Adaylara iletişim mezunlardan önemli tavsiyeler... A Haber Muhabiri ve haber spikeri Hasan Zahid Ezim, Sözcü TV Muhabir Dilara Şahin, Sosyal Medya Uzm. Didem Düz Uluat ve İletişim Uzm. Ebranur Özdemir iletişim eğitiminin yalnızca diploma kazandırmadığını; öğrencilik yıllarında sektörün içinde yer alma, insanı anlama, üretme ve mesleki özgüven gibi birçok beceri ve değeri kazanma fırsatı sunduğunu söyledi.

Mesleğini severek yaptığını belirten Ezim, “Bugün çocukken hayalini kurduğum işi yapıyor olmak benim için çok kıymetli.” dedi.

Muhabir Dilara Şahin, “Teknolojiyi kullanacağız ama insan tarafımızı kaybetmeden.” diye konuştu.

Gençlere bakış açılarını değiştirmeleri çağrısında bulunan Didem Düz Uluat, “‘İletişim okursam ne iş yaparım?’ diye kendinizi tek bir meslekle sınırlandırmak yerine, ‘İletişim eğitimimle hangi alanlarda kendimi geliştirebilirim?’ diye düşünmek gerekiyor. Çünkü iletişim gerçekten çok geniş bir alan.” ifadelerini kullandı.

İletişim Uzm. Ebranur Özdemir ise iletişim eğitiminin kendisine kazandırdığı en önemli becerilerden birinin, farklı insanlarla ve farklı amaçlarla, aynı hedef yolunda doğru iletişim kurabilmek olduğunu sözlerine ekledi.

Ek yerleştirme süreci, adaylara yeni bir tercih fırsatı sunarken, geleceğin iş dünyasında hangi alanların daha geniş kariyer seçenekleri sağlayacağı da önem kazanıyor. Dijital medya, sosyal medya, içerik üretimi, kurumsal iletişim, reklamcılık, halkla ilişkiler, televizyon ve habercilik gibi birçok alanı kapsayan iletişim sektörü de yapay zekâ ve dijitalleşmeyle birlikte dönüşüyor.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunlarından A Haber Muhabiri Hasan Zahid Ezim, SZC Tv Muhabiri Dilara Şahin ve dijital medyada içerik üreticisi olarak önemli başarılara imza atan mezun Didem Düz Uluat, iletişim alanını değerlendiren adaylara deneyimlerini anlattı.

“Daha birinci sınıfta mesleğin içine girdim”

A Haber Muhabiri ve gece haberleri spikeri Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü 2021 yılı mezunu Hasan Zahid Ezim, üniversite eğitiminin kariyerinin şekillenmesinde önemli rol oynadığını belirterek, “İletişim eğitimi her üniversitede aynı imkânları ve deneyimi sunmuyor. Ben daha üniversitenin birinci yılından itibaren okulum bünyesindeki ajansta çalışmaya başladım. Hocalarımın ve üniversitenin kurumsal iletişim birimindeki profesyonellerin yönlendirmeleri bana hem güven kazandırdı hem de mesleği daha öğrenciyken tanımamı sağladı.” dedi.

Üniversitede yalnızca teorik eğitim almadığını dile getiren Ezim, “Kamera arkasından rejiye, haber yazımından ekran önüne kadar mesleğin çok farklı alanlarını deneyimleme fırsatım oldu. Bugün hem muhabirlikte hem de spikerlikte o yıllarda kazandığım deneyimlerin karşılığını fazlasıyla görüyorum.” diye konuştu.

Yapay zekâ çağında doğru bilgiyi seçebilmek öne çıkıyor

Dijitalleşme ve yapay zekânın iletişim sektörünü dönüştürdüğünü söyleyen Ezim, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin iletişimin merkezinde insanın bulunduğuna dikkat çekti.

Ezim, “İletişim mezunlarını diğer alanlardan ayırabilecek en önemli özelliklerden biri; doğru bilgiyi bulabilmek, onu analiz edebilmek ve karşı tarafa doğru bir dille aktarabilmek. Artık bilgiye ulaşmak çok daha kolay. Asıl mesele, bilginin doğru olup olmadığını sorgulamak ve yüzlerce bilgi arasından gerçekten önemli olanı seçebilmek.” dedi.

“Bugün yeniden tercih yapsam yine iletişimi seçerdim”

Mesleğini severek yaptığını belirten Ezim, yeniden üniversite tercihi yapması halinde yine iletişim alanını seçeceğini söyledi.

