Şanlıurfa’da meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki deprem, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha gündeme taşırken, Marmara Bölgesi’nde beklenen olası büyük sarsıntıyla ilgili tartışmalar da yeniden başladı.

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara’daki deprem riskine ilişkin değerlendirmesinde dikkatleri depremin yalnızca büyüklüğüne değil, oluşturacağı yer hareketinin özelliklerine çekti.

DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL

Bektaş, Marmara’da meydana gelebilecek bir deprem sırasında zeminin ve fayın özelliklerinin sarsıntının niteliğini değiştirebileceğine dikkat çekti.

6,2 büyüklüğündeki Silivri depremini değerlendirmesine örnek olarak gösteren Bektaş, fayın daha yavaş ve parçalı şekilde kırılmasının yanı sıra Marmara Denizi’ndeki kalın ve genç sediman tabakasının da yer hareketlerinde etkili olabileceğini belirtti.

Bu durumun deprem sırasında ortaya çıkacak hareketlerin frekansını ve süresini etkileyebileceği ifade edildi.

“ASIL SORU”YA DİKKAT ÇEKTİ

Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara depremi konuşulurken üzerinde durulması gereken noktanın yalnızca depremin büyüklüğü olmadığını vurguladı.

Bektaş, “Asıl soru: İstanbul hangi frekansta ve ne kadar süre sallanacak?” ifadeleriyle sarsıntının karakterinin de en az büyüklüğü kadar önemli olduğuna dikkat çekti.

Uzman değerlendirmesine göre aynı deprem hareketi, farklı yapı türlerinde aynı etkiyi oluşturmayabilir. Özellikle yüksek ve esnek binaların uzun periyotlu yer hareketlerine karşı farklı tepki verebileceği belirtildi.

ZEMİN VE BİNA ÖZELLİKLERİ ÖNEM TAŞIYOR

Marmara’daki olası bir depremde ortaya çıkacak yer hareketinin özelliklerinin, yapıların depremden nasıl etkileneceği üzerinde belirleyici unsurlardan biri olabileceği ifade edildi.

Yüksek frekanslı ve kısa süreli hareketlerle uzun periyotlu sarsıntıların binalar üzerindeki etkisinin birbirinden farklı olabileceğine d

Kaynak: Haber Merkezi