Doğanın uyandığı, güneşin enerjisini iyiden iyiye hissettirdiği bugünlerde, tazelenme ihtiyacı ilişkilerimizde de kendini gösteriyor. Kış boyunca biriken duygusal tortular ve iletişim kazaları, tıpkı kapalı mekanlar gibi ilişkilerin de havalandırılmaya ihtiyaç duyduğunu kanıtlıyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram, baharın getirdiği bu doğal yaşam enerjisinin, ilişkilerdeki yüklerden kurtulmak adına eşsiz bir fırsat olduğunu ve ilişkilerdeki “ama” ve “keşke”lerin nasıl dönüştürülebileceğini aktarıyor.
Günlük hayatın temposu içinde biriken kırgınlıklar, dile getirilemeyen beklentiler ve tekrarlayan tartışmalar, çiftleri zamanla kısır bir iletişim döngüsünün içine sürükleyebiliyor. Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram’a göre baharın getirdiği yenilenme ve enerji duygusu, çiftlerin ilişkilerinde biriken bu yükleri fark ederek dönüştürmeleri için önemli bir fırsat sunuyor. Çoğu zaman çiftler, tekrar eden tartışmaların veya rahatsız edici davranışların nedenini yalnızca partnerlerinde arıyor. Oysa sağlıklı bir ilişki dinamiğinde yaşanan sorunlar çoğunlukla karşılıklı etkileşimlerden besleniyor. Bu nedenle çözüm de ancak her iki tarafın farkındalığıyla mümkün oluyor. Abudaram, ilişkide sorunların üstünü örtmek yerine açık biçimde konuşulmasının ve her iki tarafın da kendi payını görebilmesinin, ilişkinin geleceği açısından belirleyici olduğunu vurguluyor.
İlişkinizin "Havasını" Değiştirecek 4 Adım
İlişkiyi işlevsiz hale getiren tarafları değiştirmeye gönüllü olmanın önemini vurgulayan Dr. Psk. Sevilay Abudaram, bu süreci şu 4 temel başlıkta özetliyor:
1. Değişim Enerjisini Yakalayın: Baharın yarattığı taze enerjiyi, ilişkinizdeki sorunları çözmek ve ortak paydada buluşmak için bir yakıt olarak kullanın. Bu enerji, ilişkinizdeki toksik döngüleri fark etmek ve dönüştürmek için bir fırsat sunar.
2. Sorumluluk Alarak İlerleyin: İlişkiyi bir etkileşim alanı olarak görün. “Ben bu tabloda neyi daha iyi yapabilirim?” sorusuyla yapıcı bir duruş sergileyin. Toksik tarafların oluşmasına her iki tarafın da katkıda bulunduğunu fark etmek, ilişkinin dönüşümü için kritik öneme sahiptir.
3. İçsel İhtiyaçlarınızı Netleştirin: Kendi istek ve sınırlarınızın adını koyun. Önce kendi içinizde neyin sizi değerli hissettirdiğini anlamak, partnerinizden ne beklediğinizi netleştirmenizi sağlar. Örneğin, sizin için değer görmek çiçek yerine işten dönüşünüzde sizi karşılaması olabilir.
4. Sınırlarınızı Koruyun ve Paylaşın: Beklentilerinizi partnerinizle dürüstçe paylaşarak, her iki tarafın da ihtiyaçlarının karşılandığı dengeli bir zemin hazırlayın. Kendi içsel sınırlarınızı belirlemek, ilişkideki ‘keşke’lerin yerini paylaşılan mutluluğa bırakır.
“Değerli Hissetmenin Tanımı Size Özeldir”
Bir ilişkide yaşanan sorunlar çoğu zaman tek bir kişinin davranışından kaynaklanmadığını vurgulayan Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram “Çiftler farkında olmadan birbirini tetikleyen bir etkileşim döngüsü içinde hareket edebilir. Bu nedenle ilişkide rahatsızlık yaratan duyguların ve beklentilerin açık şekilde konuşulması büyük önem taşır. Kişi önce kendi ihtiyaçlarını ve kendisini değerli hissettiren durumları tanımlayabildiğinde, partnerinden ne beklediğini de daha net ifade edebilir. Eşinizden beklentilerinizin netleşmesi için önce kendi içinizde ‘değerli hissetmek’ kavramının karşılığını bulmalısınız. Belki sizin için değer görmek, eşinizin çiçek göndermesi değil, yoğun bir iş gününde sizi ofisinizden almasıdır. Önce kendi içsel ihtiyaçlarınızı ve mutluluk kriterlerinizi netleştirdiğinizde, ilişkinizdeki sınırlar kendiliğinden çizilmiş olur ve ‘keşke’lerin yerini paylaşılan mutluluk alır. Böylece hem kendi değerinizin farkına varır hem de partnerinizle ilişkinizin sağlıklı ve dengeli bir şekilde ilerlemesini sağlayabilirsiniz.” açıklamasında bulundu