“Bugün çocukken hayalini kurduğum işi yapıyor olmak benim için çok kıymetli.” diyen Ezim, “Habercilik yoğun tempo, fedakârlık, sürekli kendini geliştirme ve ciddi bir sorumluluk gerektiriyor. Ancak bütün bunlara rağmen yeniden tercih yapacak olsaydım yine iletişim alanını seçerdim.” ifadelerini kullandı.

İletişim artık sadece gazetecilik ve televizyon değil

İletişim alanındaki kariyer olanaklarının geçmişe göre genişlediğini vurgulayan Ezim, “İletişim denildiğinde akla yalnızca televizyon, gazetecilik ya da spikerlik gelmemeli. Bugün televizyon ve gazeteciliğin yanı sıra dijital medya, sosyal medya, kurumsal iletişim, reklamcılık, halkla ilişkiler, içerik üretimi ve marka iletişimi gibi çok farklı alanlarda kariyer yapmak mümkün.” dedi.

Gençlere öğrencilik yıllarında mümkün olduğunca deneyim kazanmalarını öneren Ezim, “Diploma işin başlangıç noktası. Staj yapmaları, okulun televizyonunda, radyosunda, ajansında ya da gazetesinde görev almaları çok önemli. Hata yapmak için üniversite yılları çok değerli bir dönem.” diye konuştu.

Ezim ayrıca yabancı dil, diksiyon, yazılı ve sözlü anlatımın yanında yapay zekâ okuryazarlığının da iletişim öğrencileri açısından önemli hale geldiğini söyledi.

“Üniversite bana aslında önce dinlemeyi öğretti”

Sözcü Tv Muhabiri, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü 2024 yılı mezunu Dilara Şahin, iletişim eğitiminin kendisine önce dinlemeyi, insanı anlamayı ve doğru soruyu sormayı öğrettiğini belirterek, “Üniversite bana aslında önce dinlemeyi öğretti. İletişim dediğimiz şey sadece konuşmak değil; karşınızdaki insanı anlamak, ne anlatmaya çalıştığını fark etmek ve doğru soruyu sorabilmek. Bugün sahada en çok bunları kullanıyorum.” dedi.

Habercilikte insan unsurunun önemine dikkat çeken Şahin, “Bazen bir adliye koridorunda, bazen bir olay yerinde, bazen çok zor bir gün geçiren bir insanın karşısında oluyorsunuz. O an sadece gazeteci değil, aynı zamanda insan olduğunuzu da unutmamanız gerekiyor. Üniversite bana mesleğin temelini verdi ama asıl öğrenme sürecim sahada devam etti. Hala her gün yeni bir şey öğreniyorum.” diye konuştu.

“Teknolojiyi kullanacağız ama insan tarafımızı kaybetmeden”

Dijitalleşme ve yapay zekâ çağında teknolojik yetkinliklerin yanında insanı anlayabilme becerisinin de önemini koruduğunu vurgulayan Şahin, “Teknoloji çok hızlı değişiyor ve hepimizin buna ayak uydurması gerekiyor. Ama ben insanı anlayabilmenin hiçbir zaman değerini kaybetmeyeceğini düşünüyorum. Yapay zeka size bilgi verebilir, metin yazabilir, bir veriyi analiz edebilir. Ama karşınızdaki insanın sesindeki tereddüdü, bir annenin acısını, bir mağdurun anlatmakta zorlandığı şeyi ya da bir haberde gerçekten önemli olan ayrıntıyı fark etmek başka bir şey.” dedi.

İletişim mezunlarının en büyük gücünün empati kurabilmek, doğru soruyu sorabilmek ve bilgiyi doğru bir dille aktarabilmek olduğunu ifade eden Şahin, “Teknolojiyi kullanacağız ama insan tarafımızı kaybetmeden.” ifadelerini kullandı.

“En önemli yatırım insanın kendisine yaptığı yatırım”

Gençlere üniversite yıllarında mümkün olduğunca çok deneyim biriktirmeleri çağrısında bulunan Şahin, “Staj yapın, haber merkezlerine gidin, kamera kullanmayı öğrenin, kurgu deneyin, yazın, okuyun, insanlarla tanışın. Benim mesleğe başlamadan önce mottom ‘kendim başlı başına bir stüdyo olacağım’ mottosuydu. Kameramanlık, montaj asistanlığı, editörlük ve muhabirlik alanlarında kendimi geliştirdim.” dedi.

