KSU Afşin meslek Yüksek Okulu Öğretim Elemanları Afşin’in ülkemizdeki doğum ölüm oranları baz olarak alındığında nüfus artış oranının altında kalmasını yurtiçi göç vermesine bağlayan bir araştırma raporu yayımlanmıştır. Bu alanda yapılan ilk araştırma olması nedeniyle araştırmada görev alan akademisyenleri kutluyor, bu çalışmayla birlikte artık Afşin’in sorunlarına bilimsel çözüm önerilerinin geleceğine de inanıyorum.

Araştırma raporu

1.Konu

Afşin’de yaşam, Yaşam Doyumu ve Göç Algısı

2.Amaç

Dip tarihe uzanan tarihi ve ekonomik geçmişe sahip olan Afşinlilerin Afşin’de yaşama memnuniyetini ve neden dışarıya göç verdiğini belirlemektir. 

3.Giriş

Afşin’in Fiziki ve beşeri coğrafik konumuna göz atıp tarihi geçmişine de kısaca değiniyle başlamaktadır.

Rapor önce 2007-2016 yılları arasındaki nüfus istatistiği ile başlıyor. Afşin’de sadece 2007 yılında 84.786’dan 2008’de 86.926’ya ve 2015’te 81.390 ve 2016’da 81.591 yükseldiğini, 2009-2010-2011-2012-2013-2014 yıllarında ise Afşin’in nüfusunun azaldığı görülmektedir.

Bu başlık altında “göç” kavramı irdeleniyor. Göç’ün, "Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme" eylemi olduğundan, kavramsal açıdan göç olgusunun, ‘uluslararası göç’ ve ‘iç göç’ olmak üzere iki dala ayrıldığından, ‘uluslararası göç’ün bir ülkeden farklı bir diğer ülkeye olan hareketlilik, ‘İç göç’ün ise "bir ülke içinde bölge, kent, köy ve kasaba gibi bir yerden diğerine yerleşmek amacıyla yapılan nüfus hareketliliği olduğundan bahsedilmektedir. Ayrıca ‘göç’ü iç ve dış göç diye ikiye ayırmak gerektiği vurgulanıyor. Yine ‘göç’ün ‘zorunlu’ ve ‘gönüllü’ göç diye ikiye ayrılması gerektiği vurgulanıyor. Gönüllü göçler’in, yüksek gelir ve istihdam fırsatı, ekonomik durum, eğitim, kentsel kamu hizmeti, sağlık, yaşam kalitesi, politik, çevresel, Sosyo-Kültürel faktörler ve göç edilen kentteki tanıdık ve akrabalar gibi etkenlerin ışığında bireylerin isteğine bağlı olarak yapıldığı, zorunlu göçlerin ise, bireylerin isteği dışında gerçekleşen, tarımsal alanlardaki yetersizlik, düşük gelir ve işsizlik, terör, kan davası gibi bireyleri göçe iten olayların bir sonucu olduğu vurgulanıyor.

Afşin’de yaşayan hemşerilerimizin memnuniyetinin beklentileriyle elde ettikleri kazanımların örtüşmesiyle, memnuniyetsizliğin de örtüşmemesiyle ilgili olduğu söylenebilir. Araştırma ekibi de zaten bunu dikkate almış ve Afşin’deki nüfus azalmasını Afşin’de yaşam memnuniyetsizliği ile eşleştirmiştir.

