Asr-ı Saadet; Yeryüzünün En Büyük İnkılabıdır!..

  " İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Rasûl'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık. Senin ( arzulayıp da şu anda) yönelmediğin kıbleyi ( Kâbe'yi) biz ancak Peygamber'e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayırdetmemiz için kıble yaptık. Bu, Allah'ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir. Zira Allaah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir. " ( Bakara sûresi, âyet 143)

     Malum olduğu üzere, kıyamette milletler peygamberlerinin tebligatını inkâr ederler. Allah peygamberlerden tebliğ ettiklerine dair delil ister. Bunun üzerin ümmet-i Muhammed getirilir ve onlar buna şahadet ederler.

     Onlara " Siz bunu nereden öğrendiniz?" diye sorulur. Onlar da " Kur'an'dan ve Resûlullah'tan öğrendik" derler. Nihayet Resûlullah getirilir ve o da şahitlik eder.  Diğer bir ayette ise;

     " Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız. Ehl-i kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. ( Gerçi) içlerinde iman edenler var; ( fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır. " ( Âl-i İmrân sûresi, âyet 110 )

      Asr-ı Saadet dönemini anlayıp, sahabe-i kiram gibi azimli, imanlı, gayretli bir şekilde yaşamak isteyen kardeşlerimizi kutluyorum. Aziz Kur'an'ı; onlar gibi hayata geçirmek, yansıtmak cehdinde bulunan ümmet-i Muhammed'i saygı ile, hürmetle selamlıyorum.

     Çünkü, o kutlu dönemin azmini, iştiyakını, aşkını özlüyoruz.. Sahabe-i kiramdaki imanı, fedakarlığı, feragati, günümüz dünyasında çok çok özledik, her an o güzel aşkı, Kur'an ehlini düşünerek zamanları tüketmeye çalışıyoruz.

     " Ne var ki İslam dünyası şu anda böyle bir rolü yerine getirebilecek durumda değildir, zira bunun için gerekli donanıma sahip değildir.

     Burada söz konusu olan " donanım" sadece madde planında " kalkınmışlık-gelişmişlik"ten ibaret değildir, bilakis asıl donanım eksikliği hiç düşünmediğimiz bir alanla, yani " Müslümanlığımız" ile ilgilidir.

     Bu noktada İslam dünyası İslam'dan uzaklaştığı için geri kalmıştır, tekrar İslam'a dönerse bütün problemler çözülür" şeklindeki yüzeysel ve yaygın yaklaşımdan bir farkımızın olup olmadığı akla gelebilir.

     İki söylem arasındaki zahiri benzerliğe rağmen, özde çok derin bir fark bulunduğunu hemen ifade edelim.

     Bu derin fark yaygın söylemdeki " İslam'ın geçmişteki yorumlardan ibaret, geleneksel yaklaşımların tekrarı niteliğindeki geleneksel/taklidî bir " İslâm" olması; her şeyin hazır İslami çözümlerinin elde mevcut olduğunun " var sayılması" ; buna mukabil bizim işaret ettiğimiz " Müslümanlığın yeniden inşa edilmesi gereken bir " dünya görüşü" olmasıdır. " ( Ahir Zaman İlmihali, M. H. Kırbaşoğlu, sayfa 12 )

     Bu ifadeler muvacehesinde, meseleyi değerlendirecek olursak, 21’nci çağın Müslümanlarının, yeni bir İslami atılıma geçmesi, inşa ve ihya yönünde hareket etmesi için, İslam, Kur'an, amellerimiz ve halimizi yeniden değerlendirmemiz lazımdır.


     Başta; Resulullah (sav)'in, bitmez, tükenmez Kur'ani enerjisi ile, sahabe-i kiramın korkusuzlukları, cengaverlikleri, İslami aşkları nasıl idi, ne derece ehemmi mühim idi, bunları tekraren gözden geçirmemiz , günümüze taşımamız lazımdır. Örneğin;

     Hz. Hatice annemizin; İslam ve eşi Resulullah (sav) adına, maldan geçmesi, candan geçmesi, günümüz kadınlarına gösterilecek en büyük canlı, yaşanmış misaldir.