İyi bir Türkçe, yabancı dil, genel kültür, hukuk bilgisi ve teknolojiye hâkimiyetin çok kıymetli olduğunu vurgulayan Şahin, bunların da öncesinde karakter ve güvenilirliğin geldiğini belirtti. Şahin, “Çünkü özellikle gazetecilikte insanlar size bir bilgi verirken aslında size güveniyor. O güveni korumak belki de sahip olabileceğiniz en değerli şey.” diye konuştu.

“Mezun olmadan iş hayatına hazırlanmaya başladım”

Dijital medya alanında çalışan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim bölümü 2021 mezunu Didem Düz Uluat da üniversite yıllarında gerçek çalışma ortamına girmenin kariyerine önemli katkı sağladığını belirtti.

Üniversitenin ilk yılında kurumsal iletişim biriminde gönüllü çalışmaya başladığını anlatan Uluat, “Daha üniversitem bitmeden, hatta ilk yılımda sektöre dair çok ciddi bir bilgi ve donanım kazanmaya başladım. Üniversitede çalışmak, bir şeyler üretmek ve gerçek bir çalışma ortamının içinde bulunmak beni iş hayatına inanılmaz hazırladı. Mezun olduktan sonra öğreneceğim birçok şeyi, mezun olmadan önce öğrenmeye başladım.” dedi.

Uluat, üniversite yıllarında kazandığı en önemli becerilerden birinin de girişim cesareti olduğunu belirterek, “Bir şey öğrenmek için çekinmeden adım atmak, üretmek ve kendine güvenmek gerekiyor. Mesleki anlamda özgüvenimin temelini üniversitede attığımı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“İletişim sadece konuşmak değil, insanı anlamak”

İletişimin temelinde dinlemek, gözlemlemek ve insanı anlamanın bulunduğuna dikkat çeken Uluat, “Biz iletişim okuyoruz ama gerçekten iletişim kuruyor muyuz? Her gün gördüğümüz insanların isimlerini biliyor muyuz, onları gerçekten tanıyor muyuz?” sorusunun öğrencilik yıllarında kendisini çok etkilediğini anlattı.

Uluat, “Teoriyi ve mesleği öğrenebilirsiniz ama karşınızdaki insanı gerçekten görmeyi ve anlamayı öğrenmek çok daha farklı bir şey. Üniversitenin bana kattığı en büyük kazanımlardan biri de bu.” dedi.

“Yapay zekâya bir şey yaptırmak bile iletişim süreci”

Yapay zekânın iletişim sektörüyle giderek daha fazla iç içe geçtiğini belirten Uluat, “Yapay zekâya bir şey yaptırmak bile aslında bir iletişim süreci. Bir prompt yazıyorsunuz, ne istediğinizi anlatıyor ve doğru yönlendirmeyi yapıyorsunuz.” diye konuştu.

Öğrencilik döneminde röportaj kayıtlarını tek tek dinleyerek deşifre ettiğini, bugün ise aynı işin yapay zekâ aracılığıyla kısa sürede yapılabildiğini anlatan Uluat, teknolojinin iletişimcinin işini daha verimli hale getirdiğini söyledi.

“Yine Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni tercih ederdim”

Bugün yeniden üniversite tercihi yapması halinde kararının değişmeyeceğini söyleyen Uluat, “İletişim artık benimle bütünleşmiş bir şey. Bugün yeniden üniversite tercihi yapacak olsaydım, sadece iletişim alanını değil, yine Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni tercih ederdim.” dedi.

İletişim eğitiminin yalnızca mesleki beceri değil, etik bir bakış açısı da kazandırdığını belirten Uluat, “Bize sadece mesleğimizi nasıl yapacağımızı değil, iş hayatında nasıl bir insan ve nasıl bir profesyonel olmamız gerektiğini de öğrettiler.” diye konuştu.

“İletişim okursam ne iş yaparım?” yerine “Kendimi hangi alanda geliştirebilirim?”

İletişim fakültelerinin artık yalnızca gazetecilik, televizyonculuk veya spikerlik üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Uluat, dijitalleşmeyle birlikte çalışma alanlarının genişlediğine dikkat çekti.

Uluat, “Kurumsal iletişim departmanlarında, sosyal medya ekiplerinde, ajanslarda, içerik üretiminde, kamera arkasında, reji ve prodüksiyon ekiplerinde, video kurguda ve dijital medya alanında çok farklı kariyer fırsatları var.” dedi.

