16 YÜZYILDA MARAŞ SANCAĞINDA AFŞİN


16 Yüzyılda Maraş Sancağı Afşin-Elbistan-Andırın Kazalarından oluşmaktaydı. Öncelikle Osmanlı İmparatorluğun yönetimde ki sistem yapısına bakalım. Osmanlı idari düzeninde eyaletler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar da nahiyelere ayrılmış bulunmaktaydı. Bunların alt birimlerini ise, köyler ve mezralar oluşturmaktaydı. Afşin-Efsus Kazası: Efsus, Hurman, Izgın (Azgıt), Karagöz, Kocabat Kaşanlı, olmak üzere 5 Nahiyeden oluşmaktaydı. Afşin(Efsus) şehrimizin tarihine baktığımız zaman çeşitli tarihi kaynaklarda bazen Nahiye bazen bir nahiyeye bağlı köy olarak ismi geçmektedir. Afşin şehrimizin tarihine baktığımız zaman sık, sık ismi değiştirilen bir şehir olmuştur.16. Yüzyılda Osmanlı devletinin temel idari ünitesi Sancak (=Liva) olup, her sancak merkezden tayin edilen bir sancakbeyi (=Mirliva) ile yine merkezden gönderilen bir kadı tarafından yönetilirdi. Belirli bir bölgedeki Sancaklarda Vilayet adı verilen ve beylerbeyinin (mır-i miran) emri altında bulunan idari üniteleri meydana getirilerdi. Beylerbeyi eyalette Sultanın otoritesini temsil eden en yüksek yönetici idi. Eyaletin her Sancağına merkezden bir sancak beyi atanırken, Paşa sancağı diye adlandırılan biri doğrudan beylerbeyinin yönetimine bırakılmıştır. Aslında beylerbeyiler ve sancakbeyleri, en ufak sipahiye dek uzanan tımar sistemi zincirinden askeri sınıf mensuplarıydı. Fakat tımar sistemi İmparatorluk yönetimine temel olduğundan bunlar aynı zamanda mülki yönetici idiler. Bu yöneticilerin tümü kul sisteminden yetişme, bağlılıkları daha önceki görevlerinde denenmiş devlete ve hükümdara yararlıklarından dolayı terfi ettirilerek bu göreve getirilmiş kimselerdi. Kazalar da idari yapı şu şekilde oluşmaktadır. Kadılık diye de anılmakla birlikte, başında bir kadı ve onun emrine sancak beyi tarafından gönderilen bir subaşı ve bir müftünün bulunduğu kasaba veya şehir ile etrafında ona bağlı köylerin bulunduğu, adli ve idari bir yerleşim birimleri olup, hakiki bir hükümet dairesi vazifesi görürler. Çünkü hükümet merkezinin emirleri doğrudan doğruya kadıya gelmekte halkın hükümet ile olan işleri burada görülmekle birlikte, mahkemeleri de burada yapılmaktaydı. Burada konunun daha iyi anlaşılması için “Sancak” sözcüğünü açmak istiyorum. SANCAK: Kelime olarak birçok manaya gelen "Sancak", Osmanlı taşra teşkilatında kazaların birleşmesiyle teşekkül eden ve sancakbeyi denilen görevli tarafından yönetilen idarî birimin adıdır. 15. yüzyılda yaygın bir şekilde kullanılan sancak terimi, özellikle 16. Yüzyılda idarî bir birim olarak Osmanlı kanunnamelerinde yer aldığı ve hazırlanan " Tahrir defterlerinde her birinin, kendine has ayrı ayrı kanunnamelerinin bulunduğu görülmektedir. Ayrıca Sancak, askeri anlam ifade etmekte olup, askerleri aynı bayrak altında savaşa giden mıntıka demektir. Sancaklar, coğrafi ve tarihi şartların sonucunda oluşmuş birimler olmakla birlikte idari ve hukuk yönünden birbirlerinden ayrılmaları mümkün değildir.