Araştırmanın başlığına yapılacak küçük bir eleştirinin de yararlı olacağı kanısındayım. Ünlü, İngilize-Türkçe sözlük olan Redhouse’da memnuniyet, memnun etme, hoşnutluk, kanaat, tatmin anlamlarına gelen “satisfaction” sözcüğüne saturate sözcüğünün Türkçe karşılığı olan doyum sözcüğünün kullanılması küçük bir dikkatsizlik sayılmalıdır. Satisfaction with life: yaşam memnuniyeti anlamına gelmektedir. Ancak, bu gibi küçük ve ayrıntı kabilinden ihmallerin Türk dilinin kısırlaştırılmasına neden olduğu da gözlerden kaçırılmamalıdır. “Yaşam doyumu ölçeğinin Türkçe’ye uyarlanması” başlıklı bir çalışmayı da Elektronik Sosyal Bilimler Dergisindeki bir makaleye rastladım. Onda da satisfaction kavramına saturate sözcüğünün Türkçe karşılığı olan “doyum” sözcüğü kullanılmaktadır. Herhangi bir nesneye ya da eylem veya duruma isim olarak verilen sözcüklerle nesnel gerçekliği olmadığı için kavramlaşmış sözcükleri birbirinden ayırmak gerekir. Kavram, nesne ve eylemin zihindeki tasarımıdır. Doyum, fizyolojik bir eylemin adı, tatmin ya da memnuniyet ise nesnesi olmayan ama insanın haz aldığı birçok nesnel eylem ve durumun ortak özelliklerinin adı olan kavramlardır. Akıl ilkelerine uymanın yanında sağlıklı düşünmenin olmazsa olmaz şartlarından biri de; bir şeyin nesnesi ile kavramını ve bir şeyin konusu (realite) suyla bilgi (verite) sini birbirinden ayırt etmektir. Masanın üzerindeki nesne olan ‘kalem’ ile, bu kalemin de içinde olduğu diğer tüm kalemlerin ortak niteliklerinin adı olan ‘kalem kavramı’nı ayırt edemediğimizde sağlıklı bir düşünce, buna bağlı olarak tam (exact) ilim yapılmış sayılmaz.

Bu küçük eleştiriyi yapmaktaki maksadımız ilçemizle ilgili yapılan böyle önemli bir çalışmayı gölgelemek ve itibarsızlaştırmak değildir. Alan araştırmacısı bir akademik heyetin dil ve anlam problematiği ile kaybedecek zamanının olmayacağı gerçeğinden habersiz değilim. Bir akademisyen grubu ilçemizle ilişkin ilk kez bir bilimsel araştırma ortaya koyacak biz de onu dilbilim felsefesiyle ilişkin bir ayrıntıyı gözden kaçırmış oldukları noktasında eleştireceğiz. Değerli akademik heyetin bu çalışmasını eleştirmem her şeyden önce polemik ve çekiştiri kabilinden değerlendirilmemelidir. Elbette bir bilimsel çalışma her türlü makul eleştirilere açık olmalı ki, düşünenlerin bilinçlerinin ışığı araştırma ve incelemelerin üzerine düşebilsin. Düşünce keçeye benzer, onu ne kadar yere çalar, sıkıştırırsanız o ölçüde kalite kazanır, denilir. Bilimsel ve ciddi araştırmaların en talihsiz yanı üzerinde eleştirme ve irdelemelerin yapılmayışı, değil geniş halk kitlelerine aydın ve okumuş kesimlere bile ulaşmayıp kütüphane raflarında tozlanmaya terk edilmeleridir.

Araştırma başlığının, Afşin’de Yaşama Memnuniyeti/Hoşnutluğu Üzerine Bir Araştırma olmalıydı diye düşünüyorum.

            Araştırmanın Yöntemi ve Bulgular

Çalışma anket tekniği yöntemiyle yapılıp demografik (nüfus bilimine ilişkin) özellikler, Göç verme nedenleri, Alış-Veriş ve sosyal ihtiyaçlar, İlçede üniversite olması konusunda düşünceler, Eshab-ı Kehf in Afşin'de bulunmasının ilçenin sosyal ve ekonomik hayatına etkisi ve Afşin'de Yaşam Doyumu'nu tespit etmeye yönelik sorular ve deneklerden alınan cevaplarla kısa bir değerlendirmeden oluşmaktadır. Anket, Kahramanmaraş merkezde, İstanbul'da yaşayan Afşinliler ve Afşin'deki vatandaşlarımıza uygulanmıştır. Uygulamaya çalışılan anketlerde 668 adet dönüş sağlanmıştır.

Tablo: 1’de Araştırmaya toplam 668 denek katılmış olup katılan deneklerin cinsiyetlerine göre 222 kadın 446 erke. Oranları ise: % 32.2 kadın, % 66.8 erkek.

Tablo: 2’de Ankete cevap verenlerin medeni durumu. Evliler: 412, bekarlar: 256. Oranları ise: % 61.7 evliler, %38.3 bekarlar.

Tablo: 3’de Ankete cevap verenlerin yaş durumları: 18-29 ile 60 ve üzeri yaştakilerle bunların arasındakiler.

