Dulkadir Beyliği Döneminde Afşin-Efsus(1337-1522)

Dulkadir Beyliği Döneminde Afşin-Efsus(1337-1522)

Maraş, Dulkadir Beyliği’nin kuruluşuna kadar Memlukluların Halep Valilerine bağlı Türkmen beyleri tarafından idare edilmiştir. 1335 yılında İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır’ın ölümünü müteakip Anadolu’da İlhanlı hâkimiyetinin çökmesiyle Elbistan ve Maraş havalisine Dulkadir Türkmenleri hâkim olmuştur. Afşin-Elbistan -Göksun ve çevresi Dulkadirlilerin en önemli topraklarıydı. Hükümdar Alaüddevle Bozkurt’un, zamanında gücünün zirvesine ulaşan Dulkadir Devleti’nin sınırları: Maraş, Elbistan, Afşin, Göksun, Andırın, Pazarcık, Kayseri, Zamantı (Pınarbaşı), Sarız, Köstere (Tomarza), İncesu, Develi, Ürgüp, Kırşehir, Ankara, Kırıkkale, Keskin, Bozok (Yozgat), Malatya, Darende, Doğanşehir, Harput (Elazığ), Çemişkezek, Besni Hısn-ıMansur (Adıyaman), Kahta, Gerger, Dıyarbakır, Urfa, Çermik, Rumkale (Halfeti), Ayıntap (Gaziantep), Bulanık (Bahçe), Gündüzlü, Amik Ovası, Antakya, Güğercinlik (Islahiye Bölgesi), Trablusşam, Adana, Tarsus, Sis (Kozan), Kars-ı Zulkadiriye (Kadirli), Haruniye (Düziçi), Üzeyr (Payas) ve Ayas (Yumurtalık)’a kadar genişlemiştir. Yukarda ki isimleri yazılı olan yerlerden bazıları Adana ve Tarsus gibi kısa süre Dulkadır hâkimiyetinde kalsa da diğer yerler uzun süre yönetilmiştir. Ayrıca Konya (Ereğli), Çorum, Çankırı ve Sivas gibi yerlere kadar Dulkadır Türkmenleri yerleşmişlerdir. Yaklaşık 100 bin kilometrelik bir yüz ölçümüne sahip Dulkadır (Dulkadıroğulları) Devleti topraklarında yaşayan halk Türkmenlerden oluşmaktaydı. Bu bölge beyliğin, Çukurova, Kayseri ve Maraş ile irtibatını sağlamaktaydı. Bundan dolayı daha Karaca Bey’in 1337’de Elbistan’da Dulkadir beyliğini kurmasından kısa süre sonra Afşin-Elbistan-Göksun onun eline geçmişti. Göksun bölgesi Dulkadir Türkmenlerinin Kilikya Ermenilerinin üzerine saldırdıkları güzergâhta bulunmaktaydı. Göksun’un güneybatı kısmını oluşturan Andırın, Kadirli, Saimbeyli ve Kozan gibi yerler Kilikya Ermeni Baronluğunun kontrolüne girmişti. 1346 yılının Ocak ayında Karaca Bey, daha önce aralarında yaptıkları anlaşmayı bozmalarından dolayı, Göksun üzerinden ilerleyerek buraya 30 kilometre kadar uzaklıkta ve Ermenilerin elinde bulunan Geben1 kalesini bir baskın düzenleyerek ele geçirdi. Bu kale Ermeniler için stratejik açıdan önemli idi. Çünkü Geben üzerinden Göksun ve Kayseri’ye geçen bir yol ticari ve askeri açıdan önemliydi. Burayı kurtarmaya gelen Ermeni Prensi III. Konstantin, Dulkadirli Türkmenleri tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldığı gibi Geben’de yaşayan Ermeni ileri gelenlerinden birçokları da öldürüldü. Dulkadirlilerin Geben’i fethetmeleri Memluk ülkesinde de sevinç uyandırmış ve Arap şairleri onların lideri Karaca Bey’i metheden şiirler yazmışlardır. Ancak Karaca Bey bu başarısından dolayı kibirlenerek Memluklulara kafa tutmuş ve bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu yüzden de onlarla kendi ölümü ile sonuçlanacak mücadelelere girişmişti.2 Bu arada Dulkadirlilerin Memluklularla bozuşmalarından istifade eden Ermeniler, Geben Kalesi’ni tekrar almışlardır. Tarihi kayıtlarda açıkça belirtilmese de Göksun ve Geben bölgesinin Dulkadirlilerle Ermeniler arasında sürekli el değiştirdiğini tahmin etmekteyiz. Beyliğin kuruluş döneminde iki taraf arasında el değiştiren Göksun 1375’te Kilikya Ermeni Prensliğinin ortadan kaldırılmasından sonra kesin olarak Dulkadirlilerin eline geçmiştir. Bu tarihte Ermenilerin elinde olan Geben kalesi Memluk kuvvetleri tarafından fethedilerek Kilikya Ermeni baronluğuna son verilmişti. Afşin, bölgede 178 yıl hâkimiyet süren Dulkadiroğulları Beyliği’nin (1337-1515) hâkimiyetinde kalmıştır. Elbistan-Göksun-Afşin ve çevresi Dulkadirli Beyliği döneminde Dulkadirli-Memluk, Dulkadirli-Safevi ve Dulkadirli-Osmanlı mücadelesine sahne olmuştur. Göksun bölgesi Dulkadir Beyliği döneminde daha çok savaş alanı olmasından dolayı sıklıkla geçmektedir. Beyliğin kaderini belirleyen ve Göksun civarında geçen dört savaş vuku bulmuştur. Şöyle ki;

