</p>

<p>Hastalığın genellikle kene tutunmasından 1-3 gün sonra, en geç 10 gün içinde belirti verdiğini belirten Dr. Akman “İlk bulgular ani başlayan yüksek ateş, halsizlik, kas-eklem ağrıları, baş ağrısı, bulantı, karın ağrısı ve ishal şeklindedir. İlerleyen dönemde ciltte morluklar, burun veya diş eti kanaması, idrar ya da dışkıda kanama gibi bulgular ortaya çıkabilir. Özellikle ateşle birlikte yaygın vücut ağrısı ve kanama bulguları olan hastalarda KKKA mutlaka akla getirilmelidir” diyor. Erken tanı ve doğru tedavinin hayat kurtarıcı olduğunu vurgulayan Dr. Akman, KKKA hastalığının belirtilerini ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı ihmale gelmez kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p>Açık alanlarda koruyucu kıyafet giyin</p>

<p>Piknik, kamp, doğa yürüyüşü veya tarla-bahçe işleri sırasında mümkün olduğunca uzun kollu giysiler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Açık renkli kıyafetler kullanılması, kenelerin daha kolay fark edilmesini sağlar.</p>

<p>Kene kovucu ürünlerden yararlanın</p>

<p>Cilde veya kıyafetlere uygulanabilen, Sağlık Bakanlığı onaylı kene kovucu ürünler özellikle riskli bölgelerde koruyucu olabilir. Ancak bu ürünlerin kullanım talimatlarına uygun uygulanması gerekir.</p>

<p>Doğadan döndükten sonra mutlaka vücut kontrolü yapın</p>

<p>Kene genellikle saçlı deri, kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi, diz arkası gibi fark edilmesi zor alanlara tutunmakla birlikte vücudun her yerinde olabilir. Açık alandan dönüşte, kişinin hem kendisini hem de çocuklarını tüm kıyafetlerini çıkararak dikkatlice kontrol etmesi büyük önem taşır. Kene vücuttan ne kadar kısa sürede uzaklaştırılırsa hastalık riski o kadar azalır.</p>

<p>Keneyi yanlış yöntemlerle çıkarmaya çalışmayın</p>

<p>Kenenin üzerine kolonya, sigara, sabun, deterjan veya kimyasal madde dökmek son derece yanlış bir uygulamadır. Bu uygulamalar kenenin strese girerek taşıdığı virüsü daha fazla salgılamasına neden olabilir ve bulaş riskini artırabilir.</p>

<p>Keneye çıplak elle temas etmeyin</p>

<p>Kene ezilmemeli, çıplak elle tutulmamalıdır. Çünkü virüs, ezilen kenenin vücut sıvılarıyla temas sonrası da bulaşabilir. Bir cımbız veya kene kartı yardımıyla, kenenin vücuda girdiği en yakın noktadan (baş kısmından) tutularak tek hamlede dik bir şekilde çekilmelidir. Eğer kişi kendine güvenemiyorsa, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.</p>

<p>Hayvan teması sırasında da dikkatli olun</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sadece kene değil, enfekte hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla temas da hastalık bulaşına neden olabilir. Özellikle hayvancılıkla uğraşan kişilerin eldiven ve koruyucu ekipman kullanması büyük önem taşır.</p>

<p>Kene tutunmasından sonra 10 gün belirtilere dikkat edin</p>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilara Akman, kene tutunması durumunda kişinin ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı veya kanama bulguları açısından dikkatli olması gerektiğini belirterek şöyle diyor: “Özellikle ilk 10 gün kritik önem taşır. Herhangi bir şikayet gelişmesi halinde mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, tedavisi ihmal edildiğinde ağır sonuçlara yol açabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Tüm tedavi yöntemlerine rağmen bazen ağır vakalar kaybedilebildiği için, korunma önlemleri kritik önem taşımaktadır. Doğru bilgi, erken farkındalık ve basit korunma yollarıyla hastalık büyük ölçüde önlenebilir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/kirim-kongo-kanamali-atesine-karsi-7-kritik-onlem</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2024/04/kene-2075722.jpg" type="image/jpeg" length="29979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erkeklerde Kısırlık Riskini Artırıyor! Maraş Otu İçin Kritik Uyarı]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/erkeklerde-kisirlik-riskini-artiriyor-maras-otu-icin-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/erkeklerde-kisirlik-riskini-artiriyor-maras-otu-icin-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erkeklerde Kısırlık Riskini Artırıyor! Maraş Otu İçin Kritik Uyarı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Eren, Maraş otu kullanımının erkeklerde kısırlık oranını artırdığını, cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olduğunu ve aynı zamanda da kalp damar hastalıkları riskini artırdığını söyledi.<br />
Kahramanmaraş'ta halk arasında "Maraş otu" olarak bilinen ürünün sağlığa zararları dikkat çekiyor. HG Hospital Hastanesi'nde görev yapan Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Eren ve İç Hastalıkları Uzmanı Doktor İsmet Önler Işık, Kahramanmaraş'ta yaygın olarak kullanılan Maraş otuna ilişkin önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>"Sperm parametrelerini etkiliyor"</strong><br />
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Eren, Kahramanmaraş bölgesinde Maraş otu kullanımının oldukça yaygın olduğunu belirterek, "Sigara kullanımında erkeklerde kısırlık oranını artırdığı, cinsel fonksiyon bozukluklarına neden olduğu, aynı zamanda kalp damar hastalıkları riskini artırdığı literatürde kesin olarak kanıtlanmıştır. Maraş otu bundan da bağımsız değildir. Maraş otu kullanımı da aynı zamanda sperm parametrelerini etkilemekte, erkeklerde ileri dönemlerde cinsel fonksiyon bozukluğu yapmaktadır. Bunun dışında Maraş otunun uzun süre kullanımında cilt kanseri riski artırmakta, her iki ürünün kullanımı mesane kanseri ve böbrek kanseri riskini artırmaktadır. Mümkünse bu tür tütün ve tütün ürünlerini kullanmamak gerekir. Bu anlamda Maraş otunu da sigaradan, purodan ve nargileden ayrı tutmamak gerekir. Maraş otu tütün ürünü olduğu için, bütün yan etkileri aynı şekilde görmekteyiz" diye konuştu.<br />
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. İsmet Önler Işık da özellikle bölgede yaygın olarak kullanılan Maraş otunun halk arasında "dumansız olduğu için zararsız" şeklinde yanlış bilindiğini ifade etti. Tütünün meşe külü ile karıştırılarak alt dudak ile diş arasına konulan Maraş otunun ağız içinde ciddi hasarlara neden olduğunu belirten Dr. Işık, diş eti hastalıkları, ağız içinde beyaz ve kırmızı lekeler ile diş minesinde kayıplara yol açabildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Kansere neden olabiliyor"</strong><br />
Maraş otunun kansere neden olabildiğini ifade eden Dr. Işık, "Bu madde dumansız bir ürün olduğu için zararsız gibi görüyor. Ama vatandaşımız bunu yanlış biliyor. En az sigara kadar zararlı, hatta sigaradan daha fazla zararlı. Özellikle ağız, dil, yemek borusu ve akciğer kanserlerine yol açabiliyor. İlave olarak diş eti hastalıkları, ağızda beyaz ve kırmızı lekeler bunlar daha sonra kansere dönüşüyor ve direk skuamöz hücreli kansere neden olabiliyor" dedi.</p>

