Uzmanlar, kadınların hem biyolojik döngüleri hem de toplumsal rollerin getirdiği baskılarla sık sık karşı karşıya kaldığını söylüyor.

‘İyi anne’, ‘mükemmel eş’, ‘başarılı çalışan’ gibi beklentilerin, psikolojik yük yaratabildiğini ifade eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Bu rollerin getirdiği güçlüklerin yanı sıra, kadının kendi içselleştirdiği kalıp düşünceler ve yüksek standartlar da kendine zorlayıcı beklentiler oluşturabilir.” dedi. Ancak bu zorlukların, kadınların dayanıklılığını, empati ve problem çözme becerilerini artırabildiğine de dikkat çeken Demirsoy, kadınların, empatiyi dengeli kullanıp sınır koymayı ve gerektiğinde ‘hayır’ demeyi öğrenerek güçlerini koruyabileceklerini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kadınların toplumsal ve biyolojik baskılar altında psikolojik dayanıklılık, empati ve sosyal becerilerini nasıl geliştirdiği ile güçlerini korumak için neler yapabilecekleri hakkında bilgi verdi.

Kadınlar, kendi biyolojik ve psikolojik ihtiyaçları ile toplumun beklentileri arasında sıkışabilir!

Kadın olmanın psikolojik boyutunun çok katmanlı olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Hem toplumsal beklentiler hem de biyolojik gerçekliklerden etkilenir.” dedi.

Toplumsal roller ve biyolojik yapının etkilerinin kadının psikolojisini hem koruyucu hem de zorlayıcı yönde etkileyebildiğini aktaran Demirsoy, “Bu etkinin yönü, kültüre, sosyo-ekonomik koşullara, aile yapısına ve bireysel kişilik özelliklerine göre değişiklik gösterir. Çoğu kültürde kadının yetiştirilişinde uyumlu, fedakar ve kusursuz olma gibi özellikler beklenir. Kadınlar, kendi biyolojik ve psikolojik ihtiyaçları ile toplumun beklentileri arasında sıkışabilir. Adet görme, hamilelik, lohusalık ve menopoz gibi biyolojik döngüler duygu durumunda dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca güzellik, gençlik gibi kültürel standartlar, kadınlarda öz güven sorunları, kaygı bozuklukları veya yeme bozukluklarına neden olabilecek baskılar yaratabilir.” şeklinde konuştu.

Zorluklarla başa çıkmak, kadınların dayanıklılığını güçlendiriyor!

Kadının üzerindeki ‘iyi bir anne’, ‘mükemmel eş’, ‘hayırlı evlat’, ‘başarılı çalışan’ gibi çoklu toplumsal rollerin psikolojik açıdan zorlayıcı olabileceğini ifade eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Bu rollerin getirdiği güçlüklerin yanı sıra, kadının kendi içselleştirdiği kalıp düşünceler ve yüksek standartlar da kendine zorlayıcı beklentiler oluşturabilir.” dedi.

Demirsoy şöyle devam etti:

“Hatalı başa çıkma stratejileri, duyguları bastırma veya sınır çizmede güçlükler öz saygı düşüklüğüne yol açabilir; aşırı sorumluluk almak ise kronik stres, depresyon ve kaygıya zemin hazırlayabilir. Öte yandan bu zorluklarla başa çıkma süreci, kadınlarda dayanıklılık kapasitesinin, empati yeteneğinin ve problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağlayarak koruyucu bir rol oynayabilir.”

Kadınlar, yönlendirildikleri roller sayesinde empati ve bağ kurma becerilerini geliştirir!

Kadınların daha duygusal ve empatik olduğu söylemlerinin, tümüyle gerçeği yansıtmadığına değinen Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Empati, biyolojik, gelişimsel ve toplumsal etkenlerle şekillenir. Örneğin oksitosin, duygusal hassasiyeti ve sosyal bağ kurmayı artırabilir; östrojen ise duygusal ipuçlarına duyarlılığı etkileyerek kadınların duyguları daha hızlı tanımasını sağlayabilir. Ancak bu farklılıklar çoğunlukla yaşam deneyimleriyle edinilir.” dedi.

Çocukluktan itibaren kız çocuklarına ‘nazik ol, başkalarını düşün, duygularını ifade et’ mesajları verilirken, erkek çocuklara daha bağımsız roller atandığına dikkat çeken Demirsoy, “Kadınlar bakım verme ve ilişki kurma rollerine daha çok yönlendirildiği için empati ve sosyal bağ kurma becerileri daha fazla gelişir. Bu beceriler, stresli durumlarda sosyal destek kaynaklarının etkili kullanılmasını sağlar ve yalnızlık, depresyon gibi olumsuz sonuçlara karşı koruyucu olur.” açıklamasını yaptı.

Gelişmiş empati ve bağ kurma yeteneği, kadınların sosyal ilişkilerini güçlendiriyor!

Kadın olmanın gücünün sosyal, duygusal ve psikolojik alanlarda kendini gösterdiğine işaret eden Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Sosyal açıdan, gelişmiş empati ve bağ kurma yeteneği kadınların arkadaşlık ve aile ilişkilerini güçlendirir, daha sağlam sosyal ağlar oluşturur.” dedi.

Bu ağların, stresle başa çıkmada önemli bir koruyucu faktör olduğunu kaydeden Demirsoy, “Duygusal açıdan, paylaşılan duygular yükün hafiflemesini sağlar ve rahatlamaya katkı sunar. Yaşamın farklı alanlarındaki rollerini dengeleme durumunda kalmak, kadınlarda esnek düşünme, uyum yeteneği ve problem çözme becerilerini geliştirir. Bu beceriler, sosyal yaşamda ve mesleki alanlarda avantaj sağlayabilir.” ifadelerini kullandı.

Kadınlar güçlerini korumak için sınır koymayı ve ‘hayır’ demeyi bilmeli!

Kadınların stres ve baskı altında genellikle duygu odaklı ve ilişki temelli başa çıkma stratejilerini kullandıklarının altını çizen Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, “Ancak, duygularını paylaşma, yakın ilişkilerden destek alma ve sosyal ağları kullanma gibi bu güçlü yanlar doğru kullanılmadığında zarar verici olabilir. Önemli olan duygusal enerjiyi kendisini güçlendiren bir kaynak olarak kullanmaktır.” dedi.

Kadınların güçlerini koruyabilmeleri için günlük yaşamda neler yapmaları gerektiği hakkında bilgi veren Demirsoy, sözlerini şöyle tamamladı:

“Empatiyi dengeli kullanmaları, kendi ihtiyaçlarını ihmal etmeden sınır koyabilmeleri ve ‘hayır’ diyebilmeleri gerekir. Olumsuz düşünceler yerine olumlu düşüncelere odaklanmak, iç konuşmaları fark etmek ve gerekirse değiştirmek etkili yöntemlerdir. Örneğin, ‘yetersizim’ yerine ‘gelişiyorum’, ‘yapamam’ yerine ‘nasıl yapabilirim?’ demek özgüveni güçlendirir.

Bedensel egzersizler, yürüyüş, yoga, nefes egzersizleri ve dans gibi aktiviteler, hem bedensel farkındalık sağlar hem de kadının kendi gücünü hissetmesine ve geliştirmesine katkıda bulunur. Ayrıca bir ‘başarı günlüğü’ tutmak, her gün küçük de olsa başardığı şeyleri yazmak, beynin eksikliklere odaklanma eğilimini kırarak özgüveni artırır.”

Kaynak: bülten