Ünlü Azerbaycanlı gezgin ve bilim adamı Hacı Zeynel Abidin Şirvani (1780-1837 veya 1838) ömrünün kırk yılını seyahattte geçirmiş bir seyyah olarak Maraş'ın İki yüz yıl önceki görünümü , nüfusu,meşhur sahsiyetleri hakkında bilgi vermiş Maraş yöneticisi Kalender Paşa ile buluşmasında Muhammed Efendi ve Mahmud Efendi gibi bilginlerle yaptığı konuşmalardan söz etmiştir. Bunun yanı sıra onun seyahatnamelerinde Maraş'ın çevresinde bulunan kentlerden, özellikle Efsus(Afşin)-Elbistan'dan bahsedilmiştir.  Sancaklar çoğunlukla bir çırpıda aynı kumandanlar tarafından Osmanlı devletine katılan ve aynı zamanda idari- mahalli özellikleri bulunan, fakat en önemlisi ise, ne merkezi güce rakip olabilecek kadar çok güçlü, ne de fazla önemsiz sayılacak kadar zayıf, ama belirli bir sayıda tımarlı sipahiyi besleyebilen bölgeler olarak ortaya çıkmıştır. Sadece bugün değil, tarih boyunca şanla şerefle doludur, Maraş. Maraş, tarihte Anadolu’yu dış dünyaya bağlayan önemli ticaret yolları üzerinde bulunmaktaydı. Tarihteki bu önemi nedeniyledir ki, Maraş ve çevresi büyük devletlerarasında hâkimiyet mücadelelerine sahne olmuştur. Maraş yöresinin Selçukluların egemenliği altına girdikten sonra da iktisadi önemini devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Buna rağmen 1500 ve 1600`lü yıllarda tutulan Osmanlı Arşiv belgelerinde "Afşin-Efsus şehrinin önemi ortaya çıkmaktadır. 1500 tarihindeki Maraş Sancağına ait tapu tahrir defterlerinde tutulan kayıtta Konar-göçer Yörük Türkmen taifesinden olan cemaatlerin olduğunu görmekteyiz. 16. yüzyıldan günümüze gelindiğinde Dulkadirli Ulus’una bağlı cemaatlerin bakiyelerinin bugün hala yaşamakta olduğu görülür. Bugün Kahramanmaraş ili sınırları içerisinde bulunan çoğu köy isimlerinin daha önceki cemaat isimleri ile aynı, çok benzer veya köylerin isimleri değişik olmasına rağmen 16. yüzyıldaki cemaatlerin torunları olduğu görülmektedir.1500 Yılı Maraş Beylerbeyliği Haritasına göre Maraş Beyler Beyliğinin Sınırları Maraş, Elbistan, Afşin(Efsus), Göksun, Andırın, Pazarcık, Kayseri, Zamantı (Pınarbaşı), Sarız, Kostere (Tomarza), İncesu, Kırşehir, Ankara, Kırıkkale, Keskin, Bozok (Yozgat), Malatya, Darende, Doğanşehir, Harput (Elazığ), Çemişkezek, Besni, Hısn-ı Mansur (Adıyaman), Kahta, Gerger, Diyarbakır, Urfa, Çermik, Rumkale (Halfeti), Ayıntap (Antep), Bulanık(Bahçe),Gündüzlü, Amik Ovası, Antakya, Guğercinlik (İslahiye Bölgesi), Trablussam, Sis (Kozan), Kars-ı Zulkadiriye (Kadirli), Uzeyr (Payas) ve Ayas’a (Yumurtalık) kadar genişlemiştir. Ayrıca Corum, Çankırı ve Sivas olmak üzere birçok önemli yerleşim yerlerinden oluşmaktaydı. Dulkadiroğlu Alaüddevle Bozkurt Bey Eshab-ı Kehf Külliyesinin üzerine ağır olmasın diye ateş tuğladan 1500 yılında Efsusta (Afşin)’de Eshab-ı Kehf'e bir medrese (Üniversite) yaptırdı. Medreseler Sancaklara ve önemli şehirlere yapılıyordu. Afşin coğrafyası; Afşin; Türkiye'nin yedi coğrafya bölgesinden; Orta Anadolu Bölgesinin Yukarı Kızılırmak, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Orta Fırat Bölümleriyle, Akdeniz Bölgesinin Adana bölümünün birbirlerine yaklaştığı yerde, Kahramanmaraş İI merkezinin kuzeyinde, Elbistan ovasının batısındaki Doğu Toroslar'ın kuzeye uzandığı Binboğa Dağları'nın doğu eteklerinde yer alır. Doğu Anadolu Bölgesi'nin batısında yer alan ve 1387 Km2 yüzölçümü olan Afşin, bağlı olduğu Kahramanmaraş