<p><img alt="Erkeklerde Kısırlık Riskini Artırıyor! Maraş Otu İçin Kritik Uyarı (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1000" src="https://yesilafsincom.teimg.com/yesilafsin-com/uploads/2026/06/erkeklerde-kisirlik-riskini-artiriyor-maras-otu-icin-kritik-uyari-1.jpg" width="1500" /></p>

<p><strong>"Sigaradan 3-5 kat fazla etkili kanserojen bir madde"</strong><br />
Maraş otunun bağımlılığının sigaradan çok daha fazla olduğunu ifade eden Dr. Işık, "Maraş otunun içindeki nitrozamin maddesi sigaradan 3-5 kat fazla etkili kanserojen bir madde. Maraş otu kullanmayan insanlara göre, ot kullanan insanlarda 50 kat daha fazla kanser görülme riski var. Ayrıca bırakması da sigaraya göre daha zor. Bu nedenle muhakkak ve muhakkak bunu alışkanlık haline getirmemek lazım, bırakmayı denemek lazım. Bırakma süreci üç beş gün biraz sıkıntılı oluyor, bağımlılık yapıcı etkisinden dolayı da yoksunluk sendromu yapabiliyor. Ama inanarak bırakmak mümkün. Özellikle bu yörede çok kullanıldığı için hamile bayanlarda kullanılıyor. Bunun çocuğa da çok zararı var. Yani hamileyken kullananlarda da duman çıkmadığı için çocuğa zararlı değilmiş gibi bir düşünce var. Ama plasentadan çocuğa da geçiyor. O da zararlı. Nikotinden 3-5 kat daha fazla yavaş emildiği için zararlı etkisi daha fazla. Yani tepeden tırnağa her şeye zarar. Dişlerde, mine kaybına da sebep oluyor. Çünkü meşe külünden dolayı, asiti bazik hale getiriyor. Diş etinin diş minesine etki ederek zarar veriyor, ağızda lekeler çıkarıyor. Onun için kesinlikle kullanılmaması ve kullanılıyor ise de acilen bırakılması gereken bir madde" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/erkeklerde-kisirlik-riskini-artiriyor-maras-otu-icin-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/06/erkeklerde-kisirlik-riskini-artiriyor-maras-otu-icin-kritik-uyari-2.jpg" type="image/jpeg" length="48847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya Tütünsüz Günü]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/dunya-tutunsuz-gunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/dunya-tutunsuz-gunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Tütünsüz Günü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Afşin İlçe Sağlık Müdürlüğü, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla bir bilgilendirme metni yayımladı. Yapılan açıklamada tütün kullanımının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekilirken, sigarayı bırakmanın hem bireysel sağlık hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p>Tütün ve nikotin endüstrileri, küresel düzeydeki en önemli sağlık tehdididir. Bu tehdit herkes içindir. Ancak, son dönemlerde adolesanlar ve gençler farklı şekilde tehdit altındadır.</p>

<p>Tütün ve nikotin endüstrisi ürünlerini özellikle gençleri bağımlılık döngüsüne sokacak şekilde tasarlamaktadırlar. Ne yazık ki bu tasarımlar gençlerin nikotin ve tütün bağımlılığını artırmaktadır.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de bu tehdidin farkında olarak; 31 Mayıs Tütünsüz Bir Dünya Günü 2026 yılı teması tütün ve nikotin bağımlılığından kurtulmak olarak belirlenmiş ve gençlerin korunmasının önemine vurgu yapan uyarılarda bulunmuştur:</p>

<p>Tütün kullanan her 10 kişiden 9’u 18 yaşına kadar, 100 kişiden 99’u da 26 yaşına kadar tütün kullanmaya başlamaktadır.</p>

<p>Dünya’da 10-24 yaş arası 1,8 milyar gencin %80'den fazlası gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır.</p>

<p>Dünya’da 13-15 yaşında 40 milyon adolesan tütün ürünü kullanmaktadır.</p>

<p>Dünya’da 15 milyon adolesan elektronik sigara (e-sigara) kullanmaktadır.</p>

<p>Mevcut verilere göre; adolesanlar arasında e-sigara kullanma riski erişkin bireyler arasında olduğundan dokuz kat daha fazladır.</p>

<p>Gençlerin tütünden uzak, bağımsız bir yaşam sürebilmeleri için özellikle okullarda alınabilecek bazı önlemler aşağıdadır:</p>

<p>Okul binalarında nikotin ve tütün ürünlerinin kullanımının önlenmesi, yasal düzenlemelerin sıkı bir şekilde uygulanması</p>

<p>Okulların yakınlarında nikotin ve tütün ürünlerinin satışının önlenmesi</p>

<p>Okulların yakınlarında nikotin ve tütün ürünlerinin doğrudan ve dolaylı reklam ve tanıtımının yasaklanması</p>

<p>Tütün ve ilgili sektörlerle her türlü sponsorluğunun ya da iş birliğinin reddedilmesi</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, karar vericiler için de öneriler sunmaktadır; bazıları aşağıda sıralanmıştır:</p>

<p>Tütün ürünlerinin içine katılan aromaların yasaklanması</p>

<p>Düz paket uygulaması</p>

<p>Tütün ürünlerinin görünümlerinin yeniden tasarlanması</p>

<p>Tütün endüstrisinin reklam, promosyon ve sponsorluklarının yasaklanması</p>

<p>Kamuya açık alanların tütün ve nikotin kullanılmaması; “temiz hava herkesin hakkıdır”</p>

