Tor: “Kitlere kadro verilmemesi, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olur”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, “ Sayın Cumhurbaşkanının ‘Bu işte taşeron olmaz.’ beyanını önemsiyoruz ve toplam 850 bin-950 bin kişiye kadro verilirken KİT'lerde çalışanları ayırmak, başta Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olacaktır.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, “ Sayın Cumhurbaşkanının ‘Bu işte taşeron olmaz.’ beyanını önemsiyoruz ve toplam 850 bin-950 bin kişiye kadro verilirken KİT'lerde çalışanları ayırmak, başta Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olacaktır.” dedi.

Tor, EÜAŞ'ta, PTT'de, TCDD'de ve diğer kitlerde aynı işi yapan, aynı odada, aynı mekânda çalışanların farklı işlemlere tabi tutulması asla hakça olmayacağını belirterek, kabul edilemez olduğunu söyledi.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, TBMM Genel Kurulunda "2018 Bütçe Görüşmelerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İlgili Kuruluş Bütçeleri, Taşeron İşçiler, Asgari Ücret" ile alakalı MHP adına söz aldı.

2018 bütçesinin, Türkiye’ye hayırlar getirmesini temenni eden MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, son aşamaya gelen taşeron işçilerine kadrolu çalışmalarının, hak, hukuk, adalet, eşitlik ilkelerine uygun olarak, kimsenin mağdur edilmeden bir an önce Meclise getirilmesini ve kanunlaşmasının gerektiğini söyledi.

Kamu kaynaklarının elde edilmesinde ve kullanılmasında, dağıtılmasında Hükûmetin hak, hukuk, adalet ve eşitlikten ayrılmaması dileyen Tor, “ Sosyal Güvenlik Kurumu 2016 yılı Sayıştay Denetim Raporu ise tek kelimeyle bence fecaattir. Raporda her biri birbirinden önemli 29 bulgu yer almaktadır. Bu bulgulara göre, sorumluluk mevkiindekilerin gözlerine uyku girmemesi gerekir. Kısaca rapor "Saldım çayıra, Mevla'm kayıra." diyor, açık gerçek budur. "Neden?" derseniz, bu kurumun 2016 sonu itibarıyla icraya intikal etmemiş ve yapılandırma başvurusu yapılmamış 1/A kapsamında 25,5 milyar lira, 1/B kapsamında 13,3 milyar lira, yapılandırma kanunlarına göre 1/A, B, C kapsamında 36,8 milyar lira, yine 2016 sonu itibarıyla icra takibinde toplam 45,1 milyar lira tutarında kurum alacağı vardır.

5 milyar lira kredi için yabancıya el açıyoruz. Yabancıya el açmamıza gerek yok. SGK'nın alacağını yarıya indirelim, çeyreğe indirelim, yeter diyorum. Niye derseniz; 2016 sonu itibarıyla 5 milyar liradan fazla kurum alacağı şüpheli hâle gelmiştir. Zaman aşımıyla ilgili tablolarda hiçbir bilgi yoktur. Böyle giderse daha da artacaktır. SGK'nın icrada 45,1 milyar lira parası yatmaktadır. Bugün Sosyal Güvenlik Kurumunun toplam alacağı 120 milyar liraya yaklaşmıştır.” diye konuştu.

 2018 yılı bütçe açığının bir önceki yıla göre yüzde 6,9 artışla 65,9 milyar TL'ye ulaşmasının öngörüldüğüne değinen Tor, “2017 yılı tahmini 46,9 milyar liraydı. 2017 yılında gerçekleşme tahmini 61,7 milyar liradır. 2017 yılında tahminde 15 milyar lira yanılma vardır. 2018 yılı gerçekleşme tahmini ise 65,9 milyar TL'dir. Sonuç: Bütçe açıkları ciddi rakamlara ulaşmıştır. Faiz harcamaları da her geçen yıl artmaktadır. 2018 yılında 71,7 milyar olarak tahmin edilmektedir. Bütçe açıkları, faiz harcamaları çok büyük rakamlardır. 2016 yılında asgari ücret 1.300 liradır. 2017 yılında, bu, 1.404 liraya çıkmıştır, artış 7,9'dur yani 8 diyelim. 2017 yılında enflasyon bir önceki yılın aralık ayına göre yıllık yüzde 12,8 oranında gerçekleşmiştir. Aralık ayı enflasyonu yüzde 1'in altında bile çıksa aralık ayı dâhil bir önceki yılın aynı ayına göre yıllık enflasyonun yüzde 12'den aşağı olmayacağı kesindir. 2017 yılında asgari ücretteki artış yüzde 8, on bir aylık enflasyon yüzde 13; enflasyon asgari ücreti tuş etmiştir, gerçek budur. Dar gelirlileri çok daha fazla etkileyen sektörlerdeki fiyat artışı çok daha yüksektir. Gıdadaki bir aylık artış Ocak 2017'de yüzde 6,7; giyim ve ayakkabıda Nisan 2017'de yüzde 9,13; Ekim 2017'de yüzde 11,51 olarak gerçekleşmiştir. Asgari ücretle çalışanlar tahmin edilmeyen veya yanlış politikalar nedeniyle yüksek çıkan enflasyonun ceremesini çekmişlerdir 2017'de. Çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri almakla görevlidir.

Taşeron işçilerin ücretleri düşük ve adil değildir, yasal yardımlardan yararlanamazlar. Ücret ve çalışma şartları hayat seviyelerini yükseltmek, insan olarak maddi ve manevi varlıklarının gelişmesi için asla yeterli değildir. İş güvenceleri iki dudağın arasındadır, iş güvenceleri yoktur. Bu iş yerlerinde çalışma barışı sağlanamamıştır. Bunlara başka ilaveler de yapmamız mümkündür. Bu düzen Anayasa'ya uygun bir çalışma düzeni değildir; bunun adı -Milliyetçi Hareket Partisi deyimiyle- örgütsüzlüğü, güvencesiz çalışmayı, kayıt dışılığı ve kuralsızlığı tetikleyen, insan onuruna yaraşır, düzgün iş tanımını yok sayan, çalışma hayatının dengelerini bozan işçi çalıştırma düzenidir. İşte bunun için Milliyetçi Hareket Partisi olarak "Köleliği andıran işçi çalıştırma düzenidir." olarak tanımladığımız bu konuda, devletin asli ve sürekli hizmetlerinde çalıştırılan taşeron işçilere kadro verileceğini taahhüt ettik.

Başka bir taahhüdümüz de geçici, mevsimlik ve kampanya işlerinde çalışanların yaşadığı sorunların çözüme kavuşturulmasıdır. Her ne kadar, Adalet ve Kalkınma Partisi, dün, köleliği andıran işçi çalıştırma düzeninin ortadan kaldırılmasını seçim beyannamelerinde taahhüt etmese de bugün geldiği noktayı çok önemsiyor ve destekliyoruz. Diyoruz ki: Milliyetçi Hareket Partisi, köleliği andıran işçi çalıştırma düzeninin kaldırılması için size her türlü desteğe hazırdır. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Bakanın açıklamalarına göre genel ve katma bütçeli idareler ile belediye ve il özel idarelerinde çalışan taşeron işçileri 4/B'li olarak kadroya alınacaktır, ifade edilen toplam sayı 850 bin-950 bin civarındadır. Sayın Bakan, güvenlik soruşturmasına evet diyoruz ancak sözlü sınav çok tehlikelidir. Sözlü sınav demek, torpil demektir. Şimdiye kadar yapılan uygulamalara baktığımızda, sözlü sınavın ciddi kayıplara yol açtığı şeklinde ciddi iddialar vardır.

Değerli arkadaşlar, Hükûmet yetkililerinin açıklamaları arasında KİT'lerde çalışan taşeron işçilerin de kadroya alınacağı yer almamıştır. Yansıyan bilgilere göre, KİT'lerde çalışanlar bu haktan istifade edemeyecektir. Bu çok haksız bir durumdur. İnşallah yanılırız, yanılmaktan da şahsen seviniriz.

Konuya emek olarak baktığımızda, KİT'lerde çalışanlar bizzat doğrudan üretim süreçlerinde yer aldıkları için daha yoğun emek sarf etmektedirler. Biz hiçbir ayrım yapılmadan tüm taşeron işçilerine kadro verilmesi gerektiğini, KİT'lerin ayrılmasının hak ve adalete, hakkaniyet ve ahlaka uygun olmayacağını düşünüyoruz. KİT'lerde toplam 40 bin civarında taşeron işçisi olduğu göz önüne alındığında, KİT çalışanlarının sayısı kadro verilecek toplam sayının ancak yüzde 5'i mertebesindedir.

Devletimiz büyüktür. Devlete düşen hak ve hakkaniyete uymaktır, adalete uymaktır. Devlet birilerine kadro verirken birilerini mahrum bırakamaz. Kaldı ki KİT'lerde çalışan taşeron işçileri bu ülkenin kalkınmasına, üretimine önemli katkılar sağlayan, fedakâr arkadaşlarımızdır. KİT'lerde çalışanların bu imkândan mahrum edilmesi toplumsal barışa ve huzura da katkı sağlamayacaktır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının ve Hükûmet yetkililerinin Sayın Cumhurbaşkanının konuyla ilgili beyanını önemsemelerini bekliyoruz. Genel, katma bütçeli idarelerde, belediyelerde, il özel idarelerinde taşeron olmazsa, Cumhurbaşkanının deyimiyle, KİT'lerde de taşeron olmaz. KİT'lerde çalışanlara kadro verilmemesi yasanın ölü doğmasına, binlerce emekçinin mağdur olmasına, toplumsal barışın bozulmasına sebep olacaktır.

Bu ve diğer birçok sebeple, MHP olarak dilek ve temennimiz, KİT'lerde çalışan taşeron işçilerine de kadro verilmesidir çünkü hiçbir işçimiz köleliği andıran bu çalıştırma düzenine layık değildir diyorum, saygılar sunuyorum” açıklamasında bulundu.

Haberler