iline 146 Km. uzaklıktadır. Doğusunda Elbistan ilçesi, Güneydoğusunda Ekinözü İlçesi, Güneybatısında Göksün ilçesi, Kuzeybatısında Kayseri iline bağlı Sarız ilçesi, Kuzeyinde Sivas iline bağlı Gürün ilçeleri ile komşudur. İlçenin rakımı 1240 dır.Etrafını güneyden; Büyük Atlas, Küçük Atlas, Payamca, batıdan; Kara ayı, Bökenin Kuz, Beyceğiz, Kaplankaya, Büyüksaçcı, Kuzeybatıdan; Mağara, doğudan; Suluk, Ballık, Ekiz ve Yumrugöz tepelerinin çevirdiği Afşin; İlk çağlarda Binboğa Dağlarının doğu eteklerinden doğan (Gözderesi, Çobanpınarı, Kızlarpınarı) akarsuların yamaçlardan taşıdığı materyali yığarak meydana getirdiği birikinti konisi üzerinde bugün ki kale kalıntılarını gördüğümüz küçük bir tepe üzerinde kurulmuştur.Merkezi Afşin olan ilçenin topraklarının batısı ve kentin yerleştiği alan genelde engebelidir. Elbistan ovasına doğru yer şekilleri sade bir hal alır. Kent merkezi ortalama 1230 m. yüksekliktedir. Oysa, ilçe topraklarının en yüksek yeri 1935 m ile Örenderesi Köyü çevresinde, en alçak yeri ise, 1100 m. ile Yazıdere köyü çevresinde ölçülmüştür. Kent, Toros Dağlarının yükselmesi ve havzanın çökmesi sonucunda 3. Zamanda oluşan gölün zamanla kuruması ve batısındaki Çobanpınarı, Göz Deresi ve Kızlarpınarı'nın getirmiş olduğu alüvyonları eski gölün doğu kısmına doldurarak meydana getirdiği birikinti konisi üzerinde kurulmuştur. Afşin Kenti, kuzeyi açık üç tarafı kapalı bir çanak içindeki düzlük üzerinde yerleşmiştir. Batısı ve Güneyi Yüksek tepelerle çevrili olan kentin kuzeyinde şehrin hemen bitiminde akarsularla yarılmamış düzlüklerin olduğu geniş ova üzerinde verimli tarım alanları başlar. Afşin’in MÖ.4000 yıllarına kadar inen bir tarihi olduğu, yörede yapılan Prof. Dr. Kılıç Kökten’in yapmış olduğu kazı ve araştırmalardan anlaşılmaktadır. Bugünkü ilçe merkezinin 20 km. kuzeyinde Tanır Köyü’nde eski bir yerleşimin izleri ile karşılaşılmıştır. Hitit, Asur, Pers, Makedonya, Roma ve Bizanslılar yöreye egemen olmuşlar, zaman zaman da Arap akınlarına uğramıştır. Roma döneminden suyolları, duvar kalıntıları Tanır Köyü’nde günümüze kadar gelebilen eserlerdir. İlçeye 35 km. uzaklıktaki Kaşanlı Köyü’nde bulunan kaya kabartması ve şapel Bizans döneminden kalmadır. Roma ve Bizans dönemlerinde Arabisus ismi ile tanınan Afşin’e Selçuklular yerleşmiş ve günümüze ulaşan bazı yapıları da bunu kanıtlamaktadır. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sırasında 1514’te, Dulkadiroğulları beyliğini ortadan kaldırmasından sonra 1515’te Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde Efsus ismi ile tanınmıştır.
1—Afşin- Efsus Nahiyesi (Afşin’in yakın çevresine içine alan merkez nahiye olup 70 köy ve 60 mezrası ile yaylakları ve Meraları ile büyük bir alanı kaplıyordu)
2-Hurman Nahiyesi: Efsus kazasına bağlı Nahiye olup Hurman Nahiyesinin 17 adet köyü ve 32 adet mezrası bulunmaktaydı.
3- Karagöz Nahiyesi: Efsus kazasına bağlı Karagöz Nahiyesinin 15 adet köyü ve 5 adet mezrası bulunmaktaydı. Efsus kazasına bağlı Karagöz köyünde Tudevin , Çebikcil ve Laladağı höyükleri bulunmaktadır.
4- Azgıt- Izgın Nahiyesi: Efsus Kazasına bağlı bulunan Azgıt-Izgın Nahiyesinin 10 adet köyü ve Mezraları bulunmaktaydı.