Gençlere bakış açılarını değiştirmeleri çağrısında bulunan Uluat, “‘İletişim okursam ne iş yaparım?’ diye kendinizi tek bir meslekle sınırlandırmak yerine, ‘İletişim eğitimimle hangi alanlarda kendimi geliştirebilirim?’ diye düşünmek gerekiyor. Çünkü iletişim gerçekten çok geniş bir alan.” ifadelerini kullandı.

“Diploma yolun sonu değil, başlangıcı”

İletişim öğrencilerine üniversitenin sunduğu uygulama olanaklarını değerlendirmelerini öneren Uluat, “Kurumsal iletişim birimlerine, medya merkezlerine, öğrenci projelerine gidin. ‘Ben burada çalışmak, öğrenmek ve kendimi geliştirmek istiyorum.’ deyin. Gerekirse gönüllü çalışın.” dedi.

Öğrencilik döneminin deneme, hata yapma ve farklı alanları keşfetmek açısından önemli olduğunu belirten Uluat, sözlerini şöyle tamamladı:

“İnsanlarla iletişim kurun, onları tanıyın, dinleyin, gözlemleyin, üretin ve mümkün olduğunca işin içinde olun. Kendinize ne kadar yatırım yaparsanız, o kadar donanımlı mezun olursunuz. Üniversitenin en büyük anlamı sadece bir bölüm okumak değil, kendinizi keşfetmek ve mesleki olarak geleceğe hazırlanmaktır.”

“Kariyer yolculuğumu farklı deneyimler şekillendirdi”

Üsküdar Üniversitesi Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı Medya PR Biriminde çalışan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü ile Yeni Medya ve İletişim Bölümü 2024 yılı mezunu Ebranur Özdemir, üniversiteye adım attığı ilk günden itibaren kurumsal iletişim alanında çalışmaya başladığını ifade etti. Özdemir; “Benim için iletişim eğitimi hiçbir zaman yalnızca derslikte öğrenilen bilgilerden ibaret olmadı. Üniversiteye başladığım ilk günden itibaren iletişimin birçok alanında bulundum. Tv Program, yönetmen ve reji asistanlığı yaptım; ardından program editörlüğü deneyimi edindim. Aynı zamanda üniversitemizin Medya PR Biriminde çalışarak kurumsal iletişimin işleyişini yakından tanıdım. Bu farklı alanlar birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında iletişim mesleğinin farklı parçalarını anlamamı, bir araya getirmemi sağladı. Üniversitede öğrendiğim teorik bilgilerin iş hayatındaki karşılığını çok erken görme fırsatım oldu.” dedi.

Edindiğim en önemli becerilerden biri, farklı insanlar, aynı hedef için doğru iletişim kurabilmek

Bugün medya ilişkileri alanında çalışmasının geçmişteki bu deneyimlerle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Özdemir, “Şu anda medya planlamasından basın bülteni hazırlamaya, medya ilişkilerinden gündem takibine ve kriz yönetimine kadar farklı süreçlerde görev alıyorum. Geçmişte edindiğim televizyon ve editoryal deneyimler, bugün medya ile kurum arasındaki ilişkiye daha geniş bir açıdan bakmamı sağlıyor. İletişim eğitiminin bana kazandırdığı en önemli becerilerden biri, farklı insanlarla ve farklı amaçlarla, aynı hedef yolunda doğru iletişim kurabilmek oldu. Bir haber metninin hazırlanmasından bir röportajın gerçekleştirilmesine, bir akademisyenin görüşünün doğru aktarılmasından medya mensuplarıyla kurulan ilişkiye kadar yaptığım işlerin tamamında iletişim eğitiminin izlerini görüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Bugünün iletişimcisi, değişen gündemi okuyabilmeli”

Dijitalleşme ve yapay zekânın iletişim sektöründeki çalışma biçimlerini hızla değiştirdiğine dikkat çeken Özdemir, iletişim mezunlarının kendilerini yalnızca mesleğin geleneksel araçlarıyla sınırlamaması gerektiğini söyledi. Özdemir, “İletişim alanında bugün öğrendiğiniz bir bilginin birkaç yıl sonra aynı şekilde karşınıza çıkacağının garantisi yok. Bu nedenle iletişimcinin en önemli özelliklerinden birinin güncel kalabilmek olduğunu düşünüyorum. Bugünün iletişimcisi, değişen gündemi okuyabilmeli. Yeni medya trendlerini takip etmek, dijital araçları tanımak, yapay zekânın iletişim süreçlerine nasıl dahil olduğunu anlamak ve değişen medya alışkanlıklarını okuyabilmek artık mesleğin bir parçası.” ifadelerini kullandı.

