MHP’li Tor’dan, Öğretmen Atamaları Mülakatına Tepki!

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, TBMM Genel Kurulunda mülakatla öğretmen atamasını eleştirdi.

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, TBMM Genel Kurulunda mülakatla öğretmen atamasını eleştirdi.

TBMM’de MHP grubu adına söz alan Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor, şöyle konuştu:

“Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan tasarı vesilesiyle Millî Eğitim Bakanlığında kanayan bir yara hâline gelen sözleşmeli öğretmen sınavları ve idareci atamaları konularında görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Bu kanayan yaranın sona ermesi de en büyük dileğimdir.

Bildiğiniz üzere, Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun birçok defa değiştirilmiştir. Teknolojik ve diğer alanlardaki gelişmelerde, kısaca çağın gereklerine uygun olarak bazı değişikliklerin yapılması doğaldır. Hiç kuşku yok ki yapılan değişiklikler Millî Eğitim Temel Kanunu'nda yer aldığı üzere, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasa'nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek amacına hizmet etmelidir. Bu amacı gerçekleştirmenin yolu da bilgili, fikri, vicdanı hür, ehliyetli, insanı seven, hukukun üstünlüğüne inanan öğretmen ve idarecilerden geçmektedir. Maalesef yapılan değişikliklerde daha çok eğitimin niteliğini yükseltmekten çok Millî Eğitim Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatında görev yapan kadroların değiştirilmesine yönelik toptancı bir yaklaşım sergilenmiştir. Yıllarını Türk millî eğitimine adamış, gerçekten, ehliyetli, kıdemli, işini bilen kadroların korunması, hatta yükseltilmesi, yüceltilmesi gerekirken bir çırpıda silinip atılmış, yüzlercesi uzman, araştırmacı yapılarak heba edilmiştir. Bugün Millî Eğitim Bakanlığında on binlerce okulda belli bir sendika haricinde okul müdürü ve yardımcı idareci sayısı yok denecek kadar azdır. Bu, iktidara yakın olmayan tüm öğretmenleri dışlamaktır. Atayanlar ve atananlar bakımından bu ayrımcı politika görünmeyebilir ama gerçek olan şu ki sizden olmadığını varsaydığınız idareciler ve öğretmenler arasında Bakanlık Müsteşarınız dâhil birçoğunu bilgisiyle ve görgüsüyle ona yirmiye katlayacak eli öpülesi araştırmacı uzman ve öğretmen vardır. Bunun neticesinde, olan maalesef ülkeye olmuştur. Öğrencilerin uluslararası ölçekte fen, matematik ve okuma becerilerinin ölçüldüğü en önemli sınavlardan birisi olan PISA sonuçlarına göre ülkemiz, on iki yıl önceki sonuçların bile altına gerilemiştir. Türkiye'nin 70 ülke içinde fende 51'inci, matematikte 48'nci, okumada 49'uncu olmasının sebeplerini, işin ehline verilmemesinde aramak lazımdır. Bu, eğitimin dibe vurduğunun göstergesidir.

Değerli milletvekilleri, işsizlik, hayat pahalılığı, istihdam, terör, dış güvenlik konularında sıkıntılarımız olabilir. Türk milleti alicenaptır, ekmeğini paylaşır, aşını bölüşür, namerde muhtaç olmamak için her fedakârlığı yapar, hiç yapmamamız gereken güvenin sarsılmamasıdır. Biz, hak ve hukuku, adaleti görmezsek huzurlu, mutlu bir toplum yaratamayız.

Bakınız, Millî Eğitim Bakanlığı sözleşmeli öğretmen alıyor. Eskiden KPSS puanları esas alınarak yerleştirme yapılırken bugün, KPSS sınavlarıyla sözlüye girecek olanlar belirlense de nihayetinde, sözlü sınavlar esas alınarak yerleştirme, atama yapılmaktadır. Hepimiz biliyoruz ki mülakat sağlıklı bir yöntem değildir, sözlü demek, mülakat demek torpil demektir. Bölge düzeyinde yapılan sınavlar için yüzlerce mülakat komisyonunda standart sağlayamazsınız. Mülakatı denetlemeniz mümkün değildir, haksızlığa yol açar, sübjektiftir. Nitekim, sınav sonrasında binlerce kişinin KPSS puanının yüksek olduğu, sözlüde kendisine düşük puan verildiği ve kendisine haksızlık yapıldığı şeklinde binlerce dilekçe vermesi güvensizliğin bir sonucudur, haklılık payı da fevkalade yüksektir. KPSS'si çok yüksek olmasına rağmen mülakatta çok düşük puan verilerek elenenler olduğu gibi KPSS'si düşük olduğu hâlde mülakatta yüksek puan verilerek ataması sağlananlar olmuştur. Sadece beş dakikada sorulan iki soruyla bir ölçme yapılabilmesi mümkün değildir. Günlerce evinde, dershanede çalışarak, KPSS'den yüksek puan alarak gelen birçok kişinin, iddia ediyorum, eğitim bilimlerindeki birikimleri birçok komisyon üyesinden daha fazladır. Sözlü sınavlarda parti listelerinin savaştığı şeklinde ciddi sızlanmalar vardır, birçok emare de bunu doğrulamaktadır.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde KPSS'den çok yüksek not almış, kendi alanında Türkiye 4'üncüsü olmuş bir kadın öğretmen kardeşimizin mektubundan bahsetmek istiyorum. Bu mektuptan daha önce de bahsetmiştim. Tabii, bu arkadaşımızın ismini vermeyeceğim, olur ki, bir daha sözlü sınava girer, başına bu sebeple bir şey gelsin istemem. Çok şey söylüyor kadın kardeşimiz ama ben kısaltarak anlatacağım: "Evli ve 1 çocuk sahibiyim, 29 yaşındayım ve yıllardır KPSS'ye hazırlanıyorum. Evladım yanımda ilgi beklerken, hüngür hüngür ağlarken ben vicdanım sızlaya sızlaya ders çalıştım. Yemedim içmedim, gezmedim tozmadım, uyumadım. Öyle ki, dershane hocam 'Aynada kendine hiç bakmıyor musun, git biraz uyu lütfen.' diyordu. P10'dan 84 aldım ve bölümümde Türkiye 4'üncüsü oldum. P121'den 84 aldım ve bu kez de Türkiye 24'üncüsü oldum. Geçerliliği, güvenilirliği yüksek 3 ayrı sınava girdim ve yüksek bir başarı elde ettim. Sonrasında, 2 Mayısta Adana'da mülakata girdim, zarftan çıkan 2 soruya sular seller gibi cevap verdim, hiç takılmadım, tereddüde düşmedim, konulara çok vâkıf olduğumu belli ettim ancak bunların karşılığında 53 puan verildi ve elendim. Şimdi ders çalışırken ilgi beklediği için ağlayan 2,5 yaşındaki evladım benim gözyaşlarımı siliyor ve 'Ağlama canım annem.' diyor. Ben hakkımı zerre kadar helal etmiyorum, evladımın gözyaşları umarım kabusunuz olur." diyor bu kardeşimiz.

Gecenizi gündüzünüze katarak çalışacaksınız, Türkiye 4'üncüsü olacaksınız, sonra da sözlüde eleneceksiniz, bunu kimseye izah etmeniz mümkün değildir.Kıymetli arkadaşlar, bundan da daha büyük kul hakkı yoktur. Bu, uygulamanızla ilgili sadece bir örnektir, örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu kadın kardeşimiz gibi yüzlercesi, binlercesi şikâyet dilekçesi vermiştir. Bunların hakkının hesabını nasıl vereceksiniz? Sayın Bakan ve yönetimine söylüyorum, böyle giderse bunların vebalinden kurtulmanız mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz ay Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda boş kadrolara müdür ve yardımcısı sınavları yapıldı. Daha önce tıpkı teşkilat yasası değişikliklerinde olduğu gibi, tıpkı sözleşmeli öğretmen sınavlarında olduğu gibi çok büyük ölçüde belli bir görüşün, belli bir sendika üyeliğinin haricinde sınav kazandırılan olmamış, büyük ayrımcılık yapılmıştır. Referanslı, sizden olanların tamamına yakını ehliyetli, kabiliyetli de sizden olmayanların tamamına yakını ehliyetsiz midir? Elbette değildir. Sizden olmayanların içinde birçok bakanlığın en üst düzey yöneticilerini 10'a katlayacak güzide öğretmenlerimiz vardır. Siz atamalarda, öğretmen seçiminde liyakati, ehliyeti tercih etmezseniz sonucu da PISA'da yerlerde sürünmek olacaktır.

Sayın Millî Eğitim Bakanı Malatya Valiliğine geçmişte gerçekleştirdiği ziyaret esnasında Türkiye'deki eğitim standartlarının İngiltere'den, hatta Amerika'dan daha iyi olduğu iddiasında bulunmuştur. Bu iddiayla sadece kendinizi inandırırsınız, sadece kendinizi kandırırsınız. Türkiye, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Eğitim Endeksi'nde 69'uncu sıradadır. Eğitim Endeksi'nin 1980-2013 yılları ortalamasına göre Türkiye listede 69'uncu sırada yer alırken ABD 5'inci, İngiltere 14'üncü sırada yer almıştır. OECD'nin de eğitim kalitesi konusunda önemli çalışmaları bulunmaktadır. OECD 2016 Eğitime Bakış Raporu'nun Eğitim Finansmanı bölümünde öğrenci başına harcanan para açısından yıllık 3.227 dolarla Türkiye 10.493 dolarlık OECD ortalamasının çok altındadır. Yine OECD raporuna göre, sınıf mevcudu, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ve öğretmen maaşları alanlarında Türkiye OECD ortalamasının yanı sıra ABD ve İngiltere'nin de gerisinde kalmıştır. Bir diğer önemli eğitim kalitesi endeksi ise UNESCO'nun desteğiyle hazırlanan Herkes İçin Eğitim Gelişim Endeksi'dir. İlköğretime erişim, yetişkin okuryazarlığı, eğitim kalitesi ve cinsiyet eşitliği kriterlerini dikkate alan bu endekse göre İngiltere 2'nci sırada yer alırken, ABD 40'ıncı, Türkiye ise 65'inci sıradadır. Özel araştırmalarda da durum farklı değildir. Özel bir marka stratejisi geliştirme ve danışmanlık firması, 4 kıtada 16 bin kişiyle yaptığı uluslararası anket çalışmasında, 3 kritere göre en iyi eğitim olanaklarına sahip ülkeleri sıralıyor. Bu kriterler, ülkedeki üniversitelerin kalitesi, devlet eliyle sağlanan eğitim sistemi ve üniversiteye girme oranını dikkate alıyor. Raporda, İngiltere 1'inci, ABD 3'üncü, Türkiye ise 30'uncu sırada yer almaktadır.
Eğitim kalitesi konusunda araştırmalar yapan bir diğer bağımsız araştırma kuruluşu olan Pearson ise, PISA, TIMSS, PIRLS gibi hazırda var olan küresel veri setlerini, ülkelerdeki okuryazarlık oranı ve mezuniyet dereceleri gibi ölçülebilir verilerle harmanlayarak kendi sıralamasını oluşturuyor.

Pearson endeksi sonucunda, diğer birçok veri setinden farklı olarak, eğitim kalitesi konusunda ilk sıralarda Asya ülkelerinin olduğunu görüyoruz. İngiltere'nin 6'ncı, ABD'nin 14'üncü olduğu listede Türkiye ise 34'üncü sırada yer almıştır.
Dikkate aldığımız 5 farklı eğitim kalitesi endeksinin hiçbirinde, Türkiye'deki eğitim standartlarının İngiltere ve ABD'nin ilerisinde olduğuna dair en küçük bir ibareye rastlanmamıştır. Bu durumda, Sayın Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın iddiasının da doğruluk payı yoktur.

Sonuç olarak, eğitimde gidişat kötüdür, üzerinde ciddiyetle durulmalıdır. Millî Eğitim Bakanlığında hak, hukuk ve adalete dönün diyorum, işi ehline verin diyorum, ayrımcılık yapmayın, mağduriyetleri giderin diyorum, yol yakınken daha fazla vebal toplamayın diyorum. Bu, toplumsal huzura da olumlu katkılar sağlayacaktır diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.”

Haberler