<p>Bırakmanın desteklenmesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tütün ürünlerine uygulanan vergilerin artırılması</p>

<p>Tütün ve nikotin bağımlılığından kurtulmak mümkündür.</p>

<p>Tütünsüz ve nikotinsiz yaşam bağımsız bir yaşamdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/dunya-tutunsuz-gunu</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/06/dunya-tutunsuz-gunu-1.jpg" type="image/jpeg" length="65227"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnmede Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/inmede-erken-mudahale-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/inmede-erken-mudahale-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnmede Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Girişimsel Nöroloji İnme Polikliniği'nden Doç. Dr. Uygar Utku, dünyada ve Türkiye'de önemli ölüm ve kalıcı engellilik nedenleri arasında yer alan inme hastalığında erken müdahalenin hayati önem taşıdığını, uygulanan girişimsel yöntemlerle tıkalı damarların açılabildiği ve kanamaya neden olan damarların kapalı yöntemlerle onarılabildiği söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kahramanmaraş'ta yaklaşık bir buçuk yıldır aktif olarak 7 gün 24 saat esasına göre sağlık hizmeti sunan Sular Akademi Hastanesi İnme Merkezi kent merkezinin yanı sıra çevre illerden de hasta kabul ediliyor. Daha önce zamanında müdahale imkanı bulunamadığı için birçok hastanın il dışına sevk edildiği, bunun da sağlık ve ekonomik açıdan mağduriyet oluşturduğu ifade eden Sular Akademi Hastanesi İnme Merkezi Direktörü Doç. Dr. Uygar Utku, bölgede verilen hizmetle sorunun büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı kaydedildi.</p>

<p><img alt="İnmede Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://yesilafsincom.teimg.com/yesilafsin-com/uploads/2026/06/inmede-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-1.jpg" width="2000" /></p>

<p><strong>"Covid sonrası genç hastalarda da inme vakalarını görmeye başladık"</strong></p>

<p>Dr. Utku, inmenin dünyanın en önemli ölüm ve özürlülük nedenlerinden birisi olduğunun altını çizerek, "Ne yazık ki çoğu zaman hastalık ortaya çıktıktan sonra karşılaşıyoruz. Ancak günümüzde tedavisi artık mümkün. Kapalı yöntem anjiyo ile tıkalı damarları açabiliyor, kanamaya sebebiyet veren damarları onarabiliyoruz. İnme artık tedavisi mümkün olan bir hastalık. Hasta ve hasta yakınlarımızın bilinçli olması, hızlı ve seri davranması gerekiyor. Çünkü beyin eşittir zaman dediğimiz bir durum söz konusu.</p>

<p>Özellikle kovid sonrası genç hastalarda da inme vakalarını görmeye başladık. Bunun bir yaşı da yok. Yerinde ve zamanında müdahaleyle birçok hasta eski sağlığına kavuşabiliyor. Biraz daha sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek, hareketli olmak ve sporu hayatın bir parçası haline getirmek gerekiyor. Kahramanmaraş başta olmak üzere Osmaniye, İslahiye, Malatya, Adıyaman ve Urfa bölgelerinden hastalarımıza 7 gün 24 saat hizmet veriyoruz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bölge Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/inmede-erken-mudahale-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/06/inmede-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-2.jpg" type="image/jpeg" length="64513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan Ebola Alarmı! Yayılmaya Karşı Önlemler Artırıldı]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/saglik-bakanligindan-ebola-alarmi-yayilmaya-karsi-onlemler-artirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/saglik-bakanligindan-ebola-alarmi-yayilmaya-karsi-onlemler-artirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Kongo ve Uganda’daki Ebola vakaları sonrası harekete geçti. Hastalığın yayılma riskine karşı gözetim, test ve önleyici tedbirler güçlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) uyarıları sonrası Ebola virüsüne karşı önlemleri artırmak amacıyla kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>22 Mayıs’ta düzenlenen toplantıda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da devam eden salgın durumu ele alınırken, hastalığın yayılma riskine karşı alınacak tedbirler değerlendirildi. Toplantı, Bakanlık birimleri ve yerel sağlık müdürlüklerinin katılımıyla çevrim içi olarak yapıldı.</p>

<p>DSÖ’nün değerlendirmesine göre Ebola’nın bölgesel riskinin yüksek, küresel riskinin ise düşük olduğu belirtildi. Ancak yetkililer, ülkelerin olası yayılım riskine karşı hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Ituri bölgesinde laboratuvarla doğrulanmış vakalar ve şüpheli ölümler rapor edilirken, Uganda’da ise ithal vakalar tespit edildi. Salgının Bundibugyo türünden kaynaklandığı bildirildi.</p>

<p>Sağlık yetkilileri, Ebola virüsünün %90’a varabilen ölüm oranı nedeniyle “A grubu tehlikeli bulaşıcı hastalık” kategorisinde yer aldığını hatırlattı. Virüsün kan ve vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaştığı, kuluçka süresinin ise 2–21 gün olduğu ifade edildi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, sınır kapılarında gözetim faaliyetlerinin artırılması, şüpheli vakaların hızlı tespiti ve hastanelerde acil müdahale planlarının güçlendirilmesi yönünde talimat verdi.</p>

<p>Yetkililer ayrıca uluslararası kurumlarla koordinasyonun sürdüğünü ve laboratuvar test kapasitesinin artırıldığını belirtti. Vatandaşlara ise riskli bölgelerden dönüşlerde sağlık kontrollerini aksatmamaları uyarısı yapıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/saglik-bakanligindan-ebola-alarmi-yayilmaya-karsi-onlemler-artirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2024/09/kanser-virus-1551221.jpg" type="image/jpeg" length="21116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramında Sağlıklı Beslenme İçin 5 Altın Öneri!]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/kurban-bayraminda-saglikli-beslenme-icin-5-altin-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/kurban-bayraminda-saglikli-beslenme-icin-5-altin-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramında Sağlıklı Beslenme İçin 5 Altın Öneri!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Paylaşmanın, birlikteliğin, kültürel mirasımızın en güzel anılarından biri olan bayramları hepimiz sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu bayramların başında gelen Kurban Bayramı’nda kırmızı et yemekleri, tatlılar ve zengin ikramlar sofraların baş köşesinde yer alıyor. Ancak keyifle tüketilen bu besinler, porsiyon kontrolüne dikkat edilmediğinde gastrit, reflü, hazımsızlık ve ödem gibi sindirim sistemi sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Bayram tatilini otellerde geçirenler için açık büfeler de önemli bir risk oluşturuyor. Gün boyu süren kontrolsüz atıştırmalar ve yüksek kalorili besinlerin sık tüketimi, günlük enerji alımını artırarak hem sindirim problemlerine hem de kısa sürede kilo artışına neden olabiliyor. Bu nedenle bayram boyunca dengeli beslenmek, yeterli su tüketmek ve aşırıya kaçmadan hareket etmeye özen göstermek büyük önem taşıyor. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Ceyda Nur Kınay, keyifli ve sağlıklı bir bayram geçirmek için beslenme önerilerinde bulundu.</p>

