İçinde bulunduğumuz 18 Ağustos 2026 Salı günü finans kulislerine yansıyan iddialar ve uzman değerlendirmeleri netleşti.

Sıkı Para Politikasında 3 Kritik ‘Kalibrasyon’ İddiası

Reel sektör ve bankacılık kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonundaki ekonomi yönetiminin üç temel alanda adım atması bekleniyor:

Halihazırda yüzde 40 seviyesinde bulunan fonlama faizinin, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yüzde 37 olan politika faizi seviyesine çekileceği; bu hamleyle manşet faiz değişmese bile piyasa faizlerinin aşağı geleceği öne sürülüyor.

Döviz kredilerindeki aylık yüzde 0,5’lik katı büyüme sınırının gevşetileceği ve KOBİ’lerin TL işletme kredilerine erişimini zorlaştıran büyüme sınırlarının hafifletileceği konuşuluyor.

İş dünyasından gelen yoğun talepler doğrultusunda “değerli TL” baskısının azaltılacağı ve döviz kurunun enflasyon oranına paralel şekilde kademeli olarak yükselmesine izin verileceği belirtiliyor.

Ekonomistler Nasıl Yorumluyor?

Ortaya atılan yumuşama senaryoları ekonomi uzmanları arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu:

  • “Seçim Ekonomisinin İlk Adımı Olur”: Ekonomist Altuğ Özaslan, döviz kurunun enflasyon oranında artışına izin verilmesinin riskler barındırdığını ifade ederek, “Böyle bir karar alınırsa, ben bunu açıkça seçim ekonomisinin ilk adımı olarak okurum” değerlendirmesinde bulundu.
  • “Kur Politikasında Süre Aşıldı”: Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yakup Küçükkale ise reel sektörün nefes alması gerektiğini savunarak, “Kur politikasında optimal süreyi aştık. Literatürde bu kur rejimlerinin ömrü 1,5 ile 2,5 yıl arasındadır; bizde ise 3 yıl aşıldı” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi