Toplam 5.744 MW’lik kurulu gücüyle Türkiye’nin önde gelen enerji şirketleri arasında yer alan Cengiz Enerji, 2025 yılında enerji arz güvenliğini odağına alan dengeli üretim modeli ve yatırımlarıyla faaliyetlerini sürdürdü. Şirket, baz yük kapasitesi ile yenilebilir enerji kaynaklarını aynı sistem içinde etkin biçimde yöneten entegre yapısıyla, enerji sisteminin sürekliliğine katkı sağlamaya devam etti.
Enerji sektöründe arz ile talebin anlık olarak dengelenmesini gerektiren yapı, 2025 yılında daha da kritik hale geldi. Bu dönemde Cengiz Enerji, termik santrallerin sağladığı baz yük kapasitesi ile hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerjisini entegre bir üretim yaklaşımıyla yönetti. Şirketin yenilenebilir enerji portföyü; 2.290 MW hidroelektrik, 828 MW güneş ve 156 MW rüzgar olmak üzere toplam 3.274 MW kurulu güce ulaştı. Yurt dışında ise Özbekistan’daki 480 MW kurulu güce sahip doğal gaz santrali, portföyün dengeli yapısını tamamlayan önemli unsurlar arasında yer aldı.
Üretimden Dağıtıma Uzanan Entegre Yaklaşım
Cengiz Enerji, 2025 yılında elektrik dağıtım alanındaki faaliyetleriyle de Türkiye’nin enerji altyapısına katkı sağlamayı sürdürdü. Şirket; Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ), Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. (AEDAŞ), Meram Elektrik Dağıtım A.Ş. (MEDAŞ) ve Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇEDAŞ) aracılığıyla, İstanbul Avrupa Yakası başta olmak üzere 13 ilde yaklaşık 20 milyon kişiye elektrik arzının sürekliliğini sağlamaya devam etti. Türkiye toplam elektrik tüketiminin yaklaşık %30’unu kapsayan bu dağıtım portföyü kapsamında, Cengiz Enerji yıllık yaklaşık 54 milyar kWh elektrik dağıtımı gerçekleştiriyor.
2025’te Yatırım Odağı Dengeli Ve Öngörülebilir Büyüme Oldu
2025 yılı, Cengiz Enerji açısından büyüme stratejisinin kontrollü, öngörülebilir ve uzun vadeli bir bakış açısıyla desteklendiği bir dönem oldu. Şirketin planlama ve izin süreçleri devam eden toplam yeni kurulu gücü 1.160 MW seviyesinde bulunuyor. Bu kapasitenin 550 MW’ı Özbekistan’da hayata geçirilecek doğal gaz santrali yatırımından, 610 MW’ı ise Türkiye’de ağırlıklı olarak yenilenebilir ve depolamalı santral projelerinden oluşuyor. İzin ve ÇED süreçleri doğrultusunda ilerleyen projelerin bir bölümünün 2026 yılında devreye alınması hedefleniyor. Rüzgar enerjisinde ise Şirket, Türkiye’nin en büyük rüzgar türbinlerinden biri olan 7,2 MW’lık kapasiteli yeni nesil türbin yatırımıyla, kapasite artışının yanı sıra üretim verimliliği artırmaya yönelik çalışmalarını 2025 yılı boyunca sürdürdü. Bu yatırımlar, Cengiz Enerji’nin kurulu gücünü büyütmesinin ötesinde, uzun vadeli arz güvenliği ve sistem esnekliği hedeflerini de destekliyor.
Hibrit Ve Depolama Adımları Stratejik Öncelik Haline Geldi
Yenilenebilir enerji üretiminin doğası gereği değişken bir karaktere sahip olması, 2025 yılında sistem dengesi ve arz sürekliliğini enerji sektörünün ana gündem maddeleri arasına taşıdı. Cengiz Enerji bu çerçevede, portföy dayanıklılığını artırmaya yönelik hibrit ve depolama yatırımlarına odaklandı. Türkiye’nin ilk hibrit santralini hayata geçiren şirket, Aşağı Kaleköy’de 500 MW hidroelektrik kapasiteye ek olarak 80 MW güneş enerjisiyle hibrit üretimini sürdürdü. Depolamalı santral yatırımlarına yönelik ön lisans süreçleri tamamlanırken, izin aşamalarının ardından projelerin kademeli olarak devreye alınması hedefleniyor. Depolamalı santraller için önümüzdeki 10 yıllık ihtiyacı kapsayan 34 bin MW’lık ulusal kapasite çerçevesi, Cengiz Enerji’nin yatırım planlamasında dikkate aldığı temel referanslardan biri olarak yıl boyunca yakından izlendi.