<p>Güne rutin kahvaltıyla başlamanız iştah kontrolünüzü kolaylaştırır</p>

<p>Bayram sabahında güne kahvaltı ile başlamak, gün boyunca daha dengeli beslenmeye yardımcı olur. Özellikle yumurta, peynir gibi kaliteli protein kaynakları ile tam tahıllı ürünler tokluk süresini uzatarak aşırı yeme riskini azaltır. Kahvaltıda kırmızı et tüketimi ise sindirim sorunlarına neden olabilir. Bunun temel nedeni, kesimden hemen sonra ette meydana gelen ve “rigor mortis” olarak adlandırılan ölüm katılığı sürecidir. Bu süreç tamamlanmadan tüketilen etler daha zor sindirilir ve hazımsızlık şikâyetlerine yol açabilir. Kurban etinin daha rahat sindirilebilmesi için kesimden sonra buzdolabında en az 24 saat bekletilmesi önerilmektedir.</p>

<p>Günde en fazla 150 gram et tüketmeniz önemli</p>

<p>Kurban Bayramı boyunca hayvansal yağ ve protein tüketimi belirgin şekilde artar. Günlük protein ihtiyacı kişiden kişiye değişmekle birlikte, kadınlarda günlük kırmızı et tüketiminin 100–120 gram, erkeklerde ise 150–180 gram ile sınırlandırılması uygun olacaktır. Öğünlerde bol salata, zeytinyağlı sebzeler ve taze meyvelere yer verilmesi, bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine katkı sağlar ve kabızlık riskini azaltır.</p>

<p>Ziyaretlerde çay - kahve yerine su tercih edebilirsiniz</p>

<p>Bayram ziyaretlerinde artan çay ve kahve tüketimi, çoğu zaman su tüketiminin ihmal edilmesine neden olur. Ayrıca yüksek tuz, şekerli gıdalar ve hamur işi tüketimi vücutta ödem oluşumunu artırabilir. Sağlıklı kan dolaşımı, sindirim sistemi ve bağırsak fonksiyonlarının korunması için günlük en az 2,5 litre su tüketilmesi önerilmektedir.</p>

<p>Tatlı tüketiminizi kontrol altına alın</p>

<p>Bayram sofralarında sık yapılan hatalardan biri, şerbetli tatlıların ana öğünün hemen ardından tüketilmesidir. Kan şekeri dengesini korumak için tatlıların yemekten en az 2 saat sonra tüketilmesi ve yanında süt ya da yoğurt gibi bir süt ürünü tercih edilmesi daha uygun olacaktır. Sütlü tatlılar daha hafif bir seçenek sunarken, şerbetli tatlılar tüketilecekse porsiyon kontrolü yapılmalı ve birden fazla seçenek bulunuyorsa paylaşarak tadına bakılması tercih edilmelidir.</p>

<p>Aşırı kafein çarpıntı ve uykusuzluğa yol açabilir</p>

<p>Günlük güvenli kafein alımı yaklaşık 400 mg’dır. Bir fincan çay ortalama 70 mg, bir fincan Türk kahvesi 60-70 mg, filtre kahve ise 200 mg’dan fazla kafein içerebilir. Aşırı kafein tüketimi susuzluk, çarpıntı, huzursuzluk ve uyku bozukluklarına neden olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edin</p>

<p>Etin hazırlanma ve pişirilme şekli, hem kalori miktarını hem de besin değerini doğrudan etkiler. Kurban etinin görünür yağlarının temizlenmesi ve fırında, ızgarada veya haşlama yöntemiyle ilave yağ kullanılmadan pişirilmesi önerilir. Mangal yapılacaksa etin ateşten en az 15–20 santimetre uzakta pişirilmesi, kanserojen maddelerin oluşumunu azaltır. Kolesterol ve doymuş yağ açısından zengin olan sakatatların tüketimi de mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır.</p>

<p>Bayram sonrası detoks yerine dengeli beslenmeyi tercih edin</p>

<p>Bayram boyunca artan kalori alımını dengelemenin en etkili yolu, sağlıklı beslenme düzenine geri dönmek ve fiziksel aktiviteyi artırmaktır. Çiğ ve pişmiş sebzelerin artırılması, beyaz et ve kurubaklagiller gibi daha düşük yağlı protein kaynaklarının tercih edilmesi ve antioksidan açısından zengin taze meyvelerin tüketilmesi, vücudun toparlanmasına yardımcı olur. Uzun süreli açlık diyetleri ve sıvı detokslar, kısa vadede tartıda değişiklik sağlasa da baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu ve yeme ataklarına neden olabilir. Kalıcı sonuç için dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları benimsenmelidir.</p>