1) Dulkadir Beylerinden Sevli Bey’in babası Halil’in ölümünü fırsat bilen Memluk Sultanı Berkuk, beyliğin topraklarını ele geçirmek istiyordu. Zaten Dulkadir ailesinin birçok ferdi Kahire’de tutuklu bulunmaktaydı. Memluk sultanı, Sevli Sey’i ele geçirmek amacıyla Hama ve Humus kuvvetlerinden teşekkül eden bir orduyu Elbistan’a doğru göndermişti. Bu sırada Dulkadir Bey’i Sevli, Göksun’da bulunmaktaydı. 1387 yılında buraya yürüyen Memluk ordusunu Göksun ovasında karşılayan Sevli Bey onları ağır bir yenilgiye uğrattı. Memluklar bu çarpışmada ağır zayiat verdiler. Başta Hama valisi Sudun Alayî ile Besni valisi Sudun olmak üzere ordusunu Şam bölgesi komutanlarından on yedisine Göksun toprakları mezar oldu. Bu başarı üzerine Berkuk, Sevli Bey’e rakip olarak Kahire’de tutuklu bulunan kardeşleri İbrahim ve Osman’ı Sevli Bey’le mücadele etmeleri için serbest bıraktı.

2) 1467’de Göksun yakınlarındaki Turnadağı eteklerinde Memluklularla cereyan eden savaşı yine Dulkadir beylerinden Şehsuvar Bey kazanmıştır.

3) Bölge Safevi Hükümdarı Şah İsmail’in saldırılarına maruz kalmış ve 1507’deki mücadele Göksun mevkiinde cereyan etmiştir. 1507’de Dulkadir Beyliği üzerine yürüyen Şah İsmail, Elbistan, Afşin ve Göksun bölgesini yağma ve tahrip etmiştir. Şah İsmail’e karşı koyamayacağını anlayan Alâüddevle Bey, Göksun üzerinden Andırın tarafında Turnadağı’na çekilmiştir. Andırın dağları Dulkadir beylerinin hep sığınak yeri olmuştur. Turnadağı da en önemli sığınak yerlerinden biriydi. Göksun’dan geçerek Andırın tarafına yürüyen Şah İsmail, Turnadağı eteklerine ordugâhını kurarak Alâüddevle’yi burada muhasara altına almıştır. Ancak bölge engebeli ve kayalık olduğundan Şah’ın ordusu burada başarılı olamamıştır. Dulkadirliler ise hem bölgeyi iyi biliyorlar hem de engebeli arazide hareket etmeye alışıklardı. Alâüddevle’yi bir meydan muharebesine razı edemeyen Şah İsmail onun kaçmasından dolayı ona“Ala dana” adını takarak Turnadağı bölgesinden çekilerek Dulkadir ülkesini yağmalamaya ve tahribe kalkışmıştır. Göksun üzerinden Elbistan’a hareket eden Safevi ordusu önlerine gelen insanları öldürüp, etrafı yağmalayıp, tahrip etmiş, Göksun da onun tahribatından kurtulamamıştır. Alâüddevle Bey, Memluklulardan ve Osmanlılardan yardım istemiş, istediği yardımı II. Bayezid göndermiştir. Vezir Yahya Paşa ve Rumeli beylerbeyi Hasan Paşa ile orduyu yola çıkarmış, ordunun Ankara’dan Kayseri’ye doğru yürüdüğünü duyan Şah İsmail kuvvetleri, ağırlıklarını bırakarak kaçmıştır. Bu bölgede, başta Elbistan ve Maraş olmak üzere Göksun ve Afşin gibi yerlerde yaşayan Türkmenlerden bir kısmı Şah İsmail’e iltihak ederek onunla birlikte İran’a çekilmişlerdir. Bu sırada Alâüddevle Bey, 1507 yılında beyliğin merkezi Elbistan’ın Şah İsmail tarafından tahrip edilmesinden sonra Maraş’ı merkez edinmiştir.

4) Nihayet Osmanlı Sultanı Yavuz’un, Dulkadir Beyliği’ni ortadan kaldırılmasıyla sonuçlanan seferi sırasında iki taraf arasında meydana gelen çarpışmalar da Göksun ve çevresinde yapılmıştır. 1515 yılının 13 Haziranında Alâüddevle Bey ile Yavuz Sultan Selim’in sadrazamı Sinan Paşa arasında Turnadağı’nda vuku bulan savaşın Osmanlılar tarafından kazanılmasıyla Dulkadir Beyliği yıkılmış ve Afşin, Elbistan olmak üzere Göksun’un da içinde bulunduğu bütün Dulkadir Beyliği toprakları Osmanlılara geçmiştir.     ( Yard. Doç. Dr. Ramazan Hurç Göksunun Tarih i Kitabı) -( Maraş Tarihi prof. İlyas Gökhan ukde yayınları 2011)- (Selçuklular Tarihi İbrahim Kafesoğlu) -(Dulkadiroğluları Prof. Refet Yinanç)- (Elbistan Tarihi Adnan Güllü Elbistan yayınları 2003)-(Yard.Doç. Dr. Ramazan Hurç Göksunun Tarihi Kitabı)