Mane tekel fares!

Bir zamanlar, bir  hükümdarın sarayının duvarlarında ateşle şu kelimeler yazılmış: ''Mane tekel fares!'' Bu sözcükleri hiç kimse anlayamamış.

Mane tekel fares!

Bir zamanlar, bir  hükümdarın sarayının duvarlarında ateşle şu kelimeler yazılmış: ''Mane tekel fares!'' Bu sözcükleri hiç kimse anlayamamış.

Sinan Doruk
Sinan Doruk
29 Nisan 2017 Cumartesi 16:18
644 Okunma
Mane tekel fares!
banner171

Bir zamanlar, bir  hükümdarın sarayının duvarlarında ateşle şu kelimeler yazılmış: ''Mane tekel fares!'' Bu sözcükleri hiç kimse anlayamamış. Kimsenin içinden çıkamadığı bu sözleri Bilge Danyel şöyle yorumlamış:  '' Bu ateşten yazılar, korkunç bir şeyin olacağını haber veriyor. Artık eski devlet yaşama gücünü kaybetmiştir. Devlet yıkılmaya mahkûmdur ve bundan kaçınılması imkânsızdır.'' 
Geçmişten günümüze, sayamayacağımız kadar çok devlet kuruldu ve yıkıldı. Eskiden bugüne kadar, adını ve sanını dahi duymadığımız o kadar medeniyet, uygarlık ve devlet ortaya çıktı ve yok olup gitti ki!.. Bu devlet, uygarlık ve medeniyetlerin isimleri, kuruldukları yerler, yaşadıkları süreler faklı farklı idi. Ama bunların hepsinde aynı olan ortak bir nokta vardı: ''Yıkılıp yok olmak.'' Hepsi de yok olup gittiler. Tarih ve zaman bunlar için hükmünü verdi: ''Mane tekel fares!'' Belli bir noktaya, gelişmişlik düzeyine ve güç seviyesine kadar çıkan yaratılmış tüm her şey gerilemeye, zayıflayıp ortadan kalkmaya ve zeval bulmaya mecburdur. Çünkü, her çıkışın bir inişi, her yükselişin bir alçalışı, her var olmanın bir zeval bulması, yani yok olup ortadan kalkması kaçınılmazdır. Rabbimizin kanunu böyle!
    Bütün bunları ciddi biçimde düşünmeliyiz. Devletimizin temellerinin sağlam ve dayanıklı olması için milletimizin her bir ferdini eğitmenin yollarını bulmalıyız. Devletin temeli olan ailelerin belirli bir hayat seviyesine ve bilgi düzeyine ulaşması için çaba harcamalıyız. Her anne ve babaya ''çocuk nasıl eğitilir?'', ''mutlu ve başarılı bir aile için eşler birbirine karşı nasıl davranmalıdır?'', ''medeni yaşama, temiz bir çevreye, sağlıklı bir hayata nasıl ulaşılır?'' bu bilgi ve bilinci vermeliyiz. Üzerimize ölü toprağı atılmış gibi davranmaktan vazgeçmeliyiz artık. ''Eğitimli olmak için zengin olmayı beklemek hatadır, çünkü zenginliğin kaynağı eğitimdir.'' bu temel bilgiyi her bir insanımızın zihnine kazımalıyız. Her çeşit felaketin kaynağının eğitimsizlik ve cehalet olduğunu milletimizin her bir bireyine göstermeliyiz. Güçlü milletler ve devletler bilgili ve bilinçli fertlerin omuzlarında yükselir. Şu an için devletimizi geliştirip kalkındıracak bilgili ve bilinçli fertlere ne kadar sahibiz?Daima halkımızın şevk ve gayretinin artmasına çalışmalıyız. Bu noktada söz konusu çalışmada, yani halkın eğitim, bilgi ve bilinç düzeyinin arttırılmasında milletimizin her bir ferdi sorumludur. Her bir ferdimiz, kendi yaşadığı hayatı daha anlamlı, daha medeni ve daha yaşanılır bir hale getirmek için gayret içinde olmalı. İnsanımız merak etmeli, öğrenmeye ve kendini geliştirmeye istek duymalı. Yirmi dört saatlik gününün bir kısmını öğrenmeye, ufkunu açmak için, ne yapması gerektiğini öğrenmek için kitap okumaya vermeli. Hayat şartlarının zor olduğu belli. Aileyi geçindirmenin güçlüğü ortada. Ağır ve yorucu işlerde çalışıp para kazanmanın kolay olmadığını herkes biliyor. Tüm bu zorluklar karşısında mücadele edip de nasıl düzlüğe çıkacağız? Yaşanılır ve lâyık olan hayata ne zaman ulaşacağız? Bilginin, bilimin ve teknolojinin baş döndürücü hızla ilerlediği, her gün yeni teknolojik gelişme ve icatların yapıldığı bir çağda yaşıyoruz. Karşılarında 300 yıldan beri gerilediğimiz Avrupa'nın hâlâ epey gerisindeyiz. Eğer, yakın zamanda ilahi bir şey olmaz ve Avrupa, Amerika ve Müslüman'ın düşmanı olan diğer ülkeler gerilemez; yine, bizde de bir mucize olup kısa sürede kalkınma gayreti göstermezsek belki sonsuza kadar Avrupa'nın gerisinde kalacağız. Çünkü Avrupa'da, onları bizden üstün hale getirici ve onları daha da güçlü yapıcı bilgi, bilim, teknoloji, para, akıl ve her türlü sermaye var. Biz daha en temel meseleleri bile çözmüş değiliz. İnsanlarımızın geneli, en hayati ihtiyaçlarını bile karşılamaktan uzak bir hayat yaşıyor. Bu, bizim değişmez alın yazımız olamaz. Hz. Peygamber Efendimizin '' İki günü birbirine eşit olan zarardadır.'' diye çok mükemmel bir sözü var. Bu söz, 300 yıldan beri canlanmış, sanki insan hüviyetine girmiş de Avrupalılara hocalık yapıyor. Onların cadde ve sokaklarında gezip dolaşıyor. Ama Müslüman'ların muhitine uğramıyor. Her gün yeni model ve farklı özelliklerle piyasaya sürülen arabalar, her gün sağlık, tıp ve fizik alanında yapılan bilimsel buluşlar, uzay ve yer altı sahalarında yapılan bilimsel çalışmalar…Sevgili Peygamberimizin bu mübarek hadisi, her bir Müslüman'ın aklına, zihnine, vicdanına, ilmine, irfanına girmez ve her bir Müslüman kardeşimize ilham vermezse işimiz zor gibi görünüyor. Allah korusun!
    Yukarıda,bir hükümdarın duvarına ateşle yazılmış ve ileride çok kötü şeylerin olacağını, hükümdarın sahip olduğu devletin yıkılacağını haber veren, ''Mane tekel fares!'' demiştik. Bu gerçek, Avrupa için de bir gün hüküm verecek ve Avrupa'da gerileyip yok oluşun eşiğine kadar düşecek. Müslümanlar ilerleyip Avrupa'yı geçecek. Ama ne zaman? Tam olarak kestirmek ve bilmek imkansız. Ama şu an için insanımızın çoğunun sahip olduğu ve bizim de her gün canlı olarak gördüğümüz davranış şekillerine bakarsak, insanımızın hangi zihniyet, duygu ve düşünce dünyasına sahip olduğunu az çok bilebiliriz. Ama bunu değiştirebiliriz, değiştirmeliyiz. Başka çaremiz yok ki! Elinde avucunda bir şey olan, dağarcığında bir şeyler bulunan kardeşlerime sesleniyorum: ''Enerjimizi, devletimizin temellerinin çok sağlam olması için milletimizin yükselmesi yoluna harcayalım. Gücümüzü, cehaletin etrafımızı çepeçevre saran kalın ve paslı zincirlerini kırıp atmak için kullanalım. Bilgimizi, çocuğunun geleceği için endişelenen ama ne yapması gerektiğini, nasıl davranacağını bilmediği için göz nuru yavrularına yarardan çok zarar veren  ailelerinşuurlanması yoluna adayalım. Şu anki durumumuzun ne olduğu, ileride ne olacağı ve nasıl olması gerektiği konusunda halkımızı aydınlatmaya çalışalım. Medeniyet seli önünde savrulup gitmemek için ya sel yatağını ıslah edelim, ya da kaynağı içimizden fışkıran yeni bir sel yatağı bulup inşa edelim. Sel suları önüne katılmış, yediği su ile şişmiş kütükler gibi sağa sola savrula savrula nereye gittiğimizi bilmez yaşam bize hiçbir fayda vermez. Yükünü yüklemiş, hedefini ve rotasını belirlemiş, azgın dalgaları yararak giden yük gemileri gibi olmalıyız. Amaç, hedef ve varacağımız limanı belirlemeli, bu hedefe varmaktan alı koyan her türlü engeldenkurtarmalıyız kendimizi.  
 

Yeşil Afşin Haber Merkezi

banner130
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.