banner380

Ekmeği beslenmeden tamamen çıkarmak doğru mu

İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Atilla Bektaş, ekmek tüketiminin önemiyle ilgili bilgiler verdi

Ekmeği beslenmeden tamamen çıkarmak doğru mu

İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Atilla Bektaş, ekmek tüketiminin önemiyle ilgili bilgiler verdi

Fatma Kösebalaban
Fatma Kösebalaban
16 Ocak 2017 Pazartesi 11:15
310 Okunma
Ekmeği beslenmeden tamamen çıkarmak doğru mu

Ülkemizde, tahıl denildiğinde aklımıza buğday, buğday denildiğinde de ekmek gelir. Buğday, çavdar, arpa, yulaf, pirinç, mısır tahılları oluşturur. Ancak tahılların en çok bilineni buğdaydır. Buğday, insanların avcılık-toplayıcılık yaptığı dönemlerden sonra yerleşik düzene geçmesiyle (M.Ö 9000) birlikte yetiştirdiği ilk kültür bitkisidir.

Tahıllar özellikle buğday sofralarımıza en çok ekmek, bulgur, makarna olarak ve birçok besinin içine de un olarak katılmış şekilde gelmektedir. Tahıllar enerji, bitkisel protein ve B vitamini başta olmak üzere; besin ihtiyacımızı ekonomik ve kolay bir şekilde karşılamaktadır.

BEREKETİN SEMBOLÜ, BİR ÇAĞI BİTİREN BUĞDAY

Buğday ile "Taş Devri" sona ermiştir. Yunan Mitolojisinde tarım ve bereket tanrıçası Demeter’in güzel örgülü saçları "Buğday Başağını" simgeler. "Şimdilerde yerden yere vurulmakta olan buğday bunu hak ediyor mu? Gelin birlikte bakalım" diyen İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Atilla Bektaş, ekmek tüketiminin önemiyle ilgili bilgiler verdi.

BUĞDAYIN GENETİĞİ İLE OYNANDI MI? 

Bu günlerde deniyor ki "1936'da buğdayın genetiği ile oynandı, ondan öncekiler sağlıklıydı" Bu ifade doğru değil. Melezleştirme ile bitki ya da hayvanın ıslahı farklı, genetik mühendisliği ile ürün elde etmek farklıdır. Verimliliği artırmak amacıyla yapılan melezleme ve ıslah çalışmaları dünyada uzun zamandır uygulanmaktadır. Ülkemizde ise Tohum ıslahı çalışmaları ilk kez 1925 yılında başlamış; iki farklı buğday türünden verimli bir "melez buğday" elde edilmiştir. 

Genetik mühendisliği ise1960’lı yıllarda ortaya çıkmış olup, 1980’lerde buğdayda da kullanılmaya başlanmıştır. Bunun sonucu Genetik Olarak Değiştirilmiş (GDO) ürünlerin kullanımı bugün domatesten ete süte kadar her gıdada mümkün hale gelmiştir.

ZARARLI OLAN TAM BUĞDAY/TAHIL DEĞİL BEYAZ EKMEK

Şimdi bütün ekmekler zararlıdır ifadesi kafaları karıştırmaktadır. Tam buğday/tahıl ekmeği buğday tanesinin bütününü içerir. Buğday tanesinin en dışına kabuk bölümüne kepek kısmı diyebiliriz. Bu kısım çıkarılarak rafine beyaz ekmek elde edilir. Kepek bol lif, B-E vitamini ve birçok mineral içerir. Aslında kepeğin buğdaydan ayrılma işlemi 15. yy da yapılmış ve sanayileşme giderek artmıştır. Bu işlem gıda teknolojisinde son 50 yıldır yaygın olarak uygulanmaktadır. 

Bir gıdanın kan şekeri, insulin salınımına etkisi için “Glisemik indeks(G.I)” ve “glisemik yük(G.Y)” kavramları kullanılır. Her ikisinin düşük olduğu besinler sağlıklı olarak kabul edilir. Tam tahıl/buğday ekmeğinde GI, beyaz ekmeğe göre daha düşüktür. Tam tahıl/buğday ekmeği aynı zamanda kepekteki lif sayesinde oldukça düşük GY ‘e sahip olduğundan vücut için faydalıdır.

BUĞDAYIN YUMUŞAK KARNI: GLUTEN 

Gluten buğdaydaki temel proteindir. Gluten, çavdar, arpa ve yulafta varken mısır ve pirinçte bulunmaz. Glutene ilişkili hastalıklara tarihte ilk kez Kapadokya’lı Aretaeus MÖ birinci yüzyılda yazdığı tıp kitaplarında rastlanmıştır. Burada ÇH’na benzerlikler gösteren hastalık seyir tablolarından bahsedilmiştir, Hastalığın bugünkü bilinen şekli ile tanımlanmasını 1887-1888’de İngiliz patolog Samuel Gee yapmıştır.

Glutenle İlişkili Hastalıklar; Çölyak hastalığı (ÇH), Çölyak Dışı Gluten Duyarlılığı (ÇDGD).

ÇH toplumda yaklaşık yüzde 1 oranında görülür. Genetik olarak yatkın kişilerde, glutene karşı bağışıklık sistemi bozulmaktadır. Bağışıklık sistemi ince bağırsak iç yüzeyine zarar verir. Bu şekilde hasarlanan ince bağırsakta besinlerin emilimi bozulmaktadır. Buna bağlı olarak hastada gaz, şişkinlik, ishal gibi yakınmalar izlenebileceği gibi hastalık sinsi seyirde gösterebilir. Bazı durumlarda da hastada sindirim sistemi dışı bulgular da izlenir. Hastalığın tanısı; ÇH’na özgü antikorların kanda belirlenmesi ve endoskopi ile ince bağırsaktan alınan biyopsilerin değerlendirilmesiyle olur.

ÇDGD ise son yıllarda tanımlanan ve toplumda yüzde 4-5 oranında görülen bir durumdur. Burada ÇH gibi kanda antikor saptanmaz, endoskopi ile ince bağırsaktan alınan biyopsiler ise normaldir. Hastada ÇH gibi sindirim sistemi yakınmaları olur. Bazen baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu eklem ağrısı, kol bacak ve parmaklarda uyuşma görülebilir. Kesin tanı için bir laboratuvar testi yoktur. 

Her iki durumda da beslenme düzeninden glutenin kaldırılmasıyla sorun giderilir. Gluten; protein olarak mutlaka alınması gereken bir madde olmadığı için, yerine başka gıdalar konulabilir.

TAHIL/BUĞDAYI BESLENMEDEN KALDIRMAK MÜMKÜN MÜ?

Dünyada yıllık 6-7 milyar dolarlık bir glütensiz ürün pazarı oluşmuştur. Bu pazar tahıl karşıtı bir algı oluşturmaktadır. 

Tahıllar ile vücudun enerji ihtiyacının yarısından fazlası, protein ihtiyacının ise neredeyse yarısı karşılanmaktadır. Büyük resme bakarsak; 2050’li yıllara gelindiğinde, dünyada nüfus artışıyla insanların gıdaya olan talebinin yüzde 50-100 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Burada tahıl üretimi her zaman önemini koruyacaktır. İstenilen genetiği ile oynanmamış, katkı maddesiz, ilaçsız, sağlıklı doğal, besinlere ulaşmaktır.

Haber 7

banner130
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner372

banner373