<p>Sağlıklı bir Bayram için altın değerinde 5 öneriye kulak verin</p>

<p>Tatlınızı paylaşın, porsiyon kontrolünü kolaylaştırın.<br />
Sebze ve salatayı sofranızdan eksik etmeyin.<br />
Bayram sonrası sıvı detokslar yerine sağlıklı beslenme düzeninize geri dönün.<br />
Çay ve kahvenin suyun yerini tutmadığını unutmayın, su tüketimini ihmal etmeyin.<br />
Fırın, ızgara ve haşlama gibi sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih edin.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/kurban-bayraminda-saglikli-beslenme-icin-5-altin-oneri</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2025/05/uzmanindan-kurban-bayrami-oncesi-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="75067"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de her yıl ortalama 19 hantavirüs vakası görülüyor]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/turkiyede-her-yil-ortalama-19-hantavirus-vakasi-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/turkiyede-her-yil-ortalama-19-hantavirus-vakasi-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de her yıl ortalama 19 hantavirüs vakası görülüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde dünya genelinde gündeme gelen hantavirüs vakaları toplumda endişe yaratırken, Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, virüsün yeni ortaya çıkan bir hastalık olmadığını ve şu an için küresel çapta panik yaratacak bir tablo bulunmadığını belirtti. Özellikle kruvaziyer gemisi bağlantılı vakalar sonrası hantavirüsün yeniden dikkat çektiğini söyleyen Prof. Dr. Çetinkaya, “2009-2025 yılları arasındaki verilere baktığımızda ülkemizde yılda ortalama 19 vaka görüldüğünü söyleyebiliriz. Bu yeni karşılaştığımız bir virüs değil ve doğrulanmış yaygın bir salgın söz konusu değil. Ancak küresel hareketlilik nedeniyle sağlık otoriteleri doğal olarak dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>Bir gemide ortaya çıkarak dünyayı paniğe sürükleyen hantavirüsün ilk kez Kore Savaşı sırasında dikkat çektiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Virüs ismini Kore’de bulunan Hantan Nehri’nden alıyor. O dönemde nehir çevresindeki kemirgenlerle temas eden askerlerde sık görülmesi nedeniyle tanımlandı. Yani hantavirüs, sanıldığı gibi yeni ortaya çıkan bir virüs değil; yaklaşık 70 yıldır biliniyor” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>En sık bulaş yolu kemirgen teması</p>

<p>Virüsün çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla bulaştığını vurgulayan Prof. Dr. Çetinkaya, “Fare ve benzeri kemirgenlerin idrarı, dışkısı ya da salyasıyla temas sonrası bulaşabiliyor. Özellikle uzun süre kapalı kalmış depo, ahır, kulübe gibi alanların temizliği sırasında risk artıyor” ifadelerini kullandı. Toplumda en çok merak edilen konunun insandan insana bulaşma olduğunu belirten Prof. Dr. Çetinkaya, “Hantavirüs türlerinin büyük bölümünde rutin sosyal temasla bulaşma beklenmez. Ancak Güney Amerika tipi olarak bilinen bazı türlerde insandan insana bulaş görülebiliyor. Son günlerde bir gemide görülen ve ölümlerle sonuçlanan vakalarda da bu tip etkili oldu” dedi.</p>

<p></p>

<p>İki farklı tipi bulunuyor</p>

<p>Hastalığın iki ana tipi olduğunu paylaşan Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Avrupa ve Doğu Asya tipi daha çok böbrekleri etkiliyor ve böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Amerika tipi ise daha ağır seyrederek akciğer, kalp ve böbrek yetmezliğiyle birlikte kanamalı ateş tablosuna yol açabiliyor” dedi. Böbrek tutulumunun tedavi edilebildiğini de vurgulayan Prof. Dr. Çetinkaya, “Bazı hastalarda gelişen böbrek yetmezliği birkaç diyaliz uygulamasıyla kontrol altına alınabiliyor” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>Grip belirtileriyle karışabiliyor</p>

<p>Hantavirüs belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Eklem ağrısı, yüksek ateş, halsizlik, öksürük ve bazı vakalarda ishal görülebiliyor. Ancak hantavirüste peteşiyal döküntüler dediğimiz cilt bulguları dikkat çekebiliyor. Bunun yanı sıra kola renginde idrar görülmesi böbrek tutulumu açısından önemli bir işaret olabiliyor. Özellikle düşmeyen ateş önemli belirtilerden biri” dedi.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’de her yıl ortalama 19 vaka görülüyor</p>

<p>Türkiye’de de hantavirüs vakalarının görüldüğünü belirten Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “2009-2025 yılları arasındaki verilere baktığımızda ülkemizde yılda ortalama 19 vaka görüldüğünü söyleyebiliriz. Son 17 yılda toplam 336 vaka bildirildi ve 16 kişi yaşamını kaybetti” bilgisini paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Panik yaratacak bir durum yok</p>

<p>Hastalığın tedavisinde kullanılan etkili seçenekler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Hepatit C tedavisinde kullandığımız bazı antiviral ilaçların hantavirüs kaynaklı ölüm oranlarını ciddi şekilde azalttığını biliyoruz. Şu anda dünya genelinde panik yaratacak bir durum söz konusu değil. Hastalığın yayılmasıyla ilgili aşırı endişe duymaya gerek yok” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/turkiyede-her-yil-ortalama-19-hantavirus-vakasi-goruluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/05/hantavirus-nedir-nasil-bulasir-turkiyede-goruluyor-mu.jpg" type="image/jpeg" length="46926"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’dan Kritik Pandemi Uyarısı: “Yeni Salgın Mutlaka Gelecek”]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/prof-dr-mehmet-ceyhandan-kritik-pandemi-uyarisi-yeni-salgin-mutlaka-gelecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/prof-dr-mehmet-ceyhandan-kritik-pandemi-uyarisi-yeni-salgin-mutlaka-gelecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’dan Kritik Pandemi Uyarısı: “Yeni Salgın Mutlaka Gelecek”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Ceyhan, son dönemde gündeme gelen Hantavirüs vakaları sonrası dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yeni bir pandemi ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu belirten Ceyhan, “Pandemi deprem gibi… Mutlaka gelecek, sadece zamanını bilmiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Pandemi Artık Olmayacak Diye Bir Şey Yok”<br />
Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, TGRT Haber’e yaptığı değerlendirmede pandemilerin tarih boyunca belirli aralıklarla tekrar ettiğini söyledi.</p>

<p><strong>Ceyhan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p>“Bundan sonra pandemi mutlaka gelecektir. Aynen deprem gibi pandemi artık olmayacak diye bir şey yok. Sadece zamanını bilmiyoruz. Ortalama 10 yılda bir pandemi geliyor.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>COVID-19 sürecinin dünya için büyük bir travma olduğunu hatırlatan Ceyhan, dünya genelinde yaklaşık 7 milyon insanın hayatını kaybettiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Hantavirüs Uyarısı: Ölüm Oranı Yüzde 40’a Çıkabiliyor</strong><br />
Hantavirüs hakkında da bilgi veren Ceyhan, virüsün KKKA ile aynı aileden geldiğini belirtti.</p>

<p>Avrupa ve Asya’daki türlerde ölüm oranının yüzde 5 ila 15 arasında değiştiğini ifade eden uzman isim, Amerika kıtasındaki bazı varyantların ise çok daha ağır seyrettiğini söyledi.</p>

<p>Özellikle “AND” varyantının farklı özellik taşıdığına dikkat çeken Ceyhan:</p>

<p>Solunum sistemini etkilediğini,<br />
Kalp ve dolaşım yetmezliğine yol açabildiğini,<br />
Ölüm oranının yüzde 40’lara kadar çıkabildiğini<br />
ifade etti.</p>

<p><strong>“İnsandan İnsana Bulaşabilen Tek Tür Tespit Edildi”</strong><br />
Hantavirüsün genellikle kemirgen atıkları yoluyla bulaştığını belirten Mehmet Ceyhan, bugüne kadar yalnızca “AND” tipi virüsün insandan insana bulaştığının kanıtlandığını söyledi.</p>

<p>Virüsün ilk kez 1996 yılında tespit edildiğini belirten Ceyhan, diğer hantavirüs türlerinde doğrudan insandan insana bulaşın gözlenmediğini aktardı.</p>

<p><strong>“Yeni Pandemi Hantavirüsten Çok Grip Varyantlarıyla Gelir”</strong><br />
Yeni pandemi riskine ilişkin değerlendirmesinde Ceyhan, en büyük tehdidin grip varyantları olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Uzman isim, olası yeni küresel salgının hantavirüsten ziyade mutasyona uğrayan influenza türlerinden kaynaklanabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>Uzmanlardan Temel Uyarılar</strong><br />
Uzmanlar özellikle:</p>

<p>Kemirgenlerle temas edilen alanlarda dikkatli olunması,<br />
Kapalı ve tozlu alanların maske ile temizlenmesi,<br />
El hijyenine önem verilmesi,<br />
Ateş, nefes darlığı ve halsizlik gibi belirtilerde sağlık kuruluşuna başvurulması<br />
gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/prof-dr-mehmet-ceyhandan-kritik-pandemi-uyarisi-yeni-salgin-mutlaka-gelecek</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/05/hantavirus-nedir-nasil-bulasir-turkiyede-goruluyor-mu.jpg" type="image/jpeg" length="49678"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fark Edilmeden İlerleyen Bir Böbrek Hastalığı: ODPKBH]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/fark-edilmeden-ilerleyen-bir-bobrek-hastaligi-odpkbh</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/fark-edilmeden-ilerleyen-bir-bobrek-hastaligi-odpkbh" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fark Edilmeden İlerleyen Bir Böbrek Hastalığı: ODPKBH]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zehra Eren, otozomal dominant polikistik böbrek hastalığına (ODPKBH) dikkat çekerek önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p></p>

<p>Böbreklerinizdeki Gizemli Kistler</p>

<p>Böbrekler, vücudumuzun en hayati organlarından ikisidir; kanı süzer, atıkları temizler ve hormon dengesini düzenler. Ancak bazen, genetik bir miras olarak, bu hayati organlarda sessizce büyüyen kistler ortaya çıkar. Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı (ODPKBH), dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen, böbreklerde sayısız sıvı dolu kistin oluşumuyla karakterize, ilerleyici ve kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Bu kistler zamanla büyüyerek böbrek dokusuna zarar verir ve böbrek fonksiyonlarını ciddi şekilde bozabilir. ODPKBH sadece böbreklerle sınırlı kalmaz; karaciğer, pankreas ve nadiren beyin damarları gibi diğer organları da etkileyebilen sistemik bir sağlık sorunudur.</p>

<p>ODPKBH'nin Belirtileri: Vücudunuzun Fısıltılarını Dinleyin</p>

<p>Prof. Dr. Zehra Eren, hastalığın genellikle sinsi bir başlangıç yaptığını belirterek şu bilgileri paylaştı: “ODPKBH, çoğu zaman uzun süre belirti vermeden ilerler. Kistler belirli bir büyüklüğe ulaşana kadar, genellikle 30’lu veya 40’lı yaşlara kadar fark edilmeyebilir. Ancak vücudun verdiği bazı sinyalleri dikkate almak çok önemlidir.</p>

<p>ODPKBH'nin yaygın belirtileri şunlardır:</p>

<p>Yanlarda (böğürde), sırtın alt kısmında veya karın bölgesinde ağrı<br />
Yüksek tansiyon (hipertansiyon)<br />
İdrar yolu enfeksiyonları ve idrarda kan görülmesi<br />
Böbrek taşları<br />
Karın bölgesinde şişlik veya dolgunluk hissi<br />
Bu belirtilerden herhangi birini yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekir.” dedi.</p>

<p>Erken Teşhis ve Düzenli Takip: Zamanla Yarışmak</p>

<p>Hastalığın erken dönemde teşhis edilmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Zehra Eren: “ODPKBH'nin ilerlemesini yavaşlatmanın en etkili yolu erken tanı ve düzenli takiptir. Bu sayede böbrek yetmezliğine gidiş geciktirilebilir ve hastaların yaşam kalitesi artırılabilir.”</p>

<p>Tanı ve takip sürecinde kan ve idrar testleri ile ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır.</p>

<p>Aile Taraması: Genetik Mirasınızı Yönetmek</p>

<p>ODPKBH’nin genetik geçişli bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Zehra Eren, şu açıklamada bulundu: “Bu hastalık otozomal dominant kalıtılır. Yani hastalığa sahip bir ebeveynin çocuğuna geçme riski yaklaşık %50’dir. Bu nedenle aile öyküsü olan bireylerin tarama yaptırması büyük önem taşır.”</p>

<p>Ailesinde ODPKBH öyküsü olan veya nedeni bilinmeyen böbrek hastalığı bulunan kişilerin bir uzmana başvurması önerilmektedir. Taramada en sık kullanılan yöntem ultrasonografidir.</p>

<p>Hastalığın İlerlemesini Yavaşlatan Tedavi İmkanları</p>

<p>Son yıllarda ODPKBH tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Zehra Eren, tedavinin amacını şu şekilde özetledi: “Uygulanan tedaviler hastalığı tamamen ortadan kaldırmasa da, kistlerin büyümesini yavaşlatmayı ve böbrek fonksiyonlarını korumayı hedefler.”</p>

