banner391

KIBRIS SAVAŞINDA GAZİ OLAN AFŞİNLİLER

Kıbrıs,adası  Akdeniz’de 9282 kilometre kare yüzölçümü ile adeta bir askeri üs olarak büyük bir önem taşımaktadır. Süveyş Kanalı ve İstanbul Boğazlarına olan yakınlığıyla düşman devletlerin Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyetinin gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Jeopolitik konumu nedeniyle dönem dönem tahmini M.Ö 1450 yıllarından itibaren Mısırlılar, Fenikeliler, Hititler, Asurlular, Persler, Büyük İskender (Ptoleme Egemenliği), Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Haçlılar ve Venediklilerin ardından ada Osmanlı Devletinin egemenliğine geçmiştir. Osmanlı Devletinin en güçlü dönemlerinde 300 yıl hâkimiyet altında kalan ada 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbinden sonra devletin ayakta kalması adına geçici olarak İngiltere’ye devredilmiştir. Fakat I. Dünya Savaşından yenik ayrılan Osmanlı Devleti Lozan Antlaşması (1923) Kıbrıs adasını tamamen İngiltere’ye bırakmak zorunda kalmıştır. İngiltere, adanın egemenliğini ele geçirse de ada sakinleri olan Rum ve Türk tarafları aralarında sağlıklı bir iletişim kurulamamıştı.

Tarihler 1931 yılını gösterdiğinde adadaki Rumlar artık Türklerden ayrılmak istiyorlardı. İşte bu tarihten sonra Rumların Yunanistan ile birleşme (ENOSİS) planı devreye sokuldu. Dünya, II. Dünya Savaşıyla yerle bir olurken Yunanistan’ın adayla birleşme gayeleri daha da artarak devam etti.

15 Ocak 1950 tarihinde Rum Kilisesi tarafından yapılan seçimle Rumların %96’sı Enosis’i kabul etti. İngiltere bu birleşme kararını reddetmiştir. Yunanistan birleşme isteğini 1954 tarihinde BM gündemine taşıdı. Yunanistan’ın bu kararının ardından adada Türklere karşı bir şiddet furyası başlatıldı. Yunanistan diplomatik olarak başarıya ulaşamayınca adadaki Türklere karşı adaya Albay Grivas 1955 tarihinde “EOKA” kuruldu. Bütün bu ele geçirme planlarının ardından İngiltere, Rum halkı kadar Türk halkının da kendi geleceğini tayin etme hakkının olduğunu açıkladı. 1955-1958 tarihinde EOKA Türklere karşı şiddet eylemlerine devam edince 33 Türk köyü boşaltılmak zorunda kaldı. Artık huzur ve selametten eser kalmayan adada Türkler de “taksim” yapılmasında yana tavır almışlardı. Türk-Yunan tarafları arasında müzakere çalışmaları başlamıştı.

11 Şubat 1959 tarihinde taraflar arasında Zurih ve Londra Antlaşmaları imzalandı. Antlaşmaya göre taraflar ortak bölge, iki toplumun ortaklığı ve bağımsızlık konularında hükümler İngiltere, Yunanistan ve İngiltere tarafından garanti altına alınmıştı. İngiltere tarafından sağlanan antlaşma sonunda 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti resmen kuruldu. Bu antlaşma ile adada iki taraflı bir hükümet gayesi ile uluslararası hukuk kuralları ile teminat altına alınmış oldu. Bütün bu çabalara rağmen Rumlar adadaki huzur ortamı ve 1960 Cumhuriyetine yaşama şansı vermiyordu. Dönemin Cumhurbaşkanı olan Makarios 1960 Anayasasının olması gerekenden daha çok Türk tarafına tavizde bulunduğu iddia ederek 13 maddelik değişikliği Cumhurbaşkanı Dr. Küçük’e iletti. Türk Devleti ve Kıbrıs Türk yönetimi 16 Aralık 1963 tarihinde iletilen 13 maddelik öneriyi reddetti. Teklifin reddedilmesi üzerine Rum tarafı 5 gün sonra sistematik olarak Türklere şiddet uygulamaya başladı. Bu dönemde uygulanan “Akritas Planı” adayı ele geçirmek değil adayı Türklerden sonsuza dek temizleme ve bir etnik soykırım mücadelesiydi. Plan adım adım uygulanmaya konulduğunda 300.000 ada Türkü adanın toplam %3’üne tekabül eden bir bölgede sıkışmaya başladı. Türklere yapılan zulüm ve mezalim artarak devam ediyordu. 1963’te devam eden etnik temizlik politikası ve Kanlı Noelden sonra adada üç devletin ortak askerlerinden oluşturulan 27 Aralık 1963 tarihinde “Barışı Koruma Kuvveti” oluşturulmuştu. 30 Aralık 1963 tarihinde adaya müdahale edildi ve İngiliz General tarafından adayı Lefkoşa’dan ikiye ayıran “Yeşil Hatbelirlendi. Buna ek olarak BM Güvenlik Konseyi (4 Mart 1964) tarafından adaya Barış Gücü konuşlandırılması kararı alındı. Tabiî ki tüm bu gelişmelerin ardından Yunanistan adadaki asker mevcudunu 200.000’e çıkarmıştı. Tüm bunlar Rum ve Türk halklarının arasındaki uçurumu derinleştirmişti. 1967 yılında Yunanistan hükümeti tekrar el değiştirince hükümet ENOSİS’e ulaşmak için tekrar harekete geçti. Fakat Türk Devleti ile mutabakat sağlanamayınca Kıbrıs’ta bulunan Boğaziçi ve Geçitkale köylerine saldırmaya başladılar. Saldırıların hemen ardından Türkiye adaya müdahale hakkını belirteceğini açıkladıktan sonra Yunanistan askeri güçlerini adadan çekti. Makarisos adanın Türklerden ancak ekonomik yıpratma ile alınabileceğini savunurken karşı grup ise EOKA lideri Nikos Sampson etrafında toplanarak Makarios’u devirdiler. 1974 tarihinde adada sular tekrar ısınmaya başlayınca Türkiye 1960 Anayasasına dayanarak İngiltere’ye ortak müdahale teklifinde bulundu. Fakat Türkler ölmeye devam ettikçe ülkenin vicdanı buna seyirci kalamazdı. Tarihler 20 Temmuz 1974 tarihini gösterdiğinde “Kıbrıs Barış Harekatı” başladı. Bu harekat Yunanistan’daki Sampson darbe hükümetinin de sonunu getirecekti. Aslında Yunanistan yüzyıllardır devam eden “Megalo İdea”nın peşinden gitmek için Kıbrıs adasını almaya çalışmaktaydı. Türkiye müdahale kararı almasaydı son Türk’e kadar bütün insanlar öldürülecek ve toplu halde gömüleceklerdi.

ARAŞTIRMACI YAZAR

MUSTAFA KÖŞ

KAYNAK:Kıbrıs Barış Harekatı (20 Temmuz 1974) Tarihiolaylar.com sitesi

Afşin Askerlik Şubesi Başkanlığı Afşinli Kıbrıs Gazileri Listesi.

Kıbrıs savaşında Gazi Olan Afşinliler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner372

banner373