Tablo: 4’de Ankete cevap verenlerin meslekleri: Memur, işçi, esnaf, çiftçi, serbest meslek, öğrenci ve diğer.

Tablo: 5’de Ankete cevap verenlerin eğitim düzeyleri: ilköğretim, ortaöğretim. Önlisans, lisans, Yüksek lisans ve doktora.

Tablo: 6’da Ankete cevap verenlerin gelir düzeyleri: 1000-1500-2000-2500- ve üzeri. Sehven demokrafik özellikleri yazılmış.

Ankete cevap verenlere Afşin’in Dışarıya göç verdiğini düşünüyor musunuz? sorusuna verilen cevapların sayısal dağılım:

Evet diyenler: 594  Oran:  %89.9   hayır diyenler: 74  Oran: 11.1

Afşin’in maalesef dışarıya göç vererek nüfusunda düşüş yaşanmaktadır. Sorun üzerinde bilimsel bir alan araştırması yapılmış olması övgüye değer, ümit verici bir durumdur. Yalnız araştırma içinde verilen istatistiki verilerin anketi uygulayanların anket sorularını ne ölçüde objektif veri alabilecek duyarlılıkta sorduğu ve ankete katılan kişilerce ne ölçüde doğru anlaşılarak cevaplandırıldığını görmenin oldukça güç olması, alan araştırmalarının doğası gereğidir. İşin içinde nesnel, cansız varlıklar değil de canlı, bilinçli ve bütünlük özelliği gösteren insan ve toplumsal gruplar söz konusu ise araştırmanın doğruluk ve geçerlilik derecesi kendiliğinden aşağı çekilecektir. Ancak toplumsal alan araştırmaları için şimdilik başka bir araştırma yöntem ve tekniği de var değildir. Araştırmalarda sorulan sorular olabildiğince objektif sorulmazsa ya da durumun kırılganlığı dikkate alınmazsa kanaat öğrenmekle kanaat oluşturmanın ayrımı belirsiz hale gelir.

Afşin üzerine beş yıl yaptığım alan araştırmalarında yaklaşık 400 kişi ile bire bir görüşmelerim içinde Afşin’de yaşamaktan memnuniyetsizliğini belirten pek az hemşeriyle karşılaştım. Ankete katılanların büyük çoğunluğunun Afşin’de yaşayan hemşeriler olduğu halde ankette belirtilmesi gözden kaçırılmıştır. Bunu değerli hemşerimiz Abdulhakim Eren Bey’den öğrendim. Ankette bu sonucun nesnelliğine katkı yapacak olan asıl soru, deneklerin yüzde kaçının Afşin’in yerlisi ve köylerinden olduğu, araştırma soruları içinde bulunmamaktadır. Afşin’de yaşamaktan herhangi sebeple hoşnut olmayanlar, Afşin’den ayrılmak isteyenler, yakınları ve çocukları Afşin’in dışında yaşayanlar ve bir de müzmin Afşin yericilerinin araştırma sonuçlarına yakın kanaatler sergiledikleri görülmektedir.

Araştırma sonuçlarındaki asıl sorun, Afşin’in dışarıya neden bu kadar çok göç verdiği ve nüfusunun yıllar içinde hangi nedenlerden dolayı düşüşe geçtiğidir. Afşin’li olup da Afşin’de yaşayan ya da yaşamayan başta mülki ve mahalli yöneticiler, daire müdürleri, sivil toplum örgütlerinin yöneticileri ile duyarlı ve düşünen hemşeriler olarak ortak platformlar oluşturarak sorun üzerine kafa yorup çözüm aramamız gerekmektedir.

Bana bu araştırma metninin fotokopisini veren değerli öğrencim ve hemşerim Adem Gündoğar Bey ve konuyu Maraş’ta Yaşayan Afşinlilerce Öğretmenevi Kıraathanesinde bir toplantıyla gündeme getirmeyi öneren Abdulhakim Eren Bey’e teşekkür ediyorum. Ayrıca konuyu Ankara ve İstanbul’da yaşayan Afşinli hemşerilerin oluşturduğu Afşinliler Derneği, Afşin Sevdalıları ve Yedi Dost Derneği gibi grupların da meseleden haberdar olmaları için düşüncelerimi paylaşmak istedim. Niyetimiz iyi olduğu için Afşin’imiz için sonu da iyi gelir, diye düşünüyorum.