<p>Bu kapsamda bazı ilaç tedavileri ve tansiyon kontrolü, hastalığın yönetiminde önemli rol oynamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilinçli Bir Yaklaşımla Daha İyi Bir Gelecek</p>

<p>Prof. Dr. Zehra Eren, sözlerini şu şekilde tamamladı: “ODPKBH ile yaşamak, bilinçli olmayı ve düzenli takip gerektirir. Erken teşhis, aile taraması ve uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Risk altında olan kişilerin bu konuda farkındalık sahibi olması çok önemlidir.”</p>

<p>ODPKBH ile yaşayan bireyler için destek kaynaklarının bulunduğunu hatırlatan Eren, hastaların bilgi edinmek ve destek almak için ilgili dernek ve platformlara başvurabileceğini de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/fark-edilmeden-ilerleyen-bir-bobrek-hastaligi-odpkbh</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2025/03/13-mart-dunya-bobrek-gunu.jpg" type="image/jpeg" length="61069"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keratokonus’a Zemin Hazırlayan 6 Önemli Hata!]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/keratokonusa-zemin-hazirlayan-6-onemli-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/keratokonusa-zemin-hazirlayan-6-onemli-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Keratokonus’a Zemin Hazırlayan 6 Önemli Hata!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pek çoğumuzun adını bile duymadığı, geçmişte ‘nadir hastalık’ olarak kabul edilen Keratokonus, günümüzde gelişen teknoloji sayesinde çok sık tanı konulan ilerleyici bir göz hastalığı olarak öne çıkıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan, korneanın incelerek öne doğru sivri (konik) bir şekil almasına yol açan Kerakotonusa yönelik hastaların şikayetlerini şu sözlerle ifade ediyor: “Gözlük numaram çok sık değişiyor”, “Tek gözümle baktığımda harflerin gölgesi var, çift görüyorum”, “Geceleri farların etrafında haleler ve parıltılar oluşuyor, araba kullanmakta zorlanıyorum”, “Parlak ışıkta gözlerim kamaşıyor, sisli görüyorum”, “Astigmatım her kontrolde artıyor, gözlük işe yaramıyor.”</p>

<p>Son yıllarda ekran kullanımının artması, alerjik göz hastalıklarının yaygınlaşması ve kornea topografisiyle erken tanı konulabilmesi dolayısıyla keratokonus hastalarının sayısının ciddi ölçüde arttığını belirten Prof. Dr. Turhan, keratokonusa zemin hazırlayan 6 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Gözleri sık ve sert ovuşturmak</p>

<p>Gözleri kaşımak ya da bastırarak ovuşturmak, gözün önündeki saydam tabakayı (kornea) zamanla inceltir ve zayıflatır. Araştırmalar; gözleri ovuşturmanın sağlıklı kişilerde bile hastalığın gelişmesini kolaylaştırdığını göstermektedir. Kaşıntı hissinde gözü ovuşturmak yerine soğuk kompres yapılmalı ve hekime başvurulmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Göz alerjisini ve atopik hastalıkları tedavisiz bırakmak</p>

<p>Polen alerjisi, atopik dermatit, egzama, astım ve kronik alerjik konjonktivit, gözde kaşıntıya neden olur ve bu da kişiyi sürekli gözünü ovuşturmaya iter. Bu kısır döngü korneaya zarar verir. Keratokonus hastalarının önemli bir bölümünde atopi öyküsü mevcuttur. Alerjinin doğru ilaç ve çevresel önlemlerle kontrol altına alınması ovuşturma isteğini keser ve ilerlemeyi yavaşlatır.</p>

<p></p>

<p>Yüzüstü veya göze baskı yaparak uyumak</p>

<p>Yüzüstü uyumak ya da uyurken eli göze bastırmak, korneaya sürekli baskı uygulanmasına neden olur. Bu durum zamanla göz yapısını zayıflatabilir ve hastalığın ilerlemesine yol açar.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Gözleri güneşten korumamak</p>

<p>Güneşin zararlı UV ışınları, gözün ön tabakasına (kornea) zarar verebilir ve yapısını zayıflatabilir. Genetik yatkınlığı olanlarda ise kornea biyomekaniğini hızla zayıflatabilir. Bu nedenle sadece yazın değil, yıl boyunca UV400 ve CE sertifikalı kaliteli bir güneş gözlüğü kullanmak önemlidir. Çocuklara da küçük yaştan itibaren bu alışkanlık kazandırılmalıdır.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Göz numarasındaki değişiklikleri önemsememek</p>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Semra Akkaya Turhan “10–25 yaş aralığında her kontrolde artan miyopi-astigmat, düzensiz astigmat ya da gözlüklü görme keskinliğinin düşmesi keratokonusun en erken işaretidirGözlük numaraları sık değişen ve astigmatizma artışı olan ergen ve genç erişkinlerde yılda bir kornea topografisi içeren tam muayene şarttır; erken tanı sayesinde hastalığın ilerlemesi durdurulabilir” diyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Aile öyküsünü göz ardı etmek</p>

<p>Birinci derece akrabalarında keratokonus olanlarda risk kat kat artar. Bu nedenle ailede böyle bir durum varsa, gözle ilgili herhangi bir şikayet olmasa bile düzenli göz kontrolleri yaptırmak çok önemlidir. Bu sayede erken tanı mümkün olur ve tedavi edilebilir.</p>

<p></p>

<p>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</p>

<p></p>

<p>Keratokonus’un tanı ve tedavisinde heyecan verici gelişmeler!</p>

<p></p>

<p>Günümüzde teknoloji ve tıp alanında ilerlemeler sayesinde keratokonus artık belirtiler ortaya çıkmadan, çok erken dönemde tespit edilebiliyor. Prof. Dr. Turhan, tedavideki yenilikleri şöyle özetliyor: “Tedavide kornea çapraz bağlama (CXL) ilerlemeyi durdurmada altın standart haline geldi. Bu yöntemin daha hızlı ve farklı tekniklerle uygulanan çeşitleri sayesinde çocuklarda da güvenle uygulanabilir. Ayrıca kornea içine yerleştirilen halkalar, özel lazer tedavileri, göz içine yerleştirilen lensler ve gelişmiş kontakt lensler sayesinde hastaların büyük çoğunluğu kornea nakline ihtiyaç duymadan iyi bir görme seviyesine ulaşabiliyor. Gerekli durumlarda yapılan yarım kat kornea nakli yöntemi ise klasik nakillere göre daha güvenli ve daha uzun ömürlü sonuçlar sunuyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/keratokonusa-zemin-hazirlayan-6-onemli-hata</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/05/keratokonus-goz.jpg" type="image/jpeg" length="50451"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zeka tıpta yanlış yönlendirebilir: Kanser hastasında korku dolu süreç]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/yapay-zeka-tipta-yanlis-yonlendirebilir-kanser-hastasinda-korku-dolu-surec</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/yapay-zeka-tipta-yanlis-yonlendirebilir-kanser-hastasinda-korku-dolu-surec" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıbbi Onkoloji uzmanları, yapay zekanın doktor yerine kullanılmasının yanlış yorumlara ve hastalarda ciddi psikolojik etkiler oluşmasına neden olabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser hastalarının tıbbi verilerini yapay zekaya yorumlatması bazı durumlarda ciddi endişelere yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle hassas sağlık verilerinin yanlış değerlendirilmesinin hastalarda gereksiz panik ve travma oluşturabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“7 gün boyunca ağladı”</strong><br />
Bülent Karabulut, yaşanan bir vakayı şöyle anlattı:</p>

<p>Bir meme kanseri hastasının PET taraması sonucunda akciğerde görülen milimetrik nodüller, yapay zeka tarafından “metastaz olabilir” şeklinde yorumlandı. Oysa bu bulguların Covid sonrası sık görülebilen ve genellikle iyi huylu olduğu biliniyor.</p>

<p>Hastanın bu yorum sonrası 7 gün boyunca büyük korku yaşadığı ve ciddi psikolojik sıkıntı çektiği ifade edildi.</p>

<p><strong>“Yapay zeka doktor değildir”</strong><br />
Uzman Karabulut, yapay zekanın tıpta yardımcı araç olduğunu ancak tek başına karar mekanizması olamayacağını vurguladı:</p>

<p>“Yapay zeka iyi bir doktordan daha zeki değil. Tıpta karar, klinik değerlendirme ile birlikte verilmelidir.”</p>

<p><strong>Uzmanlardan uyarı</strong><br />
Onkoloji uzmanları, özellikle şu noktalara dikkat çekiyor:</p>

<p>Yapay zeka tıbbi tanı koyamaz</p>

<p>Klinik değerlendirme olmadan sonuçlar yanlış yorumlanabilir</p>

<p>Hastalar gereksiz kaygıya kapılabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/yapay-zeka-tipta-yanlis-yonlendirebilir-kanser-hastasinda-korku-dolu-surec</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/05/yapayzeka-923619.webp" type="image/jpeg" length="83734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yolcu Gemisinde Virüs Alarmı! Hantavirüs Salgını Doğrulandı: 3 Kişi Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.yesilafsin.com/yolcu-gemisinde-virus-alarmi-hantavirus-salgini-dogrulandi-3-kisi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yesilafsin.com/yolcu-gemisinde-virus-alarmi-hantavirus-salgini-dogrulandi-3-kisi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yolcu Gemisinde Virüs Alarmı! Hantavirüs Salgını Doğrulandı: 3 Kişi Hayatını Kaybetti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Arjantin’den Yeşil Burun Adaları’na giden MV Hondius adlı yolcu gemisinde şüpheli hantavirüs salgını yaşandığını açıkladı. Olayda 3 kişi hayatını kaybederken, 1 vaka resmen doğrulandı, 5 şüpheli vaka ise inceleme altında.</p>

<p><strong> Hantavirüs Nedir, Nasıl Bulaşır?</strong></p>

<p>Hantavirüs, genellikle kemirgenler tarafından taşınan ve insanlara onların idrarı, dışkısı veya salyasının kuruyup havaya karışmasıyla bulaşan tehlikeli bir virüs grubudur. Nadir durumlarda ısırık veya tırmalama yoluyla da geçebilir.</p>

<p><strong> İki Ölümcül Hastalığa Yol Açabiliyor</strong><br />
🫁 Hantavirüs Pulmoner Sendromu (HPS)</p>

<p>Erken belirtiler grip benzeri başlar: ateş, kas ağrısı ve yorgunluk. İlerleyen aşamada solunum yetmezliğine dönüşebilir. Ölüm oranı yaklaşık %38.</p>

<p><strong>Kanamalı Ateşle Seyreden Renal Sendrom (HFRS)</strong></p>

<p>Daha çok böbrekleri etkiler. Düşük tansiyon, iç kanama ve akut böbrek yetmezliği görülebilir.</p>

<p><strong> Dünya Genelinde Durum</strong></p>

<p>Her yıl dünya genelinde yaklaşık 150 bin HFRS vakası rapor ediliyor. Vakaların büyük bölümü Asya’da, özellikle Çin’de görülüyor. “Seoul” suşu ise Norveç sıçanı aracılığıyla küresel yayılım göstermiş durumda.</p>

<p><strong> Dikkat Çeken Örnek Vaka</strong></p>

<p>2025 yılında, ünlü oyuncu Gene Hackman’ın eşi Betsy Arakawa’nın da hantavirüs nedeniyle hayatını kaybettiği bildirilmişti. Vakada kemirgen teması dikkat çekmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong> Tedavi Var mı?</strong></p>

<p>Hantavirüse karşı özel bir antiviral tedavi bulunmuyor. Tedavi süreci destekleyici yöntemlere dayanıyor:</p>

<p>Oksijen tedavisi<br />
Solunum cihazı desteği<br />
Gerekli durumlarda diyaliz</p>

<p><strong> Nasıl Korunulur?</strong></p>

<p>Uzmanlara göre alınması gereken önlemler hayati önem taşıyor:</p>

<p>Kemirgenlerle temastan kaçının<br />
Bodrum ve çatı gibi alanları yalıtın<br />
Temizlik sırasında maske ve eldiven kullanın<br />
Kirli alanlarda toz solumamaya dikkat edin</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.yesilafsin.com/yolcu-gemisinde-virus-alarmi-hantavirus-salgini-dogrulandi-3-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yesilafsincom.teimg.com/crop/1280x720/yesilafsin-com/uploads/2026/05/yolcu-gemisinde-virus-salgini-dogrulandi-hantavirus-nedir.jpg" type="image/jpeg" length="72969"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