     Hz. Aişe (ranh)'ın, 2210 hadis ezber ederek, devrinin en büyük müçtehidi ünvanını kazanması,  zamanımız da, çıt kırıldım dolaşan, mahkeme kapılarında eşinden boşanmak için sıra bekleyen, ellerde " dokunmatik telefonlarla" fink atan,, tesettürsüz. üryan, saygısız, sevgisiz hanımlara örnek olmalıdır.

     " Daha açık bir ifade ile İslam dünyası problemin sadece verili bir İslam'a dönmek kadar basit olmadığını; bilakis dönmeye ve ihyaya çalıştığı " İslam"ın bir çok iç problemle karşı karşıya bulunduğunu, dolayısıyla kendi " İslam"ımızı kendimiz inşa etmekle mükellef olduğumuzu bilmesi gerekir.

     Yine bilmesi gerekir ki, bu yeniden inşa süreci parçacı ve yüzeysel değil, kapsamlı ve köklü bir çaba olmak zorundadır. Zira artık İslam ölçeğindeki gelişmelere merkezi bir önem verilerek yeniden formüle edilmek durumundadır.

     Bu yeni formülasyonu, " İslam'ı bir " dünya görüşü" olarak sunmak" şeklinde özetlemek mümkündür." ( a. g. eser, sayfa 12)

     Çağımız, İslam'a hasret, Kur'anî yeniliklere hasret, ondaki aşka susuz, yücelere uçmaya, büyük millet olmaya, büyük ümmet  olmaya muhtaç bir çağdır.

     Yeter ki, Hz. Ömer (ra)'ın, Kur'anî çalışmaları, inkılapları göz önüne alınsın, Hz. Ali (ra)'ın hikmet dolu hayatı göz önüne alınsın, Hz. Halid bin Velid (ra)'ın, korkusuzluğu örnek alınsın, Ebu Zerr Gifari (ra)'ın, dünyaya " boş vermiş"liği unutulmasın, tüm bunlar nazari itibare alınırsa, göreceksiniz ki, alemi İslam'ın veçhesi değişecek, Müslümanlar, dünyaya sığmayacak, semaları fethe çıkacaktır.

      Bilinmeli ki, bu arzetmiş olduğumuz anlayışta, rüşvet, faiz, tefecilik, kumar, içki, fuhuş, insan kandırma, dolandırıcılık bulunmamaktadır. Herkes kardeş, her an asude bir alem, camilerde leba leb dopdolu ama, bilinçli, bilgili bir cemaat kitlesi!..

     Netice olarak;

     Yukarıdan beri izaha çalıştığımız asr-ı saadet dinamikleri, günümüzde yeniden inşa edilmeli, hayatımıza yön vermelidir.

     Çünkü, insanlık ve ümmet ve bilhassa milletimiz buna muhtaçtır.. Bunun, bu arzuların hasretini yaşamaktadır.

     Milletimiz istiyor ki; Hz. Ömer'in dönemi yeniden gerçekleşsin, hayata, hayatımıza bütünüyle hakim olsun.

     "Dicle kenarında, bir kurt kuzuyu kapmasın" düşüncesi, tüm insanlığa hakim olsun. Katı faizcilik, rüşvet, fuhuş, irtikap, tefecilik, katliam, savaş, cinayetler olmasın!..

      Öyle bir ümmet ve millet olmalı ki, gönlü özgür, vicdanı özgür, evinde mesut, çarşıda, pazarda müreffeh, yarın endişesi olmasın..

     Haksızlık, aldatma, hırsızlık, kaptı kaçtı olmasın. İslam, bütünüyle ortama hakim olsun!.. Hakim adliyesinde huzurlu, Kaymakam dairesinde mutlu, Nazır hakka göre iş yapsın, Cumhuru Reis Hakkın ve Hakkaniyetin temsilcisi olsun..

      Politik kavgalar, düellolar olmasın!.. Her şey Hakk'a göre, Hak tarafından idame-i hayat etsin.. Rabbim!.. Bu günleri, bu anları lütfetsin!.. Selam ve dua ile..

     Şerafettin Özdemir
Emekli Din Görevlisi