5- Kocabad Kaşanlı Nahiyesi: Efsus kazası bağlı bulunan en büyük Nahiye Kocabad Kaşanlı köyü Nahiyesinin 23 köyü ve mezraları yaylakları bulunmaktaydı. Kocabad Kaşanlı Nahiyesinde Malak Bakış Höyüğü Kaşanlı höyüğü bulunmaktadır.1500 yılında Efsus-Afşin Osmanlı idaresi altında bir kaza merkezi olarak Maraş Sancak Beyliğine tabi bulunuyordu. Bundan sonraki yıllarda Maraş Sancağının idari yapısında sık sık önemli değişikler meydana gelmiştir. Yapılan bu idari değişiklerden Efsus-Afşin kazası da etkilenmiştir. Tarihi arşiv kayıtlarını incelediğimiz zaman Afşin-Efsus kazasını bazı kayıtlarda Nahiye bazı kayıtlarda Efsus Nahiyesinde bulunan Eshab-ı Kehf Vakıflarının kayıtlarında bunu görmekteyiz. Bazı tarihi vesikalarda Afşin’in büyük bir sancak merkezi olduğu yazmaktadır. T.C.Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı arşivleri kataloguna göre 1275 yılı ve 270 dosya ve 2 gömlek numaralı resmi vesikalarda aynen şöyle yazmaktadır; Efsus Kazası Hanedanından ve Ashab-ı Kehf zaviyadarlarından Molla Mustafa Sıtkı Efendi 'ye Edirne ve ya Bursa ruusu yani Şeyhülislamlığa atandığını belirtiyor. Yine Osmanlı berat namelerinde yine 1275 yılı ve 274 dosya ve 63 nolu gömlek numaralı evrakta Efsus kazası hanedanlığı olarak geçmektedir. I.Dünya Savaşı sırasında önce İngilizlerin, ardından da Fransızların işgaline uğramıştır. Yerel milis teşkilatı Fransızlarla ve onların yanında yer alan Ermenilere karşı savaşmıştır. Lozan Antlaşmasından sonra, Fransızlar burasını terk etmişlerdir. Çeşitli savaşlar ve istilalar ile depremler sonucunca 1920 yılından 1944 yılına kadar Elbistan’a bağlı bir bucak merkezi iken Cumhuriyet döneminde Afşin 1944'te ilçe konumuna getirilmiştir. Efsus olan ismi Sultan Alparslan’ın değerli komutanlarından Anadolu’yu baştanbaşa bir Türk yurdu haline getiren Afşin beyin adına izafetten İlçemizin adı Efsus iken 1945 yılında Afşin olarak değiştirilmiştir. Sultan Alparslan’ın değerli komutanı Afşin Bey Afşin’in Hüyüklü köyü önlerinde Bizanslıları ağır yenilgiye uğratmıştır. Afşin Bey Afşin’in Hüyüklü köyünü kendine üst yaparak buraya kendi adına bir Kale yaptırmıştır. Afşin Beyin Mezarı Afşin’imizin Hüyüklü Köyü’ndeki Kalenin dibinde bulunmaktadır. Zamanla Höyüğün topraklarının kayması sonucunda Afşin beyin mezarının yeri kaybolmuştur. Afşin-Efsus şehrimizin geçmişte ne kadar önemli bir şehir olduğu bir kez daha 16 yüzyıl Maraş Sancağı Kayıtlarında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Daha önceleri Afşin’imizin 309 yıllık kaza olduğunu belirtmiştik ama Kahramanmaraş Belediyemizin Kültür Hizmetlerinde bulduğumuz Maraş Sancağı Haritasında 16 yüzyıl yani 1500 yılında Maraş Sancağının idari taksimatında Maraş Sancağının Afşin-Elbistan –Andırın kazalarından oluştuğu 16 yüzyıl Maraş sancağı haritasında ortaya çıkmıştır. 16 yüzyıl Maraş Sancağı Haritasına göre Afşin İlçemiz 514 yıllık ilçedir.
ARAŞTIRMACI YAZAR
MUSTAFA KÖŞ
Afşin Kent Konseyi Tarihi Araştırmalar Komisyon Başkanı
KAYNAKLAR
Doç. DR. İbrahim SOLAK-138 . 73 TK 101, s.1-197.
17 Yüzyılda Halep Eyaleti ve Türkmenleri Enver ÇAKAR –Türkmen ÇOPUR
Maraş Belediyesi Kültür Yayınları
Ali AFŞAROĞLU Eshab-ı Kehf ve Rakıym adlı Eser
Prof Dr Faruk SÜMER Eshabül-kehf adlı Eser
Afşin’e ait Osmanlı Padişahları Fermanları ve Beratnameleri
Afşin’e ait Çeşitli Makaleler
http://www.eshabikehfsehri.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.