Yurt Dışı Yatırımlarda Orta Asya Ve Türk Cumhuriyetleri Odakta
Cengiz Enerji’nin yurt dışı portföyünde Özbekistan, 2025 yılında da öncelikli konumunu korudu. Mevcut santraller ve devam eden yatırımlar, ülkenin enerji arz güvenliğine katkı sağlarken, şirketin uluslararası büyüme stratejisinin de temel yapı taşlarını oluşturuyor. Cengiz Enerji, Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere farklı coğrafyalarda, regülasyonlara uyumlu, sürdürülebilir ve uzun vadeli yatırım fırsatlarını yakından takip etmeyi sürdürüyor.
Bu kapsamda Cengiz Enerji, 2025 yılında Orta Doğu’da da stratejik bir adım attı. Şirketin de yer aldığı uluslararası konsorsiyum ile Suriye Enerji Bakanlığı arasında imzalanan anlaşma doğrultusunda, toplam 5.000 MW kurulu güce ulaşması hedeflenen doğal gaz ve güneş enerjisi santrallerine yönelik projelerde uygulama aşamasına geçildi. Söz konusu yatırımın, bölgenin enerji arz güvenliğini güçlendirmesi ve uzun vadeli ekonomik toparlanmaya katkı sağlaması hedefleniyor.
Geleceğim Mühendislerine Yatırım
Cengiz Enerji, 2025 yılında enerji altyapısına yönelik yatırımlarının yanı sıra sektörün geleceğini şekillendirecek nitelikli insan kaynağına yönelik çalışmalarını da güçlendirdi. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi iş birliğiyle ReAktör mentorluk programını hayata geçirdi. Üniversite–sanayi iş birliğinin somut bir örneği olarak tasarlanan program, genç mühendislerin teorik bilgilerini gerçek üretim ortamında uygulamalı olarak deneyimlemelerini ve enerji sektörüne daha donanımlı şekilde hazırlanmalarını hedefliyor. Proje kapsamında, Ankara’daki 11 üniversitenin elektrik-elektronik mühendisliği öğrencilerine yönelik mentorluk, saha deneyimi ve teknik tesis ziyaretlerinin 2026 yılında da sürdürülmesi planlanıyor.
“Enerji Yatırımlarında Kalıcı Değer, Doğru Portföy Mimarisiyle Mümkün”
Cengiz Enerji CEO’su Ahmet Türkoğlu 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji yatırımlarında kalıcı değer üretmenin yolu, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken yarının sistemini de bugünden doğru şekilde planlamaktan geçiyor. 2025 yılında odağımız; baz yük kapasitesi ile yenilenebilir kaynakları dengeli biçimde bir araya getiren, arz güvenliğini önceleyen ve uzun vadeli öngörülebilirlik sağlayan bir portföy mimarisi oluşturmak oldu. Hibrit projelerimizle sistem esnekliğini desteklerken, depolama alanında ise teknik, idari ve planlama çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda dijitalleşme ve yapay zeka destekli uygulamalarla üretimden dağıtıma kadar tüm süreçlerde verimliliği ve karar alma hızını artırmaya odaklanıyoruz. Enerji sektöründe rekabet avantajının, yalnızca kurulu güçten değil; veriyi doğru okuyabilen, sistemi doğru planlayabilen ve operasyonel disiplini güçlü yapılardan geçtiğine inanıyoruz. 2026 ve sonrasında da Türkiye’de ve faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda, regülasyonlara uyumlu, sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve uzun vadeli değer üreten projelerle yolumuza devam edeceğiz.”