İletişimci, strateji geliştirebilen bir profesyonel olmalı…

Medya ilişkileri alanındaki deneyiminin, iletişimcinin yalnızca içerik üreten değil aynı zamanda strateji geliştiren bir profesyonel olması gerektiğini gösterdiğini belirten Özdemir, “Bir kurumun iletişimini yönetirken sadece ne söyleyeceğinizi değil ne zaman söyleyeceğinizi, hangi mecrada karşılık bulacağını ve gündemde nasıl konumlanacağını da düşünmeniz gerekiyor. Medya planlaması, gündem oluşturma, kriz yönetimi ve kurumun itibarını gözetmek bu nedenle birbirinden ayrı düşünülebilecek süreçler değil.” dedi.

“Yeniden iletişim seçerdim…”

Şu an Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Medya ve Kültürel Çalışmalar Yüksek Lisans Programında eğitimini sürdürdüğünü, bugün yeniden üniversite tercihi yapacak olsa yine iletişim alanını seçeceğini belirten Özdemir, iletişim eğitiminin kendisine yalnızca bir meslek değil, farklı çalışma alanlarına uyum sağlayabilme becerisi kazandırdığını ifade etti. Özdemir; “Bugün yeniden üniversite tercihi yapacak olsaydım yine iletişim alanını tercih ederdim çünkü iletişim eğitiminin bana kattığı şey yalnızca belirli bir mesleğin bilgisini edinmek olmadı. Farklı insanlarla çalışmayı, farklı bakış açılarını anlamayı, araştırmayı, yazmayı, üretmeyi ve kendimi sürekli geliştirmeyi öğrendim. Üstelik iletişim alanında edindiğiniz bilgi, kariyerinizin tek bir noktasında kalmıyor medya ilişkilerinden kurumsal iletişime, içerik üretiminden dijital medyaya hatta özel yaşamınıza kadar farklı alanlara taşınabiliyor.” şeklinde konuştu.

İletişim alanında kariyer yapmayı düşünen kişilerin bölümü yalnızca geleneksel meslekler üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, “İletişim mezunu olduğunuzda önünüzde tek bir kariyer yolu bulunmuyor. Önemli olan üniversite yıllarında hangi alana ilgi duyduğunuzu keşfetmek ve o alanda kendinizi geliştirmeye başlamak.” dedi.

“Kendinizi güncel tutmak artık kariyer tercihinden çok mesleki bir zorunluluk”

Başarılı bir kariyer için üniversite diplomasının yanında sürekli öğrenme alışkanlığının geliştirilmesi gerektiğini belirten Özdemir, özellikle iletişim alanında mesleki gelişimin mezuniyetle tamamlanmadığını söyledi. Özdemir, “İletişim öğrencisinin kendisine yapabileceği en büyük yatırımlardan biri merakını canlı tutmak. Gündemi takip etmek, farklı medya kuruluşlarının haber dilini incelemek, sektör profesyonellerini takip etmek, yeni iletişim araçlarını denemek ve ürettiği işlere eleştirel bakabilmek gerekiyor. Ben de bugün mesleğimin gereği olarak medya gündemini, iletişim trendlerini ve dijital dönüşümü sürekli takip ediyorum. Çünkü birkaç yıl önce kullandığımız yöntemlerle bugün aynı iletişim ortamında değiliz.” ifadelerini kullandı.

Özdemir, “Diploma size bir başlangıç noktası sunuyor ancak iletişim sektöründe sizi farklılaştıran şey, o eğitimin üzerine ne koyduğunuz. Teknik beceriler kadar araştırma alışkanlığı, gündemi okuyabilmek, stratejik düşünebilmek, farklı disiplinlerle çalışabilmek ve değişime ayak uydurabilmek de önemli. İletişim sürekli dönüşen bir alan. Bu nedenle bu mesleği seçen birinin de kendisini sürekli yenilemeye hazır olması gerekiyor. Kendinizi güncel tutmak artık kariyer tercihinden çok mesleki bir zorunluluk.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi