AFŞİN’İN KALAYCI USTALARI


Sizlere bu yazımda Afşin’imizin önemli mesleklerinden biri olan kalaycılık mesleğinden ve Afşin’imizin Kalaycı ustalarını anlatacağım. Afşin’de Kaybolan, eskiyen meslekleri ve sanatkârlarını yakından tanımak tarihsel gerçeklik olduğu kadar, sosyolojik ve psikolojik/duygusal zenginliktir. Kaybolan meslekler için seçilen sade mekânlar, bu mekânlarda dökülen göz nuru ve alın terinin mübarekliğiyle harmanlanan yoğun emek, her zaman anılmaya değerdir. Afşin’imizin unutulmaya yüz tutmuş mesleklerinden biride kalaycılıktır. Afşin’de Kalaylanacak kaplar önce örs ve çekiçle düzeltilir. Ezik ve kırık yerler düzeltilir, gerekirse yama veya kaynak yapılır. Sonra kum ve kömür parçaları ile temizlenir. Oksitlenen, kararan veya kalay yapılacak yerler parlatılır, yıkanır ve kurutulur. Bu iş için genellikle el ve ayaklar kullanılır. Kalaycılar elleriyle duvardaki veya en yakınındaki elle tutulacak şeylere tutunup, kalçalarını sağa ve sola çevirerek ayaklarının altındaki kapların temizliğini kum ve kömür tanecikleri yardımıyla yaparlar. Temizlenen kap, körükle harlanmış ateşin bulunduğu ocakta ısıtılır. Kalayın tutması için kabın içine toz nişadır atılır. Sonra kalay parçası biraz ısınan kaba sürülür, bir parça erimesi sağlanır. Büyük bir bez parçası yardımıyla eriyen kalay kabın kalaylanacak yüzeyine tamamen yayılır. Kalaylanma işi tamamlanıncaya kadar bu işleme devam edilir. Afşin’de Bakırdan yapılmış kazan, teşt, sini, kuşhana, lengeri, tas, saplı, sahan, kırpıklı sahan, tava, tunç kulplu tava, cezve, sıtıl (bakraç) gibi ev ve mutfak gereçleri kalaylanırdı. Bazı meslekler gibi kalaycılık da artık tükenme noktasındadır. Parlak zamanlarını bakırın mutfak eşyası olarak kullanılmasına borçlu olan kalaycılık, bakırın mutfaklardan çekilmesiyle meslek olarak sona yaklaşmıştır. Günümüzde melamin kapların, plastik kapların, emaye kaplamalı kapların, alüminyum kapların, porselen kapların ve daha çok da kullanım kolaylığı ve çeşit zenginliği nedeniyle paslanmaz çelik ve cam kapların geniş şekilde kullanılması bu mesleğe olan ihtiyacı ortadan kaldırdı. Kalaycılık ekmek kapısı olmaktan çıktı diyebiliriz Kalaycılığın Türk kültürünün bir parçası olduğu kaynaklarda anlatılmaktadır. Eski Türkler, bütün ihtiyaçlarını el becerileri ile k hayatlarını devam ettirmekte idi. Kalaycılıkta da bu becerilerden biriydi. Türkler yemeklerini kalaylı kaplarda pişirmeye özen göstermişler, yoğurtlarını kalaylı kaplarda mayalamışlardır, düğün yemeklerini kalaylı leğenlerde ve kazanlarda pişirmişlerdir. Bronz elde etmek için gerekli olan kalay, maden kullanılmaya başladığı ilk çağlardan beri çok aranılan bir madde idi. Bu nedenle Çassiterýdess Adalarından Yakın Doğuya kadar uzanan yoğun bir kalay ticareti başladı. Klasik çağda, bakır ya da pirinç eşyalar kalayla kaplanıyordu. Orta çağda gümüş eşyaların biçimlerini kopya eden kalaylı kaplar kullanılmaktaydı. Ayrıca tartı aletlerinin yapımında da kalaydan yararlanılıyordu. XVI. yy.da kuyumcular üretecekleri yapıtları kalaydan örneklerini yaparlardı. Kalay M.Ö.3000 binli yıllarda kullanılmıştır. Kalaycılık bakır gereç üretiminin zorunlu kıldığı, onun ayrılmaz bir parçası olan başka bir zanaattır. Bakır araç ve gereçlerin korunması için, onların belirli aralıklarla kalaylanması gerekir. Kalay, sürekli kullanım ve ısıtma nedeniyle ortaya çıkan bakır korozyonu ya da bakırın saklanan yiyeceklerle etkileşime geçmesi sonucunda meydana gelebilecek zehirlenmelere karşı, açığa çıkacak bakır oksiti ve bakır sülfatı gibi bakır tuzlarını bloke ederek korunma sağlayan madenî bir malzemedir. O nedenle nerede bakırcılık gelişmişse, aynı zamanda orada kalaycılık da gelişmiştir. Kalay işi, bakırdan yapılmış bir gerecin yüzeyine, ak kurşun olarak adlandırılan, parlak kül rengindeki gümüşe benzeyen bir maden olan kalayın eritilerek dökülmesi biçiminde uygulanan bir tür kaplamacılıktır. Çinko, alimünyum, çelik ve plastik mutfak ve hamam gereçlerinin yaygınlaşmasıyla bakırcılığın gerilemesine koşut olarak, kalaycılık da gerilemiş ve yok olmaya yüz tutmuştur. 1950’lere, hatta 1960’lara kadar her kent ve kasabanın hemen hemen her semtinde, pazar yerlerine yakın sokaklarda bir kalaycı dükkânı bulunurdu. Kalaycı dükkânları genellikle bakırcıların yanı başında ya da bizatihi bakırcı dükkânının içinde ayrı bir bölümde yer alırdı. 1950’li yıllarda ve 1960’ların başında bu dükkânların çoğu kapandı. Bunun yerine gezici kalaycılar işlev görmeyi sürdürdüler. Gezici kalaycılık işlerini ise genellikle Çingeneler ve Abdallar üstlenmişlerdir. Bu anlamda kalaycılığın etnik bir meslek haline geldiğinden söz edilebilir. Bugün gezici kalaycılık da yok olmak üzeredir. Kalaycı dükkânlarına ise İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Diyarbakır ve Trabzon gibi bazı büyük kentlerde ve Beypazarı, Ayaş, Tire gibi geleneksel zanaatların hâlâ ayakta kalabildiği bazı büyük ilçe merkezlerinde tek tük rastlamak mümkündür. Kalaycı ustaları, kalaylayacakları kabı kalaycı dükkânının bir köşesinde yer alan ocaktaki ateşin üstüne bir maşayla tutarak ısıtırlar. Sonra usta bir başka kapta hazır tutulan kalay tozu ısıtılan kabın içine serper ve elindeki bir bezle kabın çeperine sıvarlar. Ayrıca kalayla lehim işleri de yapılmaktadır. Madenî eşyaların kulp, boyun ve emzik gibi parçalarını gövdeye tutturmak için kalay lehimi kullanılır. Lehim işlerinde el kaynağı, kerpeten ve uçlu kalemler gibi aletlerden yararlanılmaktadır. Uygulama yapılırken lehimlenecek parçanın birleşim yeri tuz ruhu ile temizlenir ve el kaynağı ile ısıtılan birleşim yeri sıvılaştırılmış kalayla sıvanır. Soğuma sonrasında kalay katılaşır ve işlem gerçekleşmiş olur. Kalaylı bakır kaplarda yapılan yemeklerin sağlıklı ve lezzetli olduğunu belirten Tok, kalaylı bakır kapların sağlık ve hijyen açısında çok önemli olduğunu söyledi. Günümüzde kalaylı bakır kapları sadece köylülerin kullandığını, yeni neslin kalaylı bakırdan haberi bulunmamaktadır. Bir zamanların gözde mesleklerden biri olan kalaycılık, Afşin'de yok olmamak için direniyor. Bundan yaklaşık 50 yıl önce o dönemin en gözde mesleklerinden biri olan
kalaycılık, günümüzde teknoloji karşısında direncini yitirmiş durumda. Kalaycılığı Afşin'de artık sadece İsmail AŞIK yapmaktadır.
AFŞİN’İN KALAYCI USTALARI
1910 Yılında İlçemizin İlk Kalaycı Ustaları Hasan KÖSEBALABAN, Abdurrahman KÖSEBALABAN, Hanifi KÖSEBALABAN , Mevlüt KÖSEBALABAN
 Kalaycı Ustaları olarak Afşin'de Kalaycılık mesleğinin öğretilmesine ve yaygınlaşmasına büyük emekleri geçmiştir.
1-Hasan TOR, 2-Rasim KAPU, 3-Halet KAPU, 4-Mustafa ÇOLAK , 5-Süleyman ATAÇ , 6-Cuma KARABÖRK, 7-Hasan AŞIK,8-İsmail AŞIK, 9-Alaaddin Aşık ,10-Durdu SEVEN,11-Ahmet AŞIK, 12-Haci Zıba, 13-Süleyman ERTEKİN, 14-Sadık CULUK(Temekçi), 15-Kalaycı İhsan, 16-Töme Memet, 17-Şabanın Hacı, 18-Halil YAVŞAN 19-Ahmet Duran KALAYCI,

ARAŞTIRMACI YAZAR
MUSTAFA